Yağmur altında gülen ile ağlayanı ayırmak zordur… - Burhan Karaduman

Yağmur altında gülen ile ağlayanı ayırmak zordur…


Üstat Cemil Meriç şöyle der; 

“Samimiyet öyle bir dildir ki; kör de görür, sağır da duyar.” 

Köre gördüren… 

Sağıra duyduran… 

O samimiyet nerede? 

*** 

İskoç atasözü şöyle diyor; 

"Beni bir kere kandırırsan sana yazıklar olsun, iki kere kandırırsan bana yazıklar olsun." 

Bir kere kandıran utanmadı, kandırmanın kitabını yazdı memlekette. 

İki kere kandırıldığını gören kandıranı utandırmadı, üçüncü ve dördüncü kandırılışından sonra bunu alışkanlık haline getirdi. 

Paul Auster boşuna şöyle dememiş;  

"Sana bir kez ihanet edeni affedersen seni yine kullanır; Çünkü ihanet bir ruh hali değil, karakterin dökülüş biçimidir". 

Peki, çare ne olacak? 

Theodore Roosevelt’te şöyle diyor;  

“İnsanı ahlaken eğitmeden zihnen eğitmek topluma bela kazandırmaktır.” 

*** 

Eskiler şöyle dermiş: 

“Dışarı çıkarken kapımıza kilit vurmazdık.”   

Şimdi… 

Kapılara çift çelik kapılar taktırıyoruz, olmuyor kamera taktırıp cep telefonuyla uzaktan kontrol 
ediyoruz. 

Peki… 

“Dışarı çıkarken kapımızı kilit vurmazdık” diyenlerin torunları bugün bırakın evinin kapısını güvende hissetmesi, kendisi sokağa çıkarken güvende mi? 

Sahi nereye koşuyoruz? 

Toplum öyle bir hale geldi ki, tıpkı yağmur altında gülen ile ağlayanı ayırt edememek gibi bir durumla karşı karşıyayız.  

Durum vahim… 

burhan.karaduman@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!