Yeni Caminin Kızgın Vaizleri


Sizi bilmem ama her İstanbul’a gidişimde adeta küçük bir ülke görünümündeki bu kasvetli ve gürültülü kentin yorgunluğunu attığım yegâne yerlerden birisi tarihi değerde camii ve mescitleri oluyor.

Uzun yürüyüşlerden sonra büyülü bir atmosferde kısık seslerle mırıldanılan Kuran zikirleri arasında bir mihraba yaslanarak oturmak hem zihni hem de bedeni yorgunluğu dindiriyor.

Aslında tüm illerde cami ve mescitler, oturup dinlenmek, nefes almak, dimağımızı dinlendirmek, maneviyatımızı artırmak ve huzur yüklenmek için galiba tek sığınak.

***

İlimizde de beni etkileyen, dinlendiren, huzur veren birkaç cami/ mescit var. Bunlardan birisi Eskimalatya’daki tarihi “Ulu camii” ve bir diğeri de Malatya merkezde yerel lehçemiz ile “Teze camii” dediğimiz yaygın adı ile “Yeni camii”. (Orijinal adı ile Hacı Yusuf Taş Camii.)

Battalgazi’deki ulu cami biraz uzak olduğu için sadece özel günlerde ziyaret edebildiğimiz bir namazgâh iken; Yeni Cami çarşı merkezine gelen herkesin daimi uğrayıp vakit namazlarını eda ettiği bir cami.

Eski bir yapı olmasından mıdır,  geniş ve ferah olmasından mıdır bilmiyorum ama 1912 yılında yapılmış bu Camide namaz kılmak mistik bir haz veriyor insana.

***

Ancak, bir zühd abidesi gördüğümüz, çevresinde soluk almaktan manevi bir haz duyduğumuz camimiz maalesef son dönem çevreden geçenleri rahatsız edecek derecede yüksek desibel ses yayıyor ve okunan ezanlar, mukabeleler çevreye huşu yayması gerekirken birer gürültü sağanağına dönüşüyor. 

Geçtiğimiz günlerde aynı durumdan mustarip eski “Milli Gazete” yeni “Star Gazetesi” yazarı “Resul Tosun” köşesinde bu konuyu gündeme taşımıştı. 

Şöyle diyordu 08 Ekim tarihli yazısında özetle: “…Diyanet İşleri Başkanlığı her ay “Münevverler buluşması “ adı altında ülkemizin aydınları ile bir araya geliyormuş. 05 Ekim’de 6.sı yapılan toplantıya beni de davet ettiler. Toplantıya Erkan Mutlu, İbrahim Sadri, Mustafa Demirci, Fatih Koca ve Amir Ateş gibi konuklar katılmıştı. Ev sahibi ise Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’tı. … Yeni nesillere dini anlatmak için sanal dünyaya aktif olarak girilmesi gerektiğini hatırlattım. Ve sözü dinimizin toplumun bütün kesimlerine ulaştığı tek alan olan ezan konusuna getirdim. Ezan ülkede yaşayan herkesin beş vakit dinlemek zorunda kaldığı bir mesaj. Ancak bu mesaj, pazarlamacı hoparlörleriyle ve sağlığa zararlı bir ses tonuyla icra edildiği için Müslümanların da rahatsız olduğu,  dine mesafeli kesimin de dinimiz aleyhine kullandığı bir ses kirliliği oluşturduğunu hatırlattım. Ezanın hem güzel ses ve makamla hem de insan sağlığına zarar vermeyecek tonda icra edilmesi gereğini hatırlattım…”

Böyle yazmış Resul Tosun ve DİB. Ali Erbaş’a şikâyet etmiş. Başkan da not almış sonucu bilmesek te… 

Bizde buradan bu satırlar vasıtası ile Malatya il müftümüz Sayın Veysel Işıldar’a duyurmuş olalım. Resul Tosun’un yazdıkları galiba ülke genelinde bir uygulama ve kimse “Ezan ve Kuran’dan rahatsız olmak” ithamına maruz kalmamak için susuyor, şikâyette bulunmuyor ama durumdan başta çevre esnafı da olmak üzere insanlar rahatsız.

Uzun bir süreden beri özellikle Yeni cami hoparlörleri sonuna kadar açık ve bir de üstüne üstlük vazileri çok kızgın… 

Mübarekler sanki mümin kardeşlerine öğüt veren, güzel bir üslupla dinin ahlak kaidelerini vazeden birerdin adamı değil de kızan, bağıran, “Ey günahkar kullar” diyerek cemaate fırça kayan birer demagog gibi.

Cami hoparlörleri kaç desibel şiddetinde ses yayıyor bilmiyorum ama şu kesin ki namaz öncesi, sırası ve sonrası kesinlikle cami civarında işyeri olan esnaflar kendi aralarında ya da müşterileri ile konuşamıyor veya bağırarak konuşmak zorunda kalıyor. İnsanlar hızlı adımlarla uzaklaşmaya çalışıyor çünkü okunan ezan ya da zikir dahi olsa sesin yüksekliği okunan nağmeleri sadece bir gürültü olarak aksettiriyor. Sadece ezanda böyle olsa iyi.  Namaz öncesi vaazlarda, ezanda, namaz içerisindeki kıraatlarda, namaz sonu kıraatlarında ve mevlitlerde cami içerisinde yapılan tüm kıraatlar aynı yüksek desibelde dışarıya da yayınlanıyor. 

Çarşı esnafı da şikâyetçi ve kaç defa müftülüğü aradıysak ta, cami görevlilerine söylediysek te değişen bir şey yok diyorlar. Sonuna kadar açık bir hoparlörde cami dışındaki insanlara çok yüksek bir desibelde bağıra kıraat etmek, vaaz dinletmek huşu duymamız gereken bir ameliyeyi işkenceye dönüştürebiliyor. Hele bir de caminin vaazlarda bağıran, çağıran, çocuk azarlar gibi bir ses tonu ile “Ey Allah’ın günahkar kulları” der gibi günahlarımızı yüzümüze vurarak bağıran kızgın vaizleri yok mu…

Sonuçta ikna edici ve öğüt verici bir tonda Kuran okuması, güzel ahlak ve öğütten bahsetmesi, şevk verici, manevi duygularımızı coşturucu olması gereken bir ibadet, caminin yüksek desibelli hoparlörleri ve kızgın vaizlerin işbirliği sonucu yerini iç burukluğuna bırakıyor… 

Sayın müftümüze duyurulur.

Selam ve dua ile… 
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
11Kas

Habil’in yolu

04Kas

Yeni Caminin Kızgın Vaizleri

28Ekm
21Ekm
14Ekm

ABD ile aşk