Dost Mektupları 14 - Hakan Ertürk

Dost Mektupları 14


-Ümitsiz Olmaz... Hiçbir Şey İçin...-

Pek Kıymetli Dostum, Can Yoldaşım,

Umutsuzluğa yelken açtığını duydum. Açma… Yelkenleri suya indir ve hatırla ki sen, Rab olarak Allah’ı bilmişsin. Yine hatırla ki sen, Kur’an’a iman etmişsin. O vakit “Kâfirlerden başkası Allah’ın rahmetinden umudunu kesmez.” (Yusuf 87) hitabını ve yine bu minvalde olmak üzere “Rabb’inin rahmetinden sapıklardan başka kim umut keser?” (Hicr  56) hitabını görmez misin? Yoksa sen Kur’an okumuyor musun?

Sana Rasulullah(sav)’ın Mekke’deki son zamanlarını hatırlatırım. Hz. Muhammed(sav), Mekke döneminin son yıllarında kendisine iman eden ve iman etmediği hâlde akrabalık ilişkilerinden dolayı kendisini koruyan kimselerle birlikte bir ambargoya tabi tutuldu. Üç yıl kadar süren bu ambargo döneminde, yiyecek ağaç yaprağı bile bulamadıkları günler oldu. Neyse ki üç yıl sonra ambargo kalktı. Tam rahatladık dedikleri sırada Hz. Muhammed(sav), çocukluğundan beri kendisini koruyan ve öz çocuklarının önünde tutan amcası Ebu Talib’i kaybetti. Artık himayesiz kalmıştı çünkü amcası aynı zamanda Haşimoğullarının lideriydi. Ebu Talib ölünce, müşrikler bunu fırsat bilip türlü eziyetlere başvurdular. Zira kendisini muhafaza edecek bir amcası yoktu artık. Rasulullah(sav), bu eziyetlerle baş etmeye çalışırken çok daha büyük bir acı kendisini buldu. Rasulullah(sav)’ın deyimiyle diğer insanların kendisini inkâr ettiği bir dönemde kendisini tasdik eden, insanların sırt döndüğü vakitte bütün malını kendisine hibe eden ve Allah’ın ondan kendisine altı çocuk nasip ettiği hanımı Hatice’yi kaybetti. O Hatice ki Rasulullah(sav), Nur Dağı’nda tefekküre daldığında o, ilerlemiş yaşına aldırış etmeden kocasına yiyecek hazırlayıp götüren, kocası biraz gecikse peşinden adam gönderen, kocası ilk vahyi aldığında yaşadığı şaşkınlık ve korkuyla kendisine açıldığında “Vallahi Allah seni hiçbir zaman utandırmaz. Çünkü sen sözün doğrusunu söylersin. Emanete riayet edersin. Akrabana yakınlık gösterirsin. Komşularınla iyi geçinirsin. İhtiyaç sahiplerinin ihtiyacını görürsün. Yardıma muhtaçlara yardım edersin.” sözleriyle kocasını teskin eden ve ona ilk iman eden kişiydi. Hz. Muhammed(sav) o kadar hüzünlendi ki o yıla “Hüzün senesi” dendi. 

Rasulullah(sav), üç yıl boykota uğradı. Ardından iki sevdiceğini, en büyük iki destekçisini kaybetti. Belki bir çıkış yolu bulurum düşüncesiyle Taif’e gitti. Taifliler ayaklarına gelen devleti ellerinin tersiyle ittiler. Hatta çocuklara, kölelere ve kadınlara taşlattılar. Vücudu kanlar içinde çıktı Taif’ten ama Mekke’ye himayesiz giremezdi. Taif’e birlikte gittikleri Zeyd bin Harise’yi gizlice Mekke’ye gönderip güvendiği bazı aşiret liderlerinden himaye istedi. Üç gün boyunca Mekke’nin dışında bir yerde saklandı ve ancak üçüncü gün kendisini koruyacak birini bulabildi ve Mut’im bin Adiyy’in himayesinde Mekke’ye girebildi. Kendi şehrine, kendi mahallesine dahi giremeyecek kadar sıkıntılı bir süreç yaşadı Rasulullah(sav). 

Rasulullah(sav)'ın, Taif’ten taşlanarak çıkıp Mekke’ye de giremediği o üç günün içindeki bir zaman diliminde Rabb’ine niyazda bulunarak şöyle dua ettiği rivayet edilir:

“İlahi! Kuvvetimin zaafa uğradığını, çaresiz kaldığımı, halk nazarında hor görüldüğümü ancak sana arz eder, sana şikayet ederim!

Ey merhametlilerin en merhametlisi!

Herkesin zayıf görüp de dalına bindiği çaresizlerin Rabb’i sensin.

İlahi! Huysuz, yüzsüz bir düşman eline beni düşürmeyecek, hatta hayatımın dizginlerini eline verdiğin akrabadan bir dosta bile beni bırakmayacak kadar bana merhametlisin...

İlahi! Eğer bana karşı azaplı değilsen, çektiğim mihnetlere, belalara hiç aldırmam. Fakat, senin esirgeyiciliğin bunları göstermeyecek kadar geniştir.Sana sığınırım. Senin cemalinin nuruna sığınırım. Bütün karanlıkları parlatan, dünya ve ahiret işlerinin ıslahının yalnız ona bağlı bulunduğu nura sığınırım.

İlahi! Sen razı olasıya dek affını diliyorum. Bütün kuvvet ve her kudret ancak senindir.”

Allah’ın elçisi, bunca meşakkatli ve kederli zamanlara “sabır ve dua” ile göğüs gerdi. Hiçbir vakit Allah(cc)’tan ümidini kesmedi. “Sabır ve dua” ile direndi soluğunu kesen tüm acılara. Nihayet o sıkıntılı günlerden sonra hem de çok kısa bir süre sonra peş peşe lütuflara gark oldu.

Şimdi dönelim sana. Bütün bu anlattıklarıma en az benim kadar sen de vakıfsın. O zaman bu umutsuzluk niye sevgili dost? Yoksa sen “Peygamber(sav)’i örnek alıyorum derken şaka mı yapıyordun?”

Vesselam…
 

hakanerturk4444@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Yunus özcan | 13 Aralık 2019 08:18

    Ağzınıza yüreğinize sağlık sayın hocam

YAZARIN SON 5 YAZISI
22Ekm

Dost Mektupları

15Ekm

Dost Mektupları

08Ekm

Dost Mektupları

01Ekm

Dost Mektupları

24Eyl

Dost Mektupları