Otoriter Dindarlık - Enes Tarım

Otoriter Dindarlık


 “Eğer din ölümden önce bir işe yaramazsa, ölümden sonra hiçbir işe yaramayacaktır.”  Ali Şeriati

İslam’ın muhalefet ve eleştirileri münkere yöneliktir.

Çünkü kitabın ana teması itaatsizlik üzerinedir.

O maruf olanı emredip iyinin yanında yer almayı önerirken; kötünün karşısındadır ve uzlaşmazdır.

Sömürüye dayalı her şeyi reddeder.

Her şeyi ama her şeyi…

Şirki, nifakı, fitneyi, zulmü, baskıyı, köleliği, krallığı ve saltanatı…

Tüm elçilerin gönderildikleri toplumlardaki düzenlerle ilişkisi kötü olanı reddetme üzerinedir.

Çünkü tevhidi dinlerin temel gayesi toplumun kulluk ilişkilerini düzenlerken beraberinde iyiyi, adaleti ve özgürlüğü emretmektir.

Ve tüm elçiler insanlık tarihi boyunca bu eksene ters düşen inanç, düşünce ve uygulamaları reddedip, uzlaşmaz bir tavır takınırken; adalete yönelik uygulamaları da muhafaza ederek, iyinin yanında yer aldılar…

*** 

“Muhalefet” sözlüklerde genel olarak bir görüşe, davranışa karşı olma durumu, aykırılık anlamında tanımlanır. Ve ön taarruzu eleştiridir. 

Şunu ifade etmek gerekir ki, muhalefet her şeye itiraz etmek, karşı çıkmak değildir. Yanlışlara karşı çıkıp doğrulara destek veren bir yaklaşım Kurani bir tavırdır ve: “iyiliği emredip kötülükten nehyetme” yi temel esas olarak belirler.
İslami muhalefet geleneği yani imanı, tevhidi, adaleti, direnişi, şurayı ve iyiliği emretme geleneği nebinin ölümüne dek cari olsa da, onun ahirete irtihaline müteakip bir karşı devrime dönüştü. Bu karşı devrim her asırda farklı şekillere bürünüyor olsa da adı muhafazakârlıktır.

Bugün Müslüman hakların yaşadığı tüm toplumların gayrı İslami krallık ve saltanat yönetimlerine muhabbet ve desteklerinde işte bu muhafazakar İslam anlayışının önemli bir rolü var ve bu durum endişe verici. 

Yeryüzündeki her kötülükle bir mücadele manzumesi olarak adlandırılan bir kitabın bağlılarının yaşadıkları her ülkede gayri İslami iktidarlara teşri olmaları, kıytırık birkaç özgürlük ve refah seviyesi mukabilinde sergiledikleri performans hiç de iç açıcı değil.

Mazlumların sesi olma, yeryüzüne Allah’ın dinin hakim kılma iddiası ile yola çıkanların seküler sistemlere kul olma teşebbüsü bu hareketin geçmişine yakışmamakta.

Bugün dindar kişilerin muhafazakâr bir kimlikten fazlasını geliştirememiş olması; mevcut otoritelere muhalefeti dine/ Allah’a muhalefet telakki ederek bu yönde refleksler geliştirmesi İslamcıların dini kendi içlerinde seküleştirme çabalarının bir başlangıcı aslında.

Dün sitemi laiklikle eleştirenlerin bugün geldiği siyasi çizgi eleştirdiklerinden çok farklı değil ve dindarların farklı bir davranış geliştirememesi, adalet ve özgürlüklere kayıtsızlığı her şeyin bitişi göremesek te.

Bu durumun ortaya çıkmasında, içi boşaltılmış teslimiyetçi ve itaatkar bir din anlayışının asırlardır bu coğrafyada hüküm sürmesi fail olarak gösterilebilir. Belki sorunlardan biri, en önemlisi de mütedeyyin halk yığınlarını bu muhafazakarlığı /bozulmayı gözlerden gizleyerek dindarları yanıltan, dini sadece bir ritüeller yığınına çeviren ulema sınıfı olsa gerek.

Dinin mücadeleci, muhalif ruhunu yok etmede aktif görev alan kanaat önderlerinin, din adamlarının seküler sistemler için bir can simidi görevi yaptığını iddia etmek abartı olmasa gerek.

***

Her toplumda yönetenler sayısal olarak en fazla yüzde birlik bir oranı temsil ederken sessiz mütedeyyin kesimler genel çoğunluğu oluşturmakta.

Ezici çoğunluğa sahip olmalarına rağmen yönetimde söz sahibi olamamaları pasif, yöntemsiz, bilinçsiz ve örgütsüz olmalarıdır. 

Yani onların itaatkarlıkları aslında eleştirdikleri kötünün de gücünü oluşturmakta. 

O halde tüm yeryüzünde Müslümanlar kötünün ne olduğunu bilmek zorunda.

Eğer gerçekten tevhidi olma iddiasında iseler bulundukları toplumlarda her kötüye muhalefet ederek dini, etnik, mezhebi kimliği ne olursa olsun ezilen mazlumların sesi olmak, adaletsizlik ve sömürüleri protesto etmek, reddetmek, kabullenmemek, eleştirmek, itiraz etmek zorundalar.

Ancak sadece hak adalet özgürlük arayışında olan İslami topluluklar tevhid eksenli olabilirler.

Sayısı az da olsa, güçsüz de olsa, yaşadıkları toplumlarda bir avuç meczup olarak ta anılsalar tüm egemenlerin ve yöneticilerinin hegemonya, baskı, istila, sömürü, savaş, işgal ve katliamlarına karşı “herkes için özgürlük ve adalet” isteyen bir ahlak ve vicdan hareketi olarak kendilerini tanımlamak zorundalar. 
Çünkü dinlerin yeryüzünde gerçekleştirmek istediği hedeflerin temel misyonu budur.

Eğer tevhidi olarak kalmak istiyorsak gerek yerel gerekse küresel ölçekte yeryüzündeki her olumsuz gelişmeye karşı bir protesto, bir toplumsal eleştiri ve bir muhalefet geliştirmek zorundayız.

***

Genelde elçilere tarih boyu en güçlü tepki o toplumun egemenlerinden gelir. Egemenler yönetir, nemalanır, buyurur, emreder, ödüllendirir ve cezalandırır.

Ve elçiler onlar için en büyük tehdittir.

Bu nedenle tarih boyu inananlarla egemenler arasında sürekli mücadele vardır ve bu sünnetullahtır.

Bir toplumda inananlar eğer egemen sınıfla, kapitali elinde bulunduranlarla iyi geçiniyor ve müttefiklik ediyorlarsa bilsinler ki tevhid üzere değildirler.

Bir toplumda zulüm inananların desteği ile egemenliğini devam ettiriyor ise bilsinler ki o toplumda iman iddiasında olanlar mutlaka sıratı müstakim üzere değillerdir.

İnananları mevcut şirk yönetimlerine itaate sevk eden gayrı İslami sistemleri meşrulaştıran din adamları bilsinler ki kendileri onlar artık o toplumdaki egemen sınıfın etrafında kümelenen ekâbir taifesinin birer ferdi olmuşlardır. 

Öyle ki gayrı İslami bir toplumda mülkü, serveti ve gücü, iktidarı ellerinde tutan kesim dindarların oluşturduğu cemaatler, tarikatlar, şeyhler, abiler, hocalardan oluşuyorsa bilsinler ki bu bir dönüşüm hikayesidir ve artık o toplumun yeni küfür önderleri, yeni zalimleri, yeni firavunları, yeni belamları o kendini tevhidi zanneden, muvahhid sanan zavallılardır ve bu hikaye de onların bir büyük dönüşüm hikayesidir…

Selam ve dua ile… 
 

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Hakan | 08 Nisan 2020 05:52

    Kesinlikle katılıyorum

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Ekm

Kargalar peynir sever

18Ekm

Yeni muhafazakar islamcılık

11Ekm
04Ekm

Fıtrat

27Eyl

Hanif olmak