Dost Mektupları - Hakan Ertürk

Dost Mektupları


DEĞERLERE DAİR…

Bir düşüncedir sardı beynimi: “Yeryüzünde hiçbir şeye değer vermeyen bir canlı var mıdır?”

Bana kalırsa yeryüzünde böyle bir canlı yok. Çünkü arzda verilen bütün mücadeleler, değer verilen şeyler için yapılıyor.

Tabiattaki diğer varlıkları bir kenara bırakıp insana gelecek olursak, insanın değer verdiği, önemsediği şeyleri sıralamakla bitiremeyiz. Mal, evlat, makam, nefsin arzuları, insanları köleleştirme çabası yahut mazluma yardım etme isteği, adalet ve özgürlük hayâli vs. vs. hep değer yargısından kaynaklanmaktadır. Bunlar ve buraya yazmakla bitiremeyeceğimiz her türlü arzu ve istekler, insan için birer değer olmakta ve bunlara ulaşmak yahut korumak adına çaba sarf etmektedir.

İnsanın değer anlayışında nefis ön plandayken “Müslüman insan”ın değer anlayışında Kur’an’ın hükümleri belirleyici rol oynar. Müslüman şahsiyet, yukarıda sayılanları ve sayılmayanları kendi kriterlerine göre testten geçirip buna göre bir duruş sergiler. Bu kriter “Kur’an ve sahih sünnet”tir. Bu durumda yapacağımız şey, gönlümüze hoş geldiği için değer verdiklerimizi “Acaba, Allah ve elçisi bu hususta ne düşünüyor?” diye Kur’an’a ve Rasulullah (sav)’a götürmek olmalıdır. Bunu gerçekleştiren kişiler,  imanın tadını almış olurlar. Onlardan olmanı ve onlardan olmayı diliyorum.

İnsanoğlunu değerli kılan da değersizleştiren de kendisidir aslında… İnsan, Allah’a kulluğu ölçüsünde değer kazanır. Mademki Allah ile değer kazanıyoruz, o halde en fazla değere layık olan da Allah’ın buyrukları olmalıdır. Evimizin içinde, sokakta, çarşı-pazarda, okulda, iş yerinde, arkadaşlar arası ilişkide vs. hep Kur’an ve sahih sünnet eksenli bir değer yargısına ve duruşa sahip olsak ne güzel olurdu…

Dünyevî bir kazançtan mahrum olmamak için her güçlüğe karşı gâh direnç gâh tahammül gösteren biz Müslümanlar, ebedî hayatımız hususunda bu kadar lakayt davranmayı neye bağlıyoruz acaba? Değerlerimiz mi değişti, yoksa değişen bizler miyiz?

Dünyaya verdiğimiz değerin kaçta kaçını ahiretimize vermekteyiz? Oysa ahiret yurdu bizi bekliyor ve ölümün soğuk nefesi her an ensemizde…

Ulvî değerlerimizi bir kenara bırakıp ne kadar da ucuz ve basit değerlere sarılmışız. Bizi bizden iyi bilen Rabb’imiz boşuna buyurmuyor:

Doğrusu insan çok zalim, çok nankördür.”(İbrahim 34).

“İnsan pek acelecidir.” (İsra 11).

“Gerçekten insan pek hırslı (ve dar gönüllü) yaratılmıştır.” (Mearic 19).

Yine Rabb’imiz bizleri uyararak Siz akıllanmaz mısınız?” (Enbiya 67) buyuruyor.

Değerlerimizi şu hadise göre yeniden gözden geçirmek için her ikimiz de gayret gösterelim. Allah, bu yolda yardımcımızdır.

Enes(ra)’ten rivayet edilmiştir: Hz. Peygamber(sav) şöyle buyurdu: “Şu üç şey kimde olursa o, imanın tadını bulur:

1-Allah ve elçisini her şeyden daha çok sevmek.

2-Sevdiği kişiyi yalnızca Allah için sevmek.

3-Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra yeniden küfre(inkârcılığa) dönmeyi, ateşe atılmak kadar kötü görmek.”

Ne mutlu bu bilinçle Allah’a kul olanlara…

Vesselam…

hakanerturk4444@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 2

  • Hakan Ertürk | 23 Ocak 2021 12:02

    Allah sizden de razı olsun. Aynen sizin de belirttiğiniz gibi bazı şeyleri ancak yaşayarak anlayabiliriz.

  • Vahdettin kandemir | 23 Ocak 2021 10:19

    Yazıyı begendim çok harika Allah razı olsun teşekkür ederim diyecek yok yaşamak gerek yaşamadan anlaşılmaz

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Eyl
10Eyl

Kör olan kim?

03Eyl

Ruhunu teslim etme! Yoksa…

27Ağs

Dost Mektupları

20Ağs

Dost Mektupları