Dost Mektupları 1 - Hakan Ertürk

Dost Mektupları 1


Bir gün, bir grup insan, suç işlerken ele geçirdikleri birini tekme tokat yol ortasında döverlerken Ebu Derda(ra) yanlarına gidip onlara adamın ne yaptığını sorar. Büyük bir suç işlediğini söylediklerinde Ebu Derda(ra) onlara der ki: “Bu kişi suç işlemiş birisi olmayıp da kuyuya düşen biri olsaydı onu kuyudan çıkarmaz mıydınız? “. İnsanlar: “Evet, çıkarırdık.” deyince Ebu Derda(ra): “O halde, düştüğü vebalden de çıkarın. Sövmeyin, dövmeyin. Nasihat edin. Hatasını gösterin. Yaptığının ne demek olduğunu ona anlatın. Onun düştüğü günaha sizi düşürmeyen Allah’a hamd edin.” der.  İnsanlar:  “Yani sen şimdi bu adama kızmıyor musun?” deyince Ebu Derda(ra): “Yaptığınıza kızıyorum. Eğer terk ederse kardeşimdir.”  der. Önceden hiç duymadığı cümleleri duyan adam, ellerine sarılır ve tevbe eder. 

Sevgili Dost,

Toplumumuzun ciddi problemlerinden biri olarak gördüğüm bir durumu, yukarıdaki kıssa ekseninde ele almak istiyorum. Ebu Derda(ra) sahabedendi. Rasulullah(sav)’ın tedrisinden geçmişti. İmanla şeref bulduktan sonra, geçmiş yaşantısına dönmeyi ateşe atılmakla eş değer gören biriydi. Kendisi günahlara bu derece hassasiyet gösterirken büyük bir suç, büyük bir günah işlemiş birine karşı takındığı tavrı görüyor musun? “İnsan nasıl kazanılır?” ve “İnsan nasıl kaybedilir?” sorularının cevabını Ebu Derda(ra) bu kıssada bizlere öğretiyor. 

Birini işlediği bir suçtan, günahtan dolayı tenkit etmek, kınamak, ayıplamak, vs. ne kadar da kolay değil mi? Kendi kusurlarımıza, günahlarımıza âmâ kesilip başkalarınınkine keskin nişancı gözüyle bakmak ne kadar ahlâkîdir? Hasan Basri(rha), bizleri yüzyıllar öncesiden şu veciz ifadelerle uyarıyor:  “Ey âdemoğlu! Sen ne kadar zayıf ve gafilsin! İnsanları günahlarından dolayı ayıplıyor, kendini ise unutuyorsun! Kardeşinin gözündeki çapağı görüyor, kendi gözündeki dalı ise görmüyorsun! Sen ne kadar insafsız ve intikamcısın!” 

Merhum Cahit ZARİFOĞLU ise şöyle ifade etmiş bu durumu: "Biz, kendimizi hep doğru yoldan ayrılmamış kabul eder ve dünyanın imtihanhane olduğunu hep başkaları için düşünürüz. Gözümüz namahremden hiç ayrılmaz ama anamıza, bacımıza ‘Aman yabancıya teninizi göstermeyin, sonra çarşıda işlerimiz düzgün gitmez, evimizin bereketi azalır.’ deriz. Onlar da bizi, başımızı yerden kaldırmaz sanırlar.”

Sevgili Dost,

Günah, insan içindir… Tabii ki ne kadar uzak dursak o kadar iyidir lakin günaha düşmüş birini görürsek de tavrımızın Ebu Derda(ra)’nınki gibi olması gerekmez mi? İnsan nefis taşır. Nefis taşıyan bir varlığın da zaafa uğraması, hata ve günaha bulaşması pek tabiidir. Bu durumda birini görürsen onu kınayarak, ayıplayarak, aşağılayarak asla kazanamayacağını hatırından çıkarma. Günahı kabullen demiyorum, bir insanı kazanmanın yolunun bu olmadığını söylüyorum. Ne diyordu Malcolm X: 

“Birini ayıplamakta acele etme. Senin geçtiğin yoldan geçmemiş, senin kadar hızlı düşünemiyor olabilir. Unutma ki bir zamanlar sen de şu anda bildiklerinden bihaberdin…”

Atalar sözüdür: “Büyük lokma ye ama büyük söz konuşma.” Böyle yapmazsan ne olur? Ne olacağını İsmet ÖZEL söylüyor: “Allah, insanı iddiasından vurur.”  

Gel biz kendi günahlarımıza ve kusurlarımıza karşı kınayıcı, başkasının şahit olduğumuz günah ve kusurlarına karşı ise onarıcı olmayı bir vazife addedelim. Unutmayalım ki kalpler, şiddetle değil, merhametle kazanılır. Sonra Allah muhafaza, iddialı söz ve eylemlerimizin altında kalırız da toplum içine çıkacak yüzümüz kalmaz. 

Vesselam…
 

hakanerturk4444@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 2

  • Hakan Ertürk | 17 Temmuz 2020 00:37

    Teşekkür ederim Cebrail Bey.????

  • Cebrail içli | 05 Haziran 2020 20:57

    Eli öpülesi yazılar Değerli Yazar Sayın Hakan Ertürk çok Teşekür ederim Yüreğine kalemine sağlık D94

YAZARIN SON 5 YAZISI
15Ekm

Dost Mektupları

08Ekm

Dost Mektupları

01Ekm

Dost Mektupları

24Eyl

Dost Mektupları

17Eyl