Ehl-İ Beyt İmamlarının Gulat’la Mücadeleleri


Gulat, Emevilerin son zamanlarında meydana çıkan sapık ve saptırmak için çaba gösteren bir grup. Emeviler tarafından  Ehl-i beyt taraftarlarına İslam toplumunun kaymasını önlemek için; dış güçler tarafından İslam toplumunun bölünüp güçsüzleşmesi için de meydana çıkarılmış olma şüphesi akla gelebilir.

Emeviler Ehl-i Beyt taraftarlarını saltanatları için tehlike görüyorlar, imamları sürgün ediyor, zindana attırıyor, zehirleterek öldürmekten bile çekinmiyorlardı. Bizans, İslam devletinin güçlenmesini kendisi için büyük tehlike görüyordu. Güçsüzleştirecek her türlü halden çekinmezdi. Taraftarlığı dini ayrılık haline getirmek İslam ın güçlenmesine büyük darbe olacaktı. Bu grubun, çalışmalarını desteklemek bulunmaz bir fırsattı.

Bu grubun öncüleri önce imamlara sokuluyor, kendilerine taraftar olduklarını kabul ettiriyor, onlardan ilim öğreniyor, belli bir seviyeye geldikten sonra Kur’an ve sahih sünnete uygunsuz söylemler uydurup, imamlar adına yalanlar söyleyip, yaymaya çalışıyorlardı.

İmam Cafer-i Sadık(r.a.); Peygamber ve ashabının yolundan ayrılan gruplara karşı Kur’an esaslarını, Resullah’ın sünnetini duyurmaya, yanlış görüş ve düşünceleri etkisiz kılmaya çalışmıştır. Gulat, şia arasına sızıyor, sapık fikirlerini yayarak gücünü artırmaya çalışıyordu. Uydurdukları yalanları imamlardanmış gibi anlatıp bir kısım kimseleri kandırıyorlardı. Bunlara karşı sert tavır alan İmam Cafer-i Sadık şöyle buyurmaktadır: “Bunlar benim ve atalarımın dini üzerinde değildir. Allah ve Resulü bunlardan beri, benim her zerrem de bunlardan beridir. Allah’ın, meleklerin, bütün insanların laneti Ebu Haddab (Gulat’ın öncülerinden) üzerine olsun. Allah-ı şahit göstererek diyorum ki, o kafirdir, fasıktır, müşriktir. O Firavun’la birlikte en şiddetli azaba uğrayacaktır, vallahi ben onunla birlikte cehennem azabına uğrayacaklara acıyorum. Allah’ım Ebu Haddab’a lanet et, ona demirin kızgınlığını tattır. Allah’a yemin ederim ki ben gaybı bilmem” buyurmuştur.

Bir olay da şöyle geçmiştir: Beşar Eş Şuan-i(Gulat’ın öncülerinden) İmam Cafer’i Sadık’ın yanına girince ona şöyle seslenerek:-Çık dışarı! Allah sana lanet etsin. O dışarı çıkarken şöyle  buyurdu:-O ashabımı ve dostlarımı saptırmak için ortaya çıkmış bir şeytandır. Ondan sakının. Burada bulunanlar bulunmayanlara duyursun ki; Ben Allah’ın kuluyum, ben de rahimler yoluyla dünyaya geldim. Ben de öleceğim, sonra dirileceğim ve hesaba çekileceğim. Buyurur.

İmam Muhammed Cevat (Taki) Gulat’ın öncülerinden olan Ebul Haddab hakkında şöyle buyurmuştur. “Allah lanet etsin Abul Haddab’a, onun ashabına ve onlar hakkında lanet etmede tereddüt edenlere” İmam’ın Ebu Gamr, Cafer b. Vakt, Haşim b. Ebi Haşim’i işaret edip; “Bunlar halktan faydalanmak için imamlardan ilim öğrenmişlerdir.” dediği, onları da Ebul Haddab’la aynı kefeye koyduğu rivayet edilmektedir. Başka bir rivayette İmam “Kendilerini imamların sözcüsü diye tanıtan, Gulat’ın öncülerinden, Ebul Semhari ve İbn.Ebi Ez-Zerka nerede bulunursa öldürülsün” dediği, emri yerine getirmek isteyenlerden kaçtıklarından öldürülemedikleri, böyle karar verilmesine sebep, onların Ehl-i beyt dostlarını saptırmada büyük rol oynamalarıydı.

İmam Ali Naki (Hadi) Gulat tarafından ileri sürülen Kur’an tahrif edildi görüşüne karşı çıkıyor, Kur’an ve sahih sünnete uygun olmayan sapık inanç, görüş ve söylemlerle diğer imamlar gibi mücadele ediyor; Gulat’ın sapık fikirlerinden dostlarını savundukları, Kur’an ve sahih sünnet olan temiz düşüncelerine onların zarar vermesinden korumaya çalışıyordu.

Ehl-i Beyt imamları daima Kur’an’ın asıl olduğunu, Ona muhalif her rivayetin batıl olduğunu belirtmişlerdir. İmam Hadi (r.a.) bir risalede Kur’an’ın asaletini şiddetle savunmuş, sahih hadisleri sahih olmayandan ayırt etmede Kur’an’ın ölçü olduğunu duyurmuştur. Başka bir risalede “Eğer Kur’an bir rivayetin sahih olduğunu teyit eder, ümmetten bir grup bunu kabul etmezse o rivayetin sahih olduğunu itiraf etmek gerekir. Çünkü ümmet Kur’an’ın hakkaniyetinde görüş birliğindedir.” buyurmuştur. İmam Hadi de diğer imamlar gibi itilaf konusu meselelerde Kur’an’a başvurarak açıklıyor, görüşünü kabul ettiriyordu.

İmamlar, Gulat’ı kendilerinden uzaklaştırmak için çok caba sarf ettiler Sapık ve saptırıcı Gulat mensupları onlardan ayrılmamak için direndiler. İmamların kendilerine karşı tavırlarını ise bir çeşit takiye olduğu yalanını yaydılar… İmamların ilim, kültür, bilgilendirmelerinden haberdar olamayan bölgeler, Gulat’ın yalanlarına inanıp, bozuk söylemlere inandılar.. Bu da Ehl-i Beyt taraftarlarının diğer İslam fırkaları tarafından yanlış tanınmalarına sebep oldu.

İmam Hadi, kendisiyle görüşme imkanı olanlara konuşarak, uzakta olanlara mektuplar yazarak onların yalan, yanlış saptırıcı uyduruklarına dikkat çekerek taraftarlarını korumaya çalışıyordu. Ayrıca vazifeli bölge vekillerine onları aranıza sokmayın, dinlemeyin diye mektuplar yazmaya devam ediyordu. İmam Hadi, Muhammed bin Haske ve Kasım Yatin’i gibi Gulat’ın ileri gelenlerine beddua ve lanet etmiş, nerede görülürlerse öldürülmelerini istemiştir. Tüm Gulat mensupları imamlar tarafından lanetlenmiş, red edilmiş, dışlanmıştır.

Gulat grubu dış güçlerle desteklenmiş, Emevi ve Abbasilerde bunların İslam a uygunsuz söylemlerini Ehl-i beyt taraftarları aleyhinde yayarak değerlendirmişlerdir. Makam ve menfaattarı için ümmetin bölünmesini engelleyici bir çaba göstermemişlerdir.

Ehl-i Beyt medreseleri ve alimlerinden uzak bölgelerde çok kimseler Kur’an ve sahih sünnete uygunsuz söylemlere inandırılarak İslam ı inanç ve ibadetlerden uzaklaştırılmış, İslam karşıtı taraftarlığa yönlendirilmiştir.

Geçmişten çok fazla imkanlarımız var. Çoğunluk okur, yazar. İmamlarla ilgili on binlerce kitap var. Şia medreselerinde yetişmiş alimlerle iletişim kurmamız, bilgi edinmemiz her zaman mümkün. Araştırıp, gerçekleri öğrenebiliriz.

Allah’a inanmayanda Peygamber sevgisi, Peygambere inanmayanda Ehl-i Beyt sevgisi olur mu?...

Örnek önder imamlar Peygamberimizin torunlarıdır. Gayeleri, gayretleri Kur’an ve sahih sünneti öğretmek, inanarak gereğinin yapılması, yaşanılması, uygulanması “Adil Düzen” kurulması, insanlığın dünyada mutlu olması ahrette ebedi saadete ermesidir.

Sevenler sevdiğine benzer. Sevdiğinin gaye ve gayretinde olur. İnancı alet ederek makam ve menfaat elde etme çabasında olanlar Hüseyin-i değil; Yezit-i bir gayret gösterenler olmazlar mı?  

 Sapık ve saptırıcı gurupların yalan yaygaraları önlenip; imamların çalışmasına destek olunup engellenmeseydi, disiplinli büyük İslam toplumu oluşurdu. Kur’an ve sahih sünnet öğrenilir, inanarak uyulur, uygulanır, ümmet bütünleşir huzur bulur; insanlığa noksansız örnek olurdu.     

Not: Gücüm nispetinde araştırma yaptım. Derlediklerimi “Örnek Önder On iki İmam” isimli kitap olarak İstanbul –Çelik Yayınların da yayınlattım.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
22Nis

Tarım arazileri

16Nis

İslam

09Nis

Eğitim- Öğretim

27Mar
20Mar

Çalışmak