Şer güçlerin etkinliği - Cafer Çelik

Şer güçlerin etkinliği


Zararlı, hiç yararı olmayan, birçok şeyler alışkanlık haline getirilip, yaygınlaşırken, faydalı, uygun hiçbir şey neden alışkanlık haline getirilip, yaygınlaştırılamıyor? İnsanları görünmez, etki altına alan, istediği yöne yönelten güç ve güçler var. Şer ve şeytani görünmez güçlerin emrine girenler yaptıklarının akla, ilme, dine ters, hiçbir faydasının olmadığını, çok zararının olduğunu çok iyi bilip, kabul ediyor, fakat terk etmiyorlar…

Allah, her şeyi, insanı da yaratmış, insana yakışmayan, zararlı olan, huzursuz kılacak her şeyi peygamberleriyle, ilahi kitap ve sayfalarıyla, insanlığa duyurmuş, uyup, uygulamalarını emir buyurmuştur. Hz.Adem’le başlayıp, peygamberimiz Hz. Muhammed’e kadar aralıklarla gelen bu tebliğcilerin (124000)olduğu bildirilmektedir.(T.Diyanet Vakfı Yayınları ilmihal-s-110)

Yaratan yaratıklarının dünyada huzurlu olmaları, ahrette ebedi saadete ermelerini sağlayacak noksansız yasasında, dünyanın geçici, ahretin ebedi, hal ve hareketlerin bilindiği, görüldüğü, kayıt edildiği, karşılığının görüleceğini bildirilmiştir. İnsan ilahi yasayı bilecek, inanacak, uyacak, uygulayacak, dünyada huzura, ahrette ebedi saadete erecektir. 

 İnsanın dünyaya gelmesinden önce başlayan, dünyada da devam eden, şer ve şeytani güçler,  insanın dünyada huzursuz olması, ahrette ceza görmesi için inançsızlığı, inkarı, isyanı, başıboşluğu, keyfi, zevki, adaletsizliği, edepsizliği telkin ve yaygınlaştırmaya çalışmaktadır. İnsan düşünen varlıktır, değişmez ilahi yasalardan haberdardır, iradeye sahiptir. Ya gafletten korunacak imtihanı kazanacak, yada huzursuzluktan, cezadan kurtulamayacaktır.

Şeytani güçler etkin güç ve kurumları etkileyerek emrine almış, inancı temelden sarsmak için insanın maymundan türediği fikrini, manevi boşluğu madde, zevk, şehvet gibi şeylerle doldurmaya çalışarak insanlarda hak inanç fikrini zayıflatmışlardır. Okutulan ders kitaplarında, Lutgölü gibi ebedi mucizeleri ender çöküntü, Mısır ve Ortadoğu tarihi konularında peygamberlere yer verdirmemişlerdir.  İnsanlığı, Allah, ahret, peygamber bilgi ve inancından habersiz kılmaya çalışmışlar, çalışıyorlar. Her imkanı kullanarak, inanç yoksulu, benlikçi, sürüleşmiş bir kitle oluşturmada bir hayli yol almışlardır.  

İnançlı olduğunu sananlar, sanılanların çoğu, hak dinin ismini almış, ilimden, imandan, ibadetten uzak kimseler. İslam’ın noksansız esaslarını tebliğ eden Kur’an, uyulup, uygulandığında, uyanları tüm yakışıksız-yasak hal ve hareketlerden korunmasını, insanı yücelten, yüksek hasletlerin yapılıp-yaşamasını emreder. İslam, bilinip-inanılır, yaşanılırsa, huzura ve mükafata layık olunur.   

İslam’ı bilen, inanan kimse nefsinin, çevresinin, milletinin, tüm insanlığın şerlerden korunması, hayırları yapması için çalışır, ister ki şekline uygun insan, isminin gereği yüksek hasletlere sahip İslam olsunlar, huzursuzluklardan korunup, ebedi saadete ersinler. Her gaye uygun gayretle gerçekleşir.  

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
07Ekm

Bilmek

02Ekm

Ruh

25Eyl

Dinler ve İnanlar

16Eyl

İbadete Çağrı

11Eyl

Uygun Halleri Yaşatma – Yayma