Mescitler neden ruhsuz ve cansız? - Hamza Atlı

Mescitler neden ruhsuz ve cansız?


Bar ve pavyonlar dolup taşarken camiler neden boş?

Kıymetli okur...

Bir kez daha buluşmak nasip oldu.

Konumuz çok şu sıra. Gündem bir hayli yoğun. İnsanlar oldukça meşgul...

Malum, bizler her nefeste siyaset konuşan bir toplumuz. Her şeyin en iyisini bilir, ülke idaresi bizde olsa her şeyi halledecek kapasitede görürüz kendimizi.

Geleyim işlemek istediğim asıl meseleye...

Taksim'de inşa edilen cami malum.

Taksim'de devasa bir cami açıldı.

Bunun dışında Çamlıca Cami tüm ihtişamıyla İstanbul'a bakıyor.

Ayasofya konusuna gelince, o da siyasi bir başarı bence...

Camilerin olması kötü değil ama dolmaması, ruhen yoksun olması oldukça kötü!

 Cami gerekli lakin meselem başka.

 (Keşke bunlarda olsa dediğimiz türden.)

4 minareli, 6 minareli camiler...

Nakışlı, süslü-püslü, binlerce liralık avizelerle israfa meydan okuyan yüksek kubbeler...

(Yahu bari bunu eleştirme demeyin, yazıyı sonuna kadar okuyun!)

Her mahallede, her köyde, her caddede binlerce cami...

Kıyam ruhundan yoksun, esaret zincirleri ile bağlı...

Resmi izin ile belgeli siyasi hutbeler!

Vatan-Millet soslu dualar!

Her yönüyle Allah'ın emrettiği bir din değil, Laik devletin izin verdiği vaazlar...

Laiklik, Kemalizm ve Demokrasiye edilen yemine gönülden bağlı memurlar...

Çiçek böcekten bahseden, çer-çöp toplatan nasihatler...

Evet cami güzeldir ama...

Mescid-i Nebi’ye şube olamadı bu devasa kubbeler!

Oysa birkaç kerpiç ve üstü yarım gölgeli bir mescit inşa edilmişti Medine-i Münevvere'de...

Takva üzerine inşa edilmiş, içten, samimi...

Sadece camiler değil, insanlarda öyle!

Her cami kıyam, cihad, uhuvvet ve direniş karargâhı...

Tevhid, şeriat ve hilafet merkezi..!

İstişare, meclis, devlet idaresi ve fakirlerin sığınak evi...

Mazlumun göz yaşlarını silen adalet mektebi..

Umudun, huzurun kulluğun zirvesi...

Asr-ı saadetin mutluluk karargâhı!

Şimdikiler öyle mi?

Ya da bizler o mescitlerde iman ve ibadette zirve yapanlar gibi miyiz?

Arada dağlar kadar fark var değil mi?

Birisi vahye müteveccih,  diğerleri sistem icazetli!

Doğu ve batı kadar fark var değil mi? 

Sahiden bir mescit dünyaya adalet dağıtırken binlerce mescit neden ihya etmiyor?

Memleketin sokaklarında bar ve pavyonlar dolup taşarken, camiler neden boş?

Mescitler neden ruhsuz ve cansız?

Gök kubbeyi titreten ezanlar neden gönül tellerimize dokunmuyor.. 

Gençlik, eğlence merkezlerinde hoplayıp zıplarken, neden mescitlerde kıyam ve secdeye koşmuyor?

Evet, yüksek taş duvarlar, devasa kubbeler, gök kubbeye uzanan minareler, nakışlı duvarlar çözüm değil!

Vahye muhatab mescitler, esaret zincirlerini kıran, Mescid-i Nebi'ye şube olan kerpiçten yapılı, temeli "takva" üzerine inşa edilmiş mescitler reçete olabilir!

Aksi takdirde her çaba boş!

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Eyl

Neden utanayım?

14Ağs

O bir anne!

05Ağs

Fuat Usta Muzdarip!

14Tem
10Tem