Çok Umursamazız Azizim - Enes Tarım

Çok Umursamazız Azizim


Umursamaz mıyız?

Galiba toplum olarak öyleyiz; olmasaydık hiç: “Atın ölümü arpadan olsun” şeklinde bir atasözümüz olabilir miydi? 

Ya da benzeri: “İş olacağına varır” veya “Bir dirhem et bin ayıp örter” gibi…

Umursamazız evet. 

Çünkü etrafımızda en yakın dostlarımız, akrabalarımız, yakınlarımız çaresiz hastalıklarla ölüm döşeklerinde yatarken ya da patır patır sonsuz ölüm yolculuklarına çıkarken hayata karşı bu adar lakayt, bu kadar rahat olabilir miydik?

Hiçbir şeyi umurumuzda değil.

Olsaydı tüm dünyayı kasıp kavuran bir salgın, bir afet, bir yıkım yaşamamıza rağmen; tüm evde kalın zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın uyarılarına rağmen sokaklarımız caddelerimiz normal mevsim seyrinde olur muydu? 

Diğer zamanlardan çok bir farklılık içermiyor hayatımız. 

Sadece bazılarımızda maske var göstermelik, çenelerimize kadar sıvadığımız. 

Hepimiz yollardayız. 

Normal hayatımıza devam ediyoruz.

Sanki hiçbir şey yokmuş gibi. 

Çoğumuz yoğun ölümlerin yaşandığı bu pandemi günlerinde büyük bir umursamazlık içerisinde yaşadıklarımız bir tiyatroymuş, virüs filan yokmuş gibi çok rahat.

Özellikle en çok dikkat etmesi gereken gıda maddesi satanlar yok mu?

Bir kısmı zaten maske ve eldiven takmıyor.

Takanlarsa iş olsun için takmış gibi.

Ya ağzı burnu açık maske çenesinde ya da maske var ama eldiven yok.

Bazısında ise zaten her ikisi de yok…

***

Umursamazız…

Geçmişte de böyle idik.

Çernobil patlaması sonrası bakanlarımızdan birisinin vatandaş çayda radyon var diyerek çay tüketimini azaltmasın, satışlar sekteye uğramasın diye elinde çay bardağı ile ekranlar karşısında doldurup doldurup çay içtiği bir ülkeyiz.

Daha geçtiğimiz 23 Nisan da aynısını yine yaşamadık mı.

Herkese evde kalın mesajları yollayan, sosyal mesafe de sosyal mesafe diye çırpınan vekiller Anıtkabir ziyaretinde Meclis başkanı, parti liderleri, bürokratlar hep beraber kol kola bir arada sarmaş dolaş protokolculuk oynamadı mı?

Ah biz!

Umursamaz olmasaydık, hapishanelerden milletin malına canına namusuna dadanan suçlular oldubitti aflarla salınıp patır patır çıkabilir miydi?

Ya da mafyalar konvoylar eşliğinde karşılama törenleri ile gövde gösterileri yaparken düşünce suçlusu kabulü ile gazeteciler ne olduğu neye karıştığı belirsiz suçlarla kodeslerde hala yatıyor olabilir miydi?

Veya üzerine geçirdiği cübbe ile anılan bir soytarı ekranlardan uyduruk hadislerle allayıp pullayıp kabir azabından koruyan muskalar, cehennem ateşinde yanmayan kefenler satarak milletin aklı ile alay edebilir miydi?

 Çok umursamazız azizim.

Çoook…

Selam ve dua ile…

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
11Ekm
04Ekm

Fıtrat

27Eyl

Hanif olmak

20Eyl

Allah’ım konuş benimle

13Eyl

Otizmli Çocuk