Paraya biat! - Hamza Atlı

Paraya biat!


Kıymetli okurlarım...

Sizleri selamların en güzeli ile selamlıyorum.

Rabbimin rahmeti, bereketi, mağfireti ve hidayeti "dertlilerin" üzerine olsun...

Derdi "islam" olan kardeşlerimize selam olsun!

Dostlar...

Paraya ne denli ehemmiyet verdiğimiz malum. Kimse, kimseyi kandırmasın.

Ben sevmiyorum diyen adeta aşık bu maddeye...

Gerçekten sevmeyen, elinin tersiyle iten ise çok az...

Sözüm ona "garantili rızık" için çalmadığı kapı kalmayan, 30'lu yaşları aştığı halde ille de devlet kapısı olacak diye psikolojisi bozulan onlarca insan tanıyorum.

İşim yok, evlenemem, işim yok şöyle edemem, böyle diyemem, diyenlerin sayısı çok çok fazla...

"Buyur sana iş" denince de burun kıvıran, "ben tahsilliyim" demeye getiren milyonlar var.

Çocuklarını da "rızkı devletten belleyen" kişiler olarak yetiştiren bu "imansız ve inançsız" güruh azımsanmayacak kadar fazla...

Komşunun kızını, onun, bunun tahsilini başa kakan anne/baba ziyadesiyle çok!

Dostlar...

Vallahi dünyada kimsenin sahip olamayacağı hazinelere sahibiz...

Sağlığımız var. 

Üzerine bastığımız ayaklarımız, bağcıklarını bağlayan ellerimiz, güneşi gören gözlerimiz var...

Gönüllerimiz, aklımız var...

Allah'ın bize verdikleri "vermedikleri sandıklarımızdan" çok daha fazla...

Kuran diyor ya;

-Keşke bilselerdi...

Şimdi sizleri bu minval üzere ibret verici güzel bir hikaye ile başbaşa bırakıyorum...

TV’de bir programda sunucu, milyoner misafirine sordu;

-"Hayatında, seni en çok mutlu eden şey nedir?" 

Adam;

-"Hayatımda dört mutluluk merhalesi yaşadım, ta ki mutluluğu buldum...

1-Mala, eşyaya düşkünlüğüm oldu, elde edince, mutluluğun bu olmadığını anladım.

2-Çok pahalı şeylere düşkünlüğüm oldu, elde edince, onların verdiği mutluluğun, zamanla tesirini kaybettiğini gördüm.

3-Büyük şirketler, mesela bir futbol takımı veya uluslararası bir şirket sahibi olunca, mutluluğu yakalarım sandım, ama hayal ettiğim mutluluğu onlarda da bulamadım. 

Hatta gördüm ki, imkânların çoğaldıkça, sorumlulukların artıyor, rahatından fedakarlık yapmak zorunda kalıyorsun. Uykuların dahi kaçıyor, rahat uyuyamıyorsun!

Bir arkadaşım benden, engelli çocuklar için tekerlekli araba almamı, sponsor olmamı istedi. Hemen yüklü bir bağışta bulundum. Teslim günü gelince arkadaşım ısrarla çocuklara kendi elimle arabaları teslim etmemi ve çocukların sevincine ortak olmamı istedi. 

Tabi gittim, çocukların arabaları alırken ve kullanırken ki sevincini görünce çok mutlu olmuştum. Rutin bir sevinçti, bir kaç gün sonra unutacaktım.

Oradan çıkmak için kapıya yöneldiğimde, bir çocuk bacağıma yapıştı. Nazikçe kurtulmaya çalıştım, ama çocuk ısrarla bırakmıyor ve dikkatlice yüzüme bakıyordu. 

Ona, "benden başka bir isteğin mi var?" dedim. Çocuğun cevabı bana gerçek ve kalıcı mutluluğun adresini vermişti. 

Bana;

-Hayır bir şey istemiyorum, yüzünü hafızama kazıyorum ki, Cennette karşılaştığımız zaman seni tanıyayım ve Rabbimin huzurunda sana bir daha teşekkür edeyim" dedi.

Gerçek mutlulukları yakalayacak amelleri bize nasib eyle Allah’ım! 

(Not: hikâye alıntıdır)

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 2

  • Muhsin | 15 Mart 2021 07:10

    Kalemine sağlık

  • İsimsiz kahraman | 13 Mart 2021 12:27

    Hamza hocam arkandayiz

YAZARIN SON 5 YAZISI
15Ekm

Suriye'liler gitmeli mi?

05Ekm
27Eyl
21Eyl
14Eyl

Neden utanayım?