Dost Mektupları


AĞUSTOS BÖCEĞİNDEN ÖZÜR DİLİYORUM 1

Ağustos böcekleriyle ilgili mini bir araştırma yaptım.

Öte öte en sonunda çatlayarak öldüklerini işitmiştim. Bir nevi harakiri de denilebilir buna. Bunun gerçekten böyle olup olmadığını araştırmak istedim. Zira çok ilgimi çekti.

İçinde biriken acıları artık had safhaya ulaşan ve çatlayana kadar mütemadi çığlıklar eşliğinde ölümü çağıran kederli bir insanın hâli, ağustos böceğinde tecessüm ediyordu zihin dünyamda.

Yaptığım mini araştırmada gördüm ki ağustos böcekleriyle ilgili ortaya atılan bu yorum gerçek dışıymış. İşin aslı öyle değilmiş lakin bu araştırmam bana ağustos böcekleriyle ilgili yeni bir şey sundu.

Biz ağustos böceklerini toprağın üstünde yaşayan bir böcek türü olarak biliriz ama kazın ayağı hiç de öyle değilmiş.

Ağustos böcekleri, yaşamlarının büyük bir kısmını toprağın altında ağaç köklerini emerek geçirirlermiş. Yıllarca toprağın altında yaşayan (19 yıla kadar yaşayan ağustos böceklerinin olduğu söyleniyor) ağustos böcekleri, ömürlerinin sadece birkaç haftasını toprak üstünde geçirirlermiş. Yaz mevsiminin sadece birkaç haftasını toprağın üstünde ve mavi göğün altında geçiren bu canlılar, kışı görmeden ölürmüş. Kışı hiçbir zaman göremeyeceğini bilen ağustos böcekleri, kış için herhangi bir hazırlık içine de girmezmiş.

Yani anlayacağın sevgili dostum, yine kandırıldık. Evet, evet, ağustos böcekleri hususunda da bizi kandırmışlar. “AĞUSTOS BÖCEĞİ İLE KARINCA” fablını sen de çok iyi bilmektesin…

Esefle ifade etmek isterim ki ömrümüzü, karıncayı takdir edip ağustos böceğini eleştirerek geçirmişiz. Hatta, komşusu olan karıncanın kapısından soğuk kış gününde eli boş dönen ağustos böceği için “Oh olsun! Açlıktan ölmeyi hak ettin.”  dedik. Nereden bilebilirdik ki bu tavrımızla kapitalizmin çarkına su taşımış, sömürgeci ve ferdiyetçi dünya düzenine katkıda bulunmuşuz. Bir fabl üzerinden hayrın, paylaşmanın, sevabın, iyiliğin ve birlikteliğin öcü gibi gösterildiğini maalesef fark edememişiz.

Aslında ağustos böceği, bize tanıtıldığı gibi tembel bir varlık değil, bilakis çok akıllı ve yaratılış gayesine uygun yaşayan bir canlıymış.

Kışı hiçbir zaman göremeyeceğini bilen ağustos böceği, lüzumsuz yere mal biriktirip durmuyor. Yiyemeyeceği, ikram edemeyeceği, istifade edemeyeceği bir mal için kısacık toprak üstü hayatını heba etmesine ne lüzum var değil mi?

Ah biz insanlar! Rabb’imizin ayetlerinden bir ayet olan ağustos böcekleri ders veriyor bizlere. Haberimiz var mı? Ağustos böcekleri bize sesleniyor, işitiyor muyuz? “Çoğuna el dahi sürmeden terk-i dünya eyleyeceğiniz malları biriktirme hızınızı biraz düşürün de ahirete yönelik yatırımlara hız verin biraz da. diyorlar. İşitiyor muyuz?

Kıymetli Dost,

Münzevî bir hayat yaşayalım, dünyadan el etek çekelim, demiyorum lakin başkasına kalacak şeylerin hamallığını yaparken ölüm meleğiyle buluşmayalım, diyorum.

On evimiz de olsa ancak birinde oturabiliriz. İki arabamız da olsa ancak birini kullanabiliriz. Bankada duran paraların, altınların sadece bir kısmı lazım olabilir. Geri kalanlar ise hiç kullanamayacağımız ama uğruna nice zahmetlere katlandığımız ve hamallığını yaptığımız şeylerdir.

Vesselam…

hakanerturk4444@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 3

  • Hakan Ertürk | 08 Ağustos 2020 02:55

    Yorumlarınız için teşekkür ederim arkadaşlar. Masallarda bile tarif edilemeyen bir güzelliğe sahip cennet bahçelerinde halka olmak duası ile...

  • Haydar Şahin | 07 Ağustos 2020 13:30

    Bize bir masal anlattılar.İnandık.Masal yalan dediler.Yine inandık.İnanmak istiyorduk ve inancımızla vurdular.Olsun biz bu dünyada kandırılan olalım onlar kandıran.Bir Masal kadar yakın bir zamanda her şey olacak ayan.

  • Ramazan Aslan | 07 Ağustos 2020 10:57

    Sayın hocam kaleminize sağlık....

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Eyl

Dost Mektupları

18Eyl

Dost Mektupları

11Eyl

Dost Mektupları

04Eyl

Dost Mektupları

28Ağs

Dost Mektupları