Ehlibeyt hakkında - Enes Tarım

Ehlibeyt hakkında


“Evlerinizde vakarla oturun, ilk cahiliye kadınlarının süslerini açığa vurması gibi, siz de süslerinizi açığa vurmayın, dosdoğru namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a Resulüne itaat edin. Ey ehlibeyt, gerçekten Allah sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister…”  (Ahzab 33)

1979 yılında İran’da büyük bir inkılap gerçekleşmiş tüm İslam dünyasını etkileyerek modern zamanlarda da her hangi bir İslami beldede bir İslami devrimin olası olabilme ihtimalini göstererek geleceğe dair umutları yeşertmişti.

İşte böyle bir zamanda seksenli yılların sonları idi sanırım. 

Hali ile gündemimizde İran devrimi ve Ahzab suresi otuz üçüncü ayet vardı.

Böyle bir demde ayet özelinde bir takım arkadaşlar mezkur ayetin ehlibeytten kastının peygamber eşlerini ehlibeyt saymadığı; Hz. peygamberin kızı Fatıma ve damadı Ali ile onların soyundan gelen imamları kastettiği iddiası ile onların seçilmiş korunmuş imam olarak tayin edilmiş masumlar olduğunu savunuyordu.

Tartışmalar hararetli ve o dönemin kaynakları kıt idi. Yani bu kadar çok dini kaynak/ tefsir çevrilmemişti dilimize. Ve hali ile bu söylemlerin doğru olma olasılığından etkilenerek Sünnilikten Şialığa geçiş yapan arkadaşlara rastlamaktaydık.

Hatırlıyorum da o dönem elime geçen yeni bir tefsir o kadar net ifadelerle söz konusu ayeti tefsir ederek bu tezin sağlıklı olmadığını; siyasi olduğunu kanıtlayarak istikamet bulmamda çok yardımcı olmuştu.

İzninizle işte o tefsirden yani merhum “Mevdudi’nin Tefhimül Kuran”ından söz konusu ayetin o muhteşem tefsirini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Şöyle diyor merhum, Ahzab suresi 33.ayetin tefsirinde:

“…Ayetin yer aldığı konunun çerçevesinden ehlibeyt (ev halkı) ile burada, Hz. Peygamber'in eşlerinin kastedildiği anlaşılmaktadır. Çünkü hitap "Ey Peygamber'in hanımları" diye başlamaktadır ve gerek bu ayetten önce, gerekse sonraki bütün konunun muhatabı da yine Peygamber'in hanımlarıdır. Bunun yanı sıra "ehlibeyt" kelimesi Arapçada, Türkçedeki (ev halkı) "aile" (İngilizcede household) anlamında kullanılmaktadır.

Ve bir adamın karısını ve çocuklarını kapsayan bir terimdir. Hiç kimse karıyı ev halkından saymamazlık edemez. Kur'an bu kelimeyi bundan başka iki yerde daha kullanır ve her iki yerde de "karı" ailenin en önemli üyesi olarak bu kelimenin tarifi kapsamına girer.

Hud Suresi'nde, melekler Hz. İbrahim'e bir oğul müjdelediklerinde, karısı şöyle der: "Vay bana, ben kocamış iken ve şu kocam da bir ihtiyar iken doğuracak mıyım?" Melekler dediler ki: "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Ey İbrahim'in ev halkı, Allah'ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinizdedir." Kasas Suresi'nde, Musa bebek iken Firavun ‘un evine vardığında ve karısı ona uygun bir sütanne aradığı sırada, Musa'nın kız kardeşi şöyle der: "Size, onu büyütecek ve iyi bakacak bir ev halkını haber vereyim mi?" 

O halde Arapça ifade kuralı, hepsi, Peygamber'in hanımlarının ve çocuklarının ehlibeyt terimi içinde yer aldıklarını göstermektedir. 

Bu yüzden İbni Abbas, Urve bin Zübeyr ve İkrime, bu ayetteki ehlibeyt ile Peygamber'in hanımlarının kastedildiği görüşündedirler.

Fakat ehlibeyt ile Peygamber'in hanımlarının kastedildiği ve başka hiç kimsenin buna dahil olmadığını söylemek de yanlıştır. Çünkü "ev halkı" bir kimsenin ailesine mensup olan herkesi kapsayan bir terimdir.

Ayrıca Hz. Peygamber de bu noktayı açıklığa kavuşturmuştur. İbni Ebi Hâtim'e göre, Hz Aişe'ye Hz Ali hakkında sorulduğunda, şu cevabı vermiştir: "Hz. Peygamber'in en çok sevdiği ve onun en çok sevdiği kızının kocası olan bir kimseyi mi bana soruyorsunuz?" Daha sonra Hz. Peygamber'in Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin'i çağırdığını, bir örtü altına alıp şöyle dua ettiğini anlattı: "Allah'ım, bunlar benim ev halkım (ehlibeyt), onlardan pisliği uzaklaştır ve onları tertemiz kıl." Hz Aişe der ki: "Ben de senin ev halkından biriyim (yani beni de o örtünün altına alıp dua etsen) dedim." Bunun üzerine Hz. Peygamber şu cevabı verdi: "Sen dışarıda kal. Elbette sen zaten ehlibeyttensin."

Müslim, Tirmizi, Ahmed, İbn Cerir, Hakim, Beyhâki gibi muhaddisler, Ebû Said el-Hudri, Hz. Aişe, Enes, Ümmü Seleme, Vâsile bin Eska ve başka birçok sahabiden, Hz. Peygamber'in Ali, Fatıma ve iki oğlunu ehlibeyt'ten saydığını gösteren birçok hadis rivayet etmişlerdir. 

O halde onları ehlibeytten saymayanların görüşü yanlıştır.

Yukarıdaki hadislere dayanarak Peygamber'in hanımlarını ehlibeyt kapsamı içine almayanlar da hata içindedirler. Çünkü Kur'an tarafından açıkça ifade edilen bir noktaya hadisle karşı çıkılmaz. Ayrıca zaten bu hadislerden böyle bir anlam çıkarılamaz.

Bazı hadislerde rivayet edilen, Hz. Peygamber'in ailesinden dört kişiye örttüğü örtünün içine Hz. Aişe ve Hz. Ümmü Seleme'yi almaması olayından, onları ehlibeyt içine dahil etmediği anlamı çıkmaz.

Peygamber'in eşleri zaten ev halkındandırlar; çünkü Kur'an onlara ehlibeyt diye hitap etmiştir. Bununla birlikte Hz. Peygamber Kuran'daki bu açık ifadenin ailenin diğer üyelerinin ehlibeyte dahil olmadığı gibi bir yanlış anlamaya sebep olabileceğini düşünerek, onların da (Hz. Ali, Fatıma ve iki oğulları) ev halkından olduğunu bu olay vesilesiyle ayrıca vurgulamıştır, eşleri için böyle ayrıca bir vurgulamaya gerek duymamıştır. Çünkü Kur'an bu noktayı açıklığa kavuşturmuştur.

İnsanlardan bir grup da, ayetin anlamını saptırarak, ehlibeytin sadece Ali, Fâtıma ve iki oğullarını kapsadığını, Peygamberin hanımlarının buna dahil olmadığını söylemişlerdir. Hatta daha da ileri giderek "Allah sizden pisliği gidermek ve sizi tertemiz kılmak istiyor" cümlesinden, Hz. Ali, Hz. Fatıma ve iki oğullarının aynen peygamberler gibi ismet sahibi (günahsız) olduğu sonucunu çıkarmışlardır. Ayetteki "pislik" ile günah ve hatanın kastedildiğini ve Allah'ında belirttiği gibi ehlibeytin günah ve hatadan temizlendiğini söylerler.

Oysa ayetteki ifade onların pislikten uzaklaştırıldıklarını ve temizlendiklerini bildirmemekte, bilakis şöyle demektedir: "Allah sizden pisliği gidermek ve sizi tertemiz kılmak istiyor."

Konunun bütünlüğü de, burada Peygamber'in ev halkının övülmesinin kastedildiğine dair bir ipucu vermemektedir. Tam aksine onlara ne yapıp ne yapmamaları gerektiği bildirilmektedir; çünkü Allah onları tertemiz kılmak istiyor. Başka bir deyişle, onlara şu davranış tarzını benimserlerse, Allah'ın onları tertemiz kılacağı, aksi taktirde onları temizlemeyeceği söylenmektedir. 

Bununla birlikte eğer: "Allah sizden pisliği uzaklaştırmak ve sizi tertemiz kılmak istiyor" sözünden Allah'ın onları günahsız ve hatasız kıldığı sonucu çıkarılırsa, Allah'ın namazdan önce abdest alan bütün Müslümanları da günahsız ve hatasız kılmaması için hiçbir sebep yoktur. Çünkü abdest alanlar hakkında da Allah şöyle buyurur: "Allah sizi tertemiz kılmak ve size olan nimetini tamamlamak istiyor." (Maide: 6)

Selam ve dua ile…

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
11Ekm
04Ekm

Fıtrat

27Eyl

Hanif olmak

20Eyl

Allah’ım konuş benimle

13Eyl

Otizmli Çocuk