Dost Mektupları


EĞİTİM ŞART AMA …

Dillere pelesenk olmuş ama fiiliyatta yansımalarını müspet mânâda pek de göremediğimiz bir kavram: Eğitim…

Bugün üzerinde durulan en öncelikli konuların başında eğitim geliyor. Sebebi ise ortada… Toplumsal bir çöküntü içinde bulunan insanlık âlemi, sonu hüsran olan bir yolun yolcusu durumunda.

Aslına bakarsak böyle olmaması gerekir değil mi? Çünkü hepimizin malumudur ki günümüzde eğitime büyük önem verilmekte; eğitim neticesinde sahip olunan bilgiyle insanlık, gücüne güç katmakta ve teknoloji alabildiğine ilerlemektedir. Hâl böyleyken nasıl olur da insanlık olarak büyük bir hüsrana doğru yürürüz?

Herkes kendi zaviyesinden bakar olaylara. Ben de bu meseleyi müsaadenle kendi zaviyemden izah edeyim:

Yeryüzündeki her şeyin iki boyutu vardır: Madde ve öz. İnsan da böyle değil midir? Hem fiziksel görünüm olarak madde boyutu hem de ruhî boyut olan öz vardır insanda.

Şöyle bir soru akla gelebilir: “Peki eğitimin madde ve öz boyutu nedir?”. Cevap olarak: “Eğitimin madde boyutu bilgi, öz boyutu ise ahlâktır.” diyebiliriz. Ruh ve bedeni birbirinden kopuk düşünemeyiz. Ruh, bedenden ayrıldığı zaman insan ölür. Ruhtan kopmuş bir beden yavaş yavaş çürümeye başlar. Yine bunun gibi, ahlâktan yoksun bir bilgi de sadece sahibine yük olur. Ahlâkı bir kenara atıp bilgiyi yüceltenler, Kur’an’ın deyişiyle bilgi yüklü merkeplere benzerler.

Ahlâkı, bilgiden koparırsan sonuçta Allah’ı inkâr eden Julian Huxley gibi insana kendi ilahlığını ilan ettirirsin. Çünkü ona göre sadece bilgisiz insan Allah’a inanır. Bilip öğrenen, teknolojide çığır açan insanın Allah’a ihtiyacı kalmadığı için kendi ilahlığını ilan etmesi gerekir.

Eğitim, meyve gibidir. Meyve, kabuk ve kabuğun altındaki özden oluşur. Eğitim meyvesinin kabuğu bilgi, özü ise o kabuğun altındaki ve kabukla yapışık duran ahlâktır. Kabuk, meyveyi korur. Ancak, kabuğun altında bir şey yoksa o kabuğun da hiçbir kıymeti yoktur.    

Bugün baktığımızda devlete, millete en büyük darbeleri vurup hortumlayanlar, aslına bakarsak eğitimli kişilerdir. Ne yazık ki almış oldukları eğitim, onları gerçekleştirdikleri çirkin işlerden alıkoyamamıştır.

Biz, öğretmeniz. Bugün öğretmenler olarak bize düşen vazife, bilgiyle birlikte o bilginin ahlâkını da öğrencilerimize vermeye çalışmak olmalıdır.

Anne-babaların da en temel vazifesi, bu doğrultuda çocuklarını yetiştirmek olmalıdır. Unutmayalım ki geleceğin dünyasını inşa edecek olanlar, şu an elimizin altındaki çocuklardır. Biz, çocuklarımızı ahlâkî bir eğitimle yetiştirirsek, hiç şüphe etmiyorum, bu dünya gül bahçesine dönecektir.

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed(sav)’den rivayet olunan şu hadisi evlatlarına ev, araba gibi maddî şeyleri miras bırakmayı dert edinen her anne-babanın düstur edinmesi ne kadar da yerinde olurdu:

"Bir baba, çocuğuna güzel ahlâktan daha üstün bir miras bırakamaz."

Hani “Eğitim şart”  diyoruz ya… Muhakkak eğitim şart ama ahlâkî eğitim… Durum böyle olursa ahlâkla yoğrulmuş bir bilgi, insanlığı hakîki mutluluğa ulaştıran bir yol olur. Eğitim de işte o zaman “eğitim” olur.

Vesselam…

hakanerturk4444@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
30Tem

Dost Mektupları

16Tem

Dost Mektupları

09Tem
02Tem

Dost Mektupları

25Haz

Dost Mektupları