Tek Tanrının Özgür Kulları


Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910) edebiyat klasikleri ile geçmişe damga vurmuş bir yazar.

Bizim için en önemli özelliklerinden biri Ortodoks Kilisesi başta olmak üzere tüm kurumsal Hristiyanlığı bir yozlaşma olarak görmesi ve bazı çevrelerce onun hayatının son demlerinde Müslümanlığı seçmiş olması.

Onu İslam’a yaklaştıran en büyük özelliği eserlerinde de görüldüğü üzere Teslis başta olmak üzere pek çok Kilise dogmasını reddederek Tek Tanrıcı bir yaşamı savunması olsa gerek. 

İsa Mesih’in Tanrı ya da Tanrı’nın oğlu olmadığını, aksine bir insan ve peygamber olduğunu, paylaşımcı, eşitlikçi bir mesaj getirdiğini eserlerinde anlatır ve Kilise de dahil olmak üzere tüm kurumsal dini yapılanmaları reddeder, fıtrat dinini savunur.

Tüm bu savunuları karşısında zaten Kilise de onu 1901’de resmen aforoz eder.

Rusyalı Müslümanlar Tolstoy’u Müslüman kabul ederler. Ve belki kendi itirafı olarak Müslüman olduğuna dair bir belge elimizde olmasa da onun Hint alim Abdullah es-Suhreverdi’nin hadis derlemesi olan bir eserini (Hz. Muhammed: Tolstoy’un İslam Peygamberi İle İlgili Kayıp Risalesi ) Rusçaya çevirerek yayınlaması Müslümanlığına delil olarak sunuluyor. 

Geçtiğimiz gün “İndependent Türkçe” de yazar Bülent Şahin Erdeğer’in Tolstoy ve Muhammed Abduh” un mektuplaşmasını anlattığı bir yazı vardı okudunuz mu biliyorum ama ilginçti gerçekten. Makalede Tolstoy ile Muhammed Abduh’un hala Moskova’daki Tolstoy müzesinde asılları bulunan bir yazışma da paylaşılıyor.

Abduh mektuplarını Fransızca ve Arapça yazmış. Tolstoy da mektubunu Fransızca kaleme almış. Şimdi müsaadenizle bu ilginç mektuplaşmayı sizlere sunayım:

Abduh’tan Tolstoy’a /Kahire - 8 Nisan 1904

“Sevgili Saygıdeğer Mösyö Tolstoy;

Şahsınızı tanıma ayrıcalığına sahip olamadık ama bu ruhunuzu tanımamıza engel değildi. Düşünceleriniz bize ışık oldu. Öyle ki düşünce güneşiniz sizin ve diğer akil insanların ufuk çizgisinde parlıyor.

Allah, insanlığı, fıtratla uyumlu olma sayesinde hidayete yönlendirmiştir. Ve sizi insanlığın yöneldiği o hedefe ulaştırmıştır. Ben de bilincine vardım ki insan bilgiyi geliştirmek ve iş üretmek için vücuda gelmiştir. Ki böylelikle insan yorgun düşse de ruhu huzur bulur. Bu şevkle yükselmeye çalışır.

Öte yandan insanlığın fıtrat sünnetinden (doğal yasalardan) uzaklaşmaları sebebiyle yaşadıkları sapmalara şahit oldum. İnsanların bir kısmı gücü kendilerinde toplayarak kendi mutlulukları için başkalarının huzurunu bozdular. Araştırmalarım sonucu taklitçilik/gelenekçilik örtüsünü kaldırıp tevhid hakikatine ulaştım.

Sizin de yükselen sesiniz Allah’ın hidayetine davet ediyor. Sesinize birçok insan olumlu cevap verdi. Pek çok zihni hidayete yönlendiren söyleminiz ve çabanızdaki kararlılığınıza şahidim.

Bakışınız aydınlık olduğundan dalalette/boşlukta olanları hidayete yönlendiriyor. Örneğin çalışmalarınız kanaat önderlerini etkiliyor. Örneğin (İncil’deki) Allah’ın zenginleri, fakirler adına azarlanmasını gündemleştirdiniz. Ki  sizin kitaplarınızda hatırlatılan irşad ve nasihat, ifade edildiği üzere fakirleri ezen zenginlerin Allah’tan cennetten uzaklaştırılacağı ve ebedi kurtuluştan yoksun kalacakları gerçeğidir.

Dini önderler ise bu gerçeği halktan gizleyerek kötülükleri itiraf etmediler. Siz ise bu dalalet topluluğundan değilsiniz. Allah’a hamdolsun ki sizin sözleriniz hak ile batılı ayırt edebilen bir ferasete sahip. Hristiyan toplumunun hem inançlarındaki hem de eylemlerindeki doğruları ve yanlışları ayırt edebiliyorsunuz.

Çünkü sizin de bizim de karakterimiz ve kalemimiz her gün geleneğin yenilenmesi uğruna çabalamakla geçiyor.

Ve Allah’tan ömrünüzü uzun kılmasını ve sağlığınızı korumasını niyaz ediyoruz. Duamız odur ki Allah sizin söylemlerinizi anlaması için (Rus halkının) kalplerinin kapısını açar; sizin çalışmalarınız onların hidayete ve selamete ermesine vesile olur. 

Mısır Müftüsü

Muhammed Abduh

***

Tolstoy’un cevabı:

Müftü Muhammed Abduh, aziz dostum;

Şahsıma dair övgü dolu nazik mektubunuzu aldım. Mektubunuza cevap vermekte acele ettim çünkü aydınlanmış insanlarla muhatap olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum.

Bu karşılaşma insanın içinde doğduğum ve büyüdüğüm inancımdan farklı bir dine mensup olsa bile. Çünkü inanç biçimlerinin farklı ve çoklu olduğuna inanıyorum.

Oysa dinleri aynı olan insanlar arasında da inançlar farklılaşabiliyor. Fakat doğru olan sadece tek bir din vardır. Ve ikimizde o doğru dine inanıyoruz. Bunu böyle varsayarsam umarım hata etmiş olmam.

Mektubunuzda belirttiklerinize dayanarak şunu söyleyebilirim: İnandığım din senin de inandığın, Tanrı'nın ve onun yasasının tanınmasına dayanan ve insanı komşusunun hakkını korumaya çağıran ve kendisi için istediği, sevdiği şeyleri başkaları için de isteyenlerin dinidir.

Tüm dini kaynaklar bu temel ilkeler etrafında buluşabileceğine inanıyorum. Yahudiler, Brahmanlar, Budistler, Hristiyanlar ve Muhammediler için de aynı şey geçerli. 

İnancım odur ki; dinler ne zaman dogmalar, emir ve yasaklar, mucizeler ve hurafeler, batıl inançlar ile dolarsa bunların etkisi insanlığı bölmek ve çatışmalara yol açmak olur. Bu unsurlar insanlar arasında nefret ve ölüm tohumları eker.

Tersine, şatafattan ve yozlaşmadan kurtulma eğilimi arttıkça, insanlık tüm insanların birliği için aradığı ideal hedefe o derece yakındır.

Bu nedenle mektubunuzu büyük bir sevinçle karşıladım. Aramızdaki yakınlığı ve iletişimi geliştirmek isterim. 

Sevgili Müftü Muhammed Abduh, lütfen içten takdirlerimi kabul edin…

12 Mayıs 1904

Selam ve dua ile…
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
26May
18May

Sahte Cennetler

11May

Din hatırlatmadır

04May

Tek Tanrının Özgür Kulları

27Nis

Yeni Sanal Tanrılar Çağı