Kadim Kültürler Ve Rüya - Enes Tarım

Kadim Kültürler Ve Rüya


Tarih boyu insanoğlu gördüğü rüyalardan anlamlar çıkarmaya çalıştı durdu.

Bu bilinmezlik ona gizemli bir esrarengizlik katarken onların ilahî âlemden gelen birer mesaj olduğu telakkisini doğurdu. 

Her kültürde şamanlar, kahinler ve bilginler rüyalar üzerinden yorumlarda bulunup gelecek tahminleri yapmaya, kehanette bulunmaya çalıştılar.

Rüyaları tanımlama arayışı eski Mısır ve eski Yunandan Babil’e kadar uzanan binlerce yıllık bir geçmişe sahip.

Eski Yunanlılar uykuda ruhun vücudu terk edip tanrıları ziyarete gittiğine inanırdı.

Eski Mısırlılar da ise rüyalar tanrının insanlara bir mesaj gönderme şekli idi. Mısırlı rahipler zamanlarının çoğunu rüya yorumlamakla geçirirdi.

İlk yazılı rüya tabiri metinlerinin milâttan önce 5000’li yıllarda Asurlular tarafından yazıldığı kabul edilmekte. Bu konuda günümüze ulaşan en eski eser, British Museum’da saklanan ve milâttan önce 2000 yıllarına ait olduğu tahmin edilen bir Mısır papirüsüdür ve içerik olarak yaklaşık 200 çeşit rüya tabiri içerir.  

Eski Mısır inancında vazifesi sadece insanlara rüya gördürerek birtakım kahinlere bu rüyaların yorumunu ilham eden “rüya tanrısı Serapis” adında bir tanrıdan bahsedilir. Kâhinler ve rüya tabircileri bu tanrıya ait tapınaklarda oturur; rüya görenler tapınağa gelir ve buradaki rahiplere keşişlere rüyalarını yorumlatırdı.

Yine Milâttan önce 600’lü yıllarda Ninova’da yaşamış olan Asurlulardan kalma rüya tabirleri içeren taş basması eserler de bulunmuştur. 

Keza yine Milâttan önce 1500-1000 yıllarında Hindistan’da yazılan Vedalar’da rüyalara ait tabirler yer almaktadır… 

***

İslâm öncesi Türkler’de de rüyanın gelecekten mesaj verme noktasında önemli bir yeri vardır. 

Uygur Türeyiş efsanesinde Türk hanlarının gördükleri rüyaları Şamanlara ve kahinlere tabir ettirerek bu yorumlar doğrultusunda kararlar aldıkları, hareket ettikleri anlatılır.

Cahiliye devrinde de rüya tabiri yaygın bir uygulamaydı ve kâhinlerin görevlerinden biri de rüyaları yorumlamaktı. 

Sonrasında Kuran indiğinde içerik olarak rüya hakkında çok fazla bilgi vermemekle beraber özellikle Yusuf Suresi’nde Hz. Yusuf’un rüyasını anlatılan ayetlere geniş yer verilmiştir. 

Kuran yine Hz İbrâhim ve Mısır hükümdarının gördüğü rüyalardan söz eder. 

Yine Resûl-i Ekrem’in gördüğü bir rüyanın doğru çıktığını açıklarken Hz. Yusuf’a rüyaların yorumunun öğretildiği; Hz. İbrahim, Yakub ve Yusuf’un gördükleri rüyaları tabir ederek bu yorum ışığında hareket ettikleri belirtilir. 

Bedir Gazvesi öncesinde Resûlullah’a düşmanlarının sayısı rüyasında az gösterilmiş; 

Hudeybiye öncesinde müslümanlarla birlikte Mekke’ye gireceğine ilişkin gördüğü rüya bir yıl 
sonra gerçekleşmiş; Hz. Peygamber’den mucize göstermesini isteyenlere karşı Bedir Gazvesi veya Mekke’nin fethi öncesinde gördüğü rüyalardan söz edilmiştir.

Resûlullah’ın sabah namazından sonra sahâbîlere, “İçinizde rüya gören var mı?” diye sorup varsa tabir ettiği; zaman zaman kendi rüyalarını da anlattığı; güzel rüyaların anlatılmasını hoş karşılarken, kötü rüyaların anlatılmasını istemediği de nakledilir.

Öte yandan ezanı ilk önce rüyasında bir sahabenin görüp Allah Resulü’nün da bunu tasdiki bilinmektedir…

***

Hülasa İslam kültüründe esas olarak üç çeşit rüyadan söz edilir. 

Bunlar ilk olarak “Rahmanî rüyalar” olarak adlandırılan rüyalardır ki bunlara sadık rüyalar da denir. 

Diğeri Şeytanî rüyalardır ki; bu da şeytanın aldatma, vesvese ve korkutmalarıyla meydana gelen karışık hayaller, düşler, telkinler olarak tanımlanır. 

Son olarak “Nefsani rüyalar” ise; nefsin hayal ve kuruntuları ile günlük meşgalelere ilişkin rüyalardır...

Tasavvufi kültürde ise menkıbelerin çoğu rüyalara dayanır. 

Mürşidlerin rüya yoluyla ölen insanların ahiret durumları hakkında dahi bilgi verebileceğine inanılır. 

Tasavvuf inancına göre Allah insanların Levh-i Mahfuz'daki durumlarına muttali olan bir melek grubunu rüya işiyle vazifelendirmiştir. 

Vazifeli melekler Levh-i Mahfuz'dan aldıklarını birtakım olay ve hallere sokarak ilgili insanların rüyalarında kalbine yerleştirirler. 

Böylece bu rüya o kimse için bir müjde, bir uyarı ya da bir eleştiri haberi taşır. 

Sonuç olarak bu son paragrafta yazdıklarımız tasavvufi kesimlerde her ne hararetle ortaya atılıp savunulmuş olsa da; rüyaların tümüyle beyinle ilgili bir fonksiyon olup olmadığı, kökeninin ne olduğu, neden rüya görüldüğü bilimsel olarak hala esrarengizliğini korumaktadır…

Selam ve dua ile…

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
27Haz
20Haz

Kadim Kültürler Ve Rüya

13Haz

Rüyada İbrahim Tatlıses Görmek

06Haz

Ritüel

30May

Gelecek Tahayyülümüz -2