Hak ve haklıyı savunmak


“Halikin na mütenahi adı var en başı “Hakk”,  
Ne büyük şey kul için hakkı tutup kaldırmak “
   

“(M.Akif Ersoy ) 

İnsan her şeyi ilahi esaslara göre değerlendirmeli, uygun olanları yapmalı, savunmalı, uygunsuzların karşısında durup, tepkisini göstermelidir ki, hak ve haklı korunsun. Hak ve haksızlığa duyarsız olanlar hakkın silinmesine, haksızlığın yaygınlaşmasına sebep olurlar.

İnsan diğer yaratıklardan üstün, çok fazla kabiliyette yaratılmıştır. Yapacakları, yasaklananlar ilahi esaslarla tebliğ edilmiş, başıboş bırakılmamıştır. İlahi esasları bilir, inanır, uyar, uygularsa; dünya geçici hayatında huzur bulacak, ahret ebedi hayatında mükafat görecektir. Kendini başıboş sanıp, nefsi, hissi, keyfi, adetimsi isteklerine göre hal ve harekette bulunanlar üstün yaratılışa, şekle uygunsuz davranarak, diğer yaratıklardan farksızlaşırlar. .         

Geçmişte senelerin birikimiyle oluşmuş mahalle ve köylerde, çevrelerde uygulanmış; hakkı, haklıyı korumda yeterli olmasa da bazı topluluklar vardı, ilgilenilmediğinden silinip, yok oldular. Bunlara ihtiyaç var. Bunlar geliştirilerek canlandırılmalı, masraflarla yapılmış mahalle ve köy konakları daha faydalı değerlendirilmelidir.   

Bizde çoğu zaman bazı uygun şeyler yukardan emirle başlatılır, emri verenle başlar, zamanla ilgi azalır, devam edilmez. Her başlatılan faydalı faaliyetler, noksanları tamamlanarak, yanlışları düzeltmeli, devam etmelidir. 

Halkın içinde yer alan yetkili-etkililer uygulanmış faydalı olmuş, kayıp olmaya başlamış faaliyetleri araştırmalı, faal hale getirmeye çalışmalıdır. Dünyamız küçüldü, her taraftan haber alma, gidip görme imkanımız var. Başka yerlerde uygulanan çevremizde de faydalı olacaklar tespit edilmeli, buralara taşınmalıdır.

Herkes gücü oranında faydalı olmaya çalışmalı, faydalılar korunmalı, artırılmaya, zararlılar azaltılıp yok edilmeye çalışılmalıdır. Yaşadığımız çevreye, insanlığa karşı faydalı olma, Zaralılardan korumada borçlu olduğumuz düşünülmelidir.

Hak ve haklının korunmasına yetersiz ilgi gösterilen çevrelerde haksızlık artar, huzursuzluk oluşur, çokluk içinde herkes yalnızdır, itimat, itibar kalmaz, şekli düzgün, insani, İslam’i yüce hasletlerden yaşamda uzaklaşanlar çoğunluktadır. Böyle çevrelerde herkes huzursuzdur. Böyle durumların gelişmesine fırsat vermemek için gereken gayret gösterilmelidir.   

Toplumuzda yok olma yönünde gelişen çözülme artarak devam etmekte, millet birliği değil, aile birliği de korunmamakta, kardeşler birbirlerine yabancılaşmaktadır. Boşanmalar katlanarak devam etmektedir. Geçmişte çok istenen, lezzet alınan çocuk, eziyet kabul edilmiş, yapmama, sayılarını sınırlama, evlenmeme hallerinin sayıları her yıl artarak devam etmektedir. Bu normal olmayan gelişmelerin sebepleri araştırılmalı, çareler bulunarak önlenmeye çalışılmalıdır. Tasarruflar uygun yatırımlara yönlendirilerek iş sahası açılmaya, üretim, imalat artırılmaya, gereksiz harcamalar kısıtlanmalıdır. Milletimiz çok şeyleri yönetimden bekler. Devlet-millet ortaklı şirketler kurularak hızlı kalkınma seferberliğine de devlet öncülük etmelidir. Vilayetler, bölgeler bu seferberlikte yarıştırılmalıdır. .Becerikli, tecrübeli kimselere şirketlerde aktif görevler verilmeli, başarılar mükafatlandırılmalı, yanlış yapanlar ağır cezalara çarptırılmalıdır. Dünyada önde örnek olma amaçlanmalı, gerekliler yapılarak, hız artırılarak çalışmalara devam edilmelidir.
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Eyl

Güçlenmemize neden karşılar?

16Eyl

İlahi Yasa İslam

12Eyl
11Eyl

İnsan ve İslam

02Eyl

Hz. Hüseyin ve Kerbela