ALLAH’IN RAZI OLMASI


Bazı şeyler küçücük hatta mini minnacıktır.

Çok bir değer ifade etmez.

Ama bazen yol açtığı sonuçlar kocamandır, çok büyük paralarla dahi satın alınamayacak kadar büyüktür.

Bazı davranışlarda keza…

Bunların çoğusu ufacık jestlerdir kimi zaman.

Konuşulmaya dahi değmez niteliktedir.

Amma velakin hak sahipleri için, değer bilenler için değeri satın alınamayacak kadar çoktur.

Çünkü maddi değil manevi değeri vardır.

Ve o, gönüllerde kalplerde etkindir.

Çünkü o yürekleri derinden etkiler, deler de geçer…

***

İşte buna benzer bir kıssa alıntılayacağımız öykü.

Belki gerçek, belki de hikâye.

Ne fark eder kalpleri ile görenler için…

Hayatı, dini, dünyayı akıl ile bilgi ile değil; ruhları ile algılayanlar için ne fark eder ki…

***

Hak dostlarından bir zata:

“ Efendim, ihlas hususunda sizi tesiri altında bırakan bir hadise yaşadınız mı? ” diye sordular.

O da: “ Evet, yaşadım.” dedi ve şunları anlattı:

“ Mekke-i Mükerreme’ de para kesemi kaybetmiştim. Memleketten para bekliyordum, fakat bir türlü gelmiyordu. Saçım sakalım da epeyce uzamıştı. Bir berbere giderek ricada bulundum:

“ Param yok, Allah rızası için saçlarımı düzeltebilir misin?”

O esnada berber, bir adamı tıraş ediyordu.

Hemen yanındaki boş yeri gösterip; “ Buraya otur.” dedi ve müşterisini bekleterek beni tıraş etmeye başladı.

Müşteri itiraz etti.

Berber ise: “ Kusura bakmayınız efendim, sizi ücret mukabilinde tıraş ediyorum, lakin bu şahıs, Allah rızası için kendisini tıraş etmemi istedi. Allah için olan işler daima önceliklidir ve maddî bir bedeli yoktur. Allah için olan işin bedelini kullar asla bilemez ve ödeyemez!” dedi.

Tıraştan sonra berber, cebime zorla birkaç altın sokuşturdu ve:

“ Acil ihtiyaçlarını karşılarsın, imkânım bu kadar, kusura bakma!” dedi.

Bir müddet sonra Basra’dan beklediğim para geldi. Berbere parasını götürdüm:

“ Asla almam! Allah için olan işin bedelini ödemeye kulların gücü yetmez!” dedi.

Ne kadar uğraştıysam kabul ettiremedim. Helalleşip ayrıldım, lakin tam kırk senedir geceleri kalkıp ona dua ediyorum…”

***

İşte böyle…

Unutmayalım ki halisane, yani sadece Allah için yapılan ameli salihlerin ve hayırların karşılığını Rabbimiz kendi şanına layık bir güzellikte lütfedecektir mutlaka...

Zaten O yüce kitabında şöyle buyurmakta değil mi ki:

“…Mallarını Allah yolunda infak edenler, toprağa bir buğday tohumu ekmiş gibi olurlar. O tohum yedi başak bitirir. Her başağında yüz dane olur. Tercihini doğru yapana Allah, kat kat fazlasını verir. Allah’ın ihsanı boldur. O her şeyi bilir…” Bakara 261

Selam ve dua ile…

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Ağs

Hayata Müdahil Bir Din: İslam

04Ağs

Müminlerin Annelerinin Kutsiyeti

29Tem

Hocaefendinin sümüklü çayı

22Tem

İbrahim Ethem

14Tem

Takiyye ve siyaset