Demirci Kawa


Efsaneler toplumumuzda yüzyıllar boyu bir kısmı gerçek bir kısmı abartı bir kısmı da uyduruk olarak anlatıla gelen temel edebi eserler aslında. Ve biz çoğunu sadece bir iki cümle ile yüzeysel biliyoruz.

Amacımız sadece bu yüzeyselliği biraz daha azaltmak; derinlemesine incelemek değil. Bir ışık tutmak, biraz daha bilgilenebilmek…

Geçen haftalarda “Şahmaran Efsanesi” hakkında yazmıştık. Bu hafta Demirci Kawa efsanesi konumuz.

Umarım faydalı olur…

***

“Demirci Kawa” bir Kürt efsanesi ve 2500 yıl öncesinde yaşandığı ya da yaşanmış demeyelim de o dönem yaşanan bazı olaylardan türetildiği, o olaylara atfen efsaneleştiği sanılmakta.

Efsane, İran mitolojisinde acımasız hükümdar Dehak (Zuhak)'a isyan eden mitolojik kahramanın öyküsü. Hikâye, Fars şair Firdevsi'nin en önemli eseri olan Şehname'de de yer almakta. 

21 Mart’ı başta Kürtler, Türkler ve İranlılar olmak üzere tüm Ortadoğu halkları, Nevruz Bayramı olarak kutlamakta ve Newroz "Yenigün" anlamına gelmekte...

***

Bundan çok eski zamanlar öncesinde, daha yeryüzünde kimsenin olmadığı dönemlerde Zervan isimli tanrının iki oğlu vardır.

Birinin adı Hürmüz'dür ve bereket, ışık saçan anlamına gelmektedir. Diğerininki ise Ehriman'dır. O da kötülük ve kıtlık saçan anlamındadır. 

Ahura Mazda'nın kutsal atfettiği, Fırat ve Dicle’nin kıyısındaki topraklarda Hürmüz iyiliği temsil ederken kardeşi Ehriman kötülüğün timsali haline gelmiştir.

Hürmüz, dünyaya kendisini temsil etmesi için Zerdüşt’ü gönderir ve yüreğini sevgi ile doldurur. Zerdüşt ise buna karşılık oğullarını ve kızlarını Hürmüz’e hediye eder. Ehriman bu durumu kıskanır ve yüzyıllar boyunca sürecek olan iyilerle savaşına başlar. Tüm iyilere, Zerdüşt’ün soyuna ve iyiliklere düşman olaak onlara yaşadıkları topraklar çekilmez hale getirmek ister. 

Ehriman bazen gökten ateşler yağdırarak, bazen fırtınalar kopararak iyiliğe ve iyilere hep zulüm eder. En sonunda da içindeki nefreti ve kötülük zehrini zalim Kral Dehak’ın beynine akıtır ve onu bir bela olarak halkın üzerine salar.

Kürtlerin ataları Medler, İranlılar'ın ataları Persler, Ermeniler'in ataları Urartular ve Huriler, Babiller ve Elamlılar hep Dehak’ın hükümranlığında yaşamaktadırlar.

Dehak’ın bildiği tek şey kötülük etmektir. Zalim Dehak halkının kanını emerken beynindeki zehir bir ura dönüşür ve onu ölümcül bir hastalığın pençesine düşürür. 

Dehak acılar içinde kıvranarak yataklara düşer ve hastalığına bir türlü çare bulanamaz. Dönemin doktorları acılarının dinmesi ve yarasının kapanması ve hastalığının iyileşmesi için yaraya genç çocukların beyinlerinin sürülmesini önerirler. 

Böylece aylarca hatta yıllarca süren bir katliam başlar. Her gün zorla anne babalarından alınan iki gencin kafası kesilip beyinleri merhem olarak Dehak’ın yarasına sürülür. 

Halk çaresiz ve güçsüz düşmüştür. 

Gençler katledilirken sıra, daha önce bu şekilde 17 oğlunu kaybetmiş olan Kawa adındaki demircinin en küçük oğluna gelmiştir.

Her gün gençler Dehak'ın askerleri tarafından başları kesilmek üzere götürülürken Kawa'nın aklına başkaldırı fikri gelir ve bu konuyu etrafında güvendiği birkaç kişiye açıklar. 

Demirci dükkanında demirden savaş malzemeleri olarak gürz benzeri savaş malzemeleri yapar ve bir taraftan da başkaldırı için etrafındakileri eğitir. 

Bu hareket yavaş yavaş yayılmaya başlar. 

Mart ayının 20'sini 21'ine bağlayan gece zalim Dehak'a karşı direniş başlar. O gece kralın sarayı direnişçiler tarafından ele geçirilir. Aynı zamanda bu direniş Dehak'ın egemenliğindeki bütün topraklarda devam eder. 

Direnişçiler kendi aralarında dağlarda ateş yakarak haberleşirler. 

Direniş bittiğinde Kawa'nın halk hareketi Dehak'ı ve yönetimini devirir. Sevinçle dağlara koşan halk bu ateşlerin etrafında oynamaya başlar…

***

Bir diğer anlatıma göre de Kawa, 20 Mart'ı 21 Mart'a bağlayan gece sabaha kadar demir ocağının başında sabahlar ve oğlunu zalim Dehak’ın katlinden kurtarmak için çareler düşünür.

İmdadına göğün yedinci katındaki iyiliğin temsilcisi Hürmüz yetişir. 

Ninova'lı Kawa'nın yüreğini sevgi ve umutla doldurur ve bileğine güç, aklına ışık verir. Ona Zalim Dehak'tan kurtuluşun yolunu öğretir. 

21 Mart sabahı, gün doğduğunda, Kawa oğlunu kendi eliyle Dehak’a teslim etmek ister ve zulmün ve kötülüğün kalesi olan Dehak'ın sarayına girer. 

Oğlunu Dehak’ın huzuruna çıkarırken yanında getirdiği çekicini Dehak’ın kafasına vurur. 

Dehak’ın ölü bedeni Demirci Kawa’nın önüne düştüğü anda kötülüğün alevi söner. Kısa sürede bütün Ninowa ve bölge halkı isyan eder ve ateşler yakarak saraya yürürler. 

Ninowa cayır cayır yanarken meşaleler elden ele dolaşır, dağ başlarında ateşler yakılır ve kurtuluş coşkusu günlerce devam eder. 

Dehak’tan kurtulan halklar 21 Mart’ı özgürlüğün, kurtuluşun ve halkların bayramı olarak kutlar. 

Demirci Kawa; başkaldırı kahramanı, Nevruz ise; direniş ve başkaldırı günü olarak tarihe geçer.

Selam ve dua ile…

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
11Oca

Tek ayağı olmayan çocuk

04Oca
28Ara

Ebu Süfyancı Ruhu Kutsamak

21Ara

Bir dönüşüm hikâyesi

14Ara

Ruh hakkında