KIRILGAN VE NAİF HAYATLAR - Enes Tarım

KIRILGAN VE NAİF HAYATLAR


Günümüz toplumlarına maalesef koyu bir fanatizim hâkim. Niteliksiz oluş ve kültürel yoksulluk günümüz İslam toplumlarında popülist düşünce hakimiyetine ve seçkinlerin kendilerini müstağni görmelerine yol açıyor.

Tüm organizasyonlarımızdaki yönetici ya da liderlerimizin çoğu dar görüşlü, bağnaz ve ufuksuz.

Ümmet ve millet olarak uzunca bir süredir toplumlarımız bozgunlar yaşıyor ve tüm bu bozgunların gerçek arka planında muktedirlerimizin vehimlerle dolu çapsızlıkları var.

Toplumlarımız yıllardır kendini Allah tarafından seçilmiş/kurtarıcı zanneden lider, şeyh, üstat, din meczupları ve mehdilik iddiasındaki ego manyakların tasarrutu altında.

Mistik, bâtıni eğitim, tarikat ya da cemaatsel saplantılar yoluyla mistik bir din anlayışıyla itaatkâr ve gönüllü köleler halinde yetişen topluluklarımız, hiç bir zaman bağımsız düşünceye ve alternatif bakış açılarına ihtiyaç duymuyor, bilakis bu çağrılara istifhamla bakıyor.

Toplumların en önemli yönlendirici unsuru olan din ve siyaset, bağımsız kalamayan, düşünemeyen, üretemeyen ve sorgulayamayan liyakatsiz liderler ve yöneticilerin elinde.

Bu da şüphesiz, nitelikli ve özgün kadrolar yetiştirilmesine, özgürlükçü, bağımsız İslami düşüncenin gelişimine engel olmakta.

Sonuçta bu anlayış FETÖ yapılanması örneğinde de görüldüğü gibi beyinleri dumura uğramış, lider ve hocalarını seçilmiş gören, hoca efendisinden gelen her sözü emir telakki ederek düşünmeden icra eden niteliksiz şakirtler üremesine zemin oluşturmakta.
Artık geldiğimiz süreçte batının bütün kavram ve kurumları “modernlik /sekülerlik/ demokrasi/ laiklik” gibi sloganik tanımlamalarla ırkçı ve şövenist dalgalar eşliğinde tüm benliğimizi, yaşantımızın her anını kuşatmış, nüfuz etmiş vaziyette.
Modern/seküler zamanları yaşadığımız bu demde maalesef kendimizi ifade edemiyor, yakarışlarımızı kendimizden başkasına dinletemiyoruz.

Ve sanırım yüreğimizin derinlerinde yıllarca biriktirmiş olduğumuz öfke ve hınç, toplumsal duyarsızlıklar karşısında bizi, kendimizi, varoluş gayemizi ve istikbale dair ümitlerimizi yiyip bitirerek kendi toplumlarımıza yabancılaşmaya götürüyor.

Bu gün batı ideolojik bir savaş yürütüyor ve bizler o kadar güçsüzüz ki.

Gerçeklerin çarpıtıldığı, bozularak baskı altına alındığı bir düzlemde artık mücadele edemiyor ve kitlelere ulaşamıyoruz.

Popülist kültür ve dünyevileşme çağrıları devasa hoparlörlerle seçilmiş liderlerin ellerinde tüm sokak ve köşe başlarında yankılanırken; bizler küçücük FM radyolarla yaptığımız parazitsel yayınlarla kimseyi düşlerinden arındıramıyoruz.

Algı operasyonları o kadar güçlü ve gelişmiş ki, itaat kültürü ile büyüyen nesillerin bu saldırı ve tehditler karşısında pasif ve edilgen tavır geliştirmelerinden daha tabii ne olabilir?

Günümüzün tüm başkan, lider, şeyh, abi ya da üstatlarının hepsi aynı şeyleri: “Allah beni insanlığın kurtarıcısı olarak seçti!” cümlelerini tekrarlıyor...

Bilmemiz gerekir ki lider odaklı yapılanmaların hayatı her daim rest üzerine kuruludur.

Var olmak ya da olmamak aynıdır onlar için…

Varlıklarını, itibarlarını, liderliklerini devam ettirebilmek için her türlü riski göze alabilirler.

Çünkü hayatları karizmaları üzerine kuruludur.

O yüzden bizim gibi lider odaklı yaşayan azgelişmiş İslam toplumlarının hayatı, pamuk ipliği gibidir çoğu zaman.

Kırılgan, naif ve ömürsüz…

Selam ve dua ile…

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Ekm

Kargalar peynir sever

18Ekm

Yeni muhafazakar islamcılık

11Ekm
04Ekm

Fıtrat

27Eyl

Hanif olmak