Odadaki fil - Enes Tarım

Odadaki fil


Çevremizde yüce yaratıcıyı anlatan o kadar çok şey var ki. 

Çoğumuz görüyor fakat nedense garip bir şekilde Allah’ ı hatırlatan bu ince detayları fark edememekte.

İngilizlerin kullandığı bir deyimdir “Odadaki Fil” ifadesi… 

Herhangi bir insanın içinde bulunduğu odada bir fil olsa ve bu durum o kadar bariz, göz ardı etmesi imkânsız ve bir o kadar da kendini hatırlatır bir nitelik taşısa… 

Ve o kişinin görmemesi, fark etmemesi mümkün olmasa…  

Yine de çoğu kişi fil orada yokmuş gibi hayatına devam edip durur. Görmezlikten gelip, önemsemeyip başka şeylerden bahsedip durur. 

Bu deyim hayatımızdaki görmezden geldiğimiz sorunlarımız için kullanılır ve galiba imtihanın temel esprisi de bu olsa gerek.

Odadaki fili görememek…

Rabbimiz Kitabında müteaddit defalar:

“Andolsun ki, cin ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık. Onların kalpleri vardır; bu kalplerle gerçeği anlamazlar. Gözleri vardır; onlarla görmezler. Kulakları vardır; onlarla nasihat dinlemezler. İşte bunlar, hayvanlar gibidir; doğrusu daha sapık ve şaşkındırlar. Gafil olanlar işte onlardır…”(Araf: 179) demekte.

Ve galiba bu ve benzeri ayetlerle de bunu anlatmakta…

***

Sadece İnsan vücudunda bile o kadar olağanüstülükler var ki hayrete düşmemek mümkün değil.

Ama nedense ihtisas alanı insan anatomisi yani tıp olan ve bu muhteşem harikulade yapıyı en ince detaylarına kadar gerek eğitim gerekse doktorluk dönemlerinde yıllarca inceleme fırsatı olan hekimler dahi Rableri onlara hidayet bahşetmemişse göremiyorlar… 

Son araştırmalar parmak izinde olduğu gibi benzer şekilde herkesin tek ve benzersiz bir dil izine sahip olduğunu gösteriyor. Ve insan vücudunda yetişkinlerde bir bebekten daha az kemik bulunuyor. Doğduğumuzda 350 kemiğe sahipken gelişim süreci boyunca kemikler eriyip birbiri ile kaynaşıyor ve yetişkin olduğumuzda sadece 260 kemiğimiz kalıyor.

Mide mukozasının dış tabakası ömrü çok kısa olduğu için 3-4 günde yenileniyor. 
Burnumuz köpekler kadar hassas değil, ancak 50 bin farklı kokuyu hatırlayabiliyor, ayırt ediyor.
İnce bağırsağın uzunluğu yetişkin bir insanın boyunun yaklaşık 4 katı. 
Ve insan vücudunda cildin her santimetre karesinde yaklaşık 32 milyon bakteri yaşıyor.
Bir çift ayak 500 bin ter bezine sahip ve günde yarım litre ter üretiyor.
Hapşırık havada saatte 160 km hızla gidebiliyor. 
Yine vücudunda yaklaşık 96 bin kilometre kan damarı bulunuyor ve kalp her gün bu damarların içine 7 bin litre kan pompalıyor.
İnsanoğlu ömrü boyunca 25 bin litre tükürük üretiyor.
Bir insanda ortalama 100 bin adet saç kılı bulunuyor.
Haftalarca bir şey yemezseniz ölmezsiniz, fakat 11 günden sonra uykusuzluğa dayanamazsınız, sonsuza kadar uyuyup kalırsınız…

***

Bu yazdıklarımız vücudumuzla ilgili sadece birkaç ince detay.

Daha bunun gibi etrafımızda binlerce örnek bizlere her an “ALLAH” diye fısıldıyor.

Ama yine de çoğumuz görmüyor, işitmiyor, fark etmiyor. 

Bu olguyu mütefekkir, şair “Halil Cibran” bir şiirinde o kadar güzel ifade ediyor ki: 

Adam fısıldadı:
”Allah’ım konuş benimle…”
Ve bir kuş cıvıldadı ağaçta.
Ama adam duymadı.
Sonra adam bağırdı:
”Allah’ım konuş benimle…”
Ve gökyüzünde bir şimşek çaktı.
Ama adam dinlemedi onu.
Adam etrafına bakındı ve:
”Allah’ım seni görmeme izin ver” dedi.
Ve bir yıldız parladı gökyüzünde.
Ama adam farkına varmadı.
Ve yüksek sesle haykırdı:
”Allah’ım bana bir mucize göster”.
Ve bir bebek doğdu bir yerlerde.
Ama adam bunu bilemedi.
Sonra çaresizlik içinde sızlandı:
”Dokun bana Allah’ım ve burada olduğunu anlamamı sağla, ne olur!”
Bir kelebek kondu adamın omzuna.
Ve adam kelebeği, elinin tersiyle uzaklaştırdı…

Selam ve dua ile…
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Ekm

Yeni muhafazakar islamcılık

11Ekm
04Ekm

Fıtrat

27Eyl

Hanif olmak

20Eyl

Allah’ım konuş benimle