Bakmak - Görmek


Görmek bakmaktan çok farklıdır. Gözümüzü açtığımızda çok şeylere bakarız. Baktığımız şeylerdeki hikmetleri, ibretleri, incelikleri, anlamları, anlaşılması gereklileri kavramak için düşünerek, bakıp görmek gerekir. Söylenen, söylentiler, konuşulanlar da duyulur, dinlenilmezse, düşünülmezse açık maksat anlaşılsa da, öz anlaşılamaz. İnsan baktıklarını görmeye, duyduklarını anlamaya çalışmalıdır.                                                        

Senelerdir binlerce insanımızın ölümüne sebep olan, milletimizi huzursuz eden, çok büyük maddi zararlara sebep olan, terör örgütlerinin yaptıklarını görmeyenler, devletimizin son zamanda kararlı, yok etmek için, devam ettiği mücadelesini aksatmak, yanlış tanıma, tanıtmaya; Avrupa, A.B.D,İsrail, yalan-yaygaralarla çalışmaktadır. Yabancılar, huzursuz, üretim, imalat bakımından yetersiz, kendilerine muhtaç, emirlerine uygun hareket eden, pazarlarında rakip olamayan, istedikleri gibi doğal kaynaklarını kullanacakları, her bakımdan kendilerine bağımlı, menfaatları için her şeyi emirle yaptıracakları, itirazsız, itaatkar, tepeden bakacakları bir Türkiye’nin oluşmasını, geri kalmışlığın devam etmesi için gerekli olanları çekinmeden yapmak, yaptırmak istiyorlar. Bu halleri her hallerinde görülüyor. Onların destekledikleri memleket-millet zararına olan her şey; engellemeye çalıştıkları yurda-millete yararlı olan her durum.

Bu benzeri durumları görmek, bunların yanında değil; karşısında yer almak gerekir. Darbeleri, karışıkları desteklerler; memleket-millet yararına çalışanları engellerler; Menderes, Erbakan engellendi, Erdoğan engellenmeye çalışılıyor. Yurt içinde düşman güçlerin uzantıları istenilen amaçlara yardımcı olurken, bir kısım kimseleri de kullanıyorlar.

Vatandaş! Olanları gör, konuşulanları dinle, düşün, anla, hiç kimse bu vatanda yaşayanlar kadar bizleri sevmez, bizlerin yararına olan bir şeylerin olması için çalışmaz, yardımcı olmaz, halkı kandırarak birbirine düşürüp karışıklıklar çıkarır ki, kendi sinsi emellerini gerçekleştirsin. Senelerden beri Irak, Suriye’de uygulanan bu. Milyonlarca insan ölmüş, daha çok fazlası perişan edilmiş, kimin umurunda,”Bir damla petrol, bir damla kandan kıymetlidir ”Düşüncesi tüm uygulamaların öz ifadesidir. Arap, Kürt, Türk, Acem birbirleriyle savaşacak ki, güçlü bir devlet oluşmasın, menfaatları engellenmesin. Bir kısım kimselerde gerçekleşmeyecek, hayali vaatlerle kullanılarak, halka öncülük ettirilmekte, onlarda halkı çeşitli vaatlerle kandırıp savaştırmaktadır. Devlet maddi, teknik, çeşitli güçlere sahip olmalıdır. Güçsüz devlet halkına hizmet ettirilmez; kuruluşuna yardımcı olanlara hizmet eder, kullanılır.

Devletler yurt içinde güçlü birlik oluşturmak için gerekeni yapmaya azami özen göstermeli, halkını somut örnekler göstererek uyarmalıdır. Suriye de Esat yönetimi halkıyla anlaşsaydı, memleket harap, şunca insan ölmeyecek, perişan olmayacaktı. Halk din, dil, soy ayrılığından savaşmaz, birlikte yaşar. Benzeri ayrılıkları kullanarak baş olmak, saltanat sürmek isteyenler halkı savaştırmış, savaştırıyorlar, savaştıracaklar. Halk adil uygulama, gelir temini, dağılımı ister. Çeşitli milletler aynı memlekette huzurlu yaşarlar. Yeter ki ayırım, gayırım, adaletsizlik olmasın.
Güçlüler, kendinden güçlü bir varlığa, yaptığı yanlış, yakışıksız, adaletsiz hallerin karşılığını göreceğine inanmıyorsa istenildiği gibi değil, istediği gibi hareket edecek, hak ve adaletli olmayacaktır.

Müslümanlar, öğrenmeli, inanmalı, gereğini yapmalı, gereğine uygun yaşamalı, Büyük İslam Birliğinin oluşması için çalışarak, mevcut güçlü devletler gibi karıştırıcılık yapmayan, adil uygulamasıyla dünyayı huzurlu kılan, güçlünün yanında değil, haklının hakkını almak için karşısında yer alan, her bakımdan güçlü birlik, dirlik oluşursa, tüm insanlık birbirleriyle kucaklaşacaktır.
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
16Kas

İnsan

09Kas

Bakmak - Görmek

02Kas

Okumak

19Ekm

Ömür

12Ekm

Düşünmek