Sadakat varsa iman vardır!


Sadakat kavramını Türk Dil Kurumu “içten bağlılık, sağlam ve güçlü dostluk” olarak tarif etmiştir. Hayatın hangi alanında olursa olsun kişi, gönülden bağlandığı bir oluşumun içinde sağlam ve güçlü durur. Böylesi ortamlarda güzel dostluklar oluşur. 

İman; etimolojik olarak “güvenmek ve samimiyetle inanmak” anlamlarına gelir. Güven ve samimiyet öncelikle bizleri teslimiyete götürmeli ve Rabbimizin terbiyesini dikkate alarak şu şekilde dua ettirmelidir.

“Rabbim! Benim girdiğim her yere doğruluk ve dürüstlükle girmemi, çıktığım her yerden doğruluk ve dürüstlükle çıkmamı sağla ve yüce katında beni (bu hususta başarılı) kılacak etkin bir güçle destekle.”(İsra 17/80)

Hayatın bütün alanlarında içten bağlılık, sağlam ve güçlü dostluklar elzemdir. Kimsenin kimseye güvenmediği bir ortamda sadakatten bahsetmek sıkıntılıdır. Bir yere doğruluk ve dürüstlükle girmek herkesin işidir. Lakin o yerden doğruluk ve dürüstlükle çıkmak doğru bilginin, emeğin ve sabrın sonucudur. Bir yere girmek emek verilerek de olsa kolaydır lakin bütün mesele o yerde eğilmeden, bükülmeden dimdik durabilmektir.

Eğilmeden kalabilmek için de seven,  inanan, güvenen, içten bağlanan, sağlam ve güçlü dostlara ve dostluklara ihtiyaç vardır. Emeksiz yemek olmayacağı her birimizin malumudur. Bize kalpten bağlanarak sevip saygı duyan, yaptıklarını görerek takdir edip güvenen, iyi ve kötü günde yanında olan bir dosta, bir kardeşe, bir eşe sahip olmak bir emeğin ve duanın ürünüdür. 

İnsanın yapmamak, vermemek, gitmemek için her zaman mazeretleri vardır. Yaşanan sorunlarda her zaman bir suçlu vardır ama hiçbir zaman kendisi değildir. Zannınca yapmaması, vermemesi, gitmemesi ve konuşmaması hep muhatap olduğu kişilerin kendilerine karşı sadık olmamaları, kendi değerlerini bilmemeleri, onun için neler yaptığını görmemelerinden dolayıdır. 

Büyüklerimiz “Sen iyiliği yap at denize, balık bilmezse Halik bilir” demişlerdir. Bir tecrübe ürünü olan bu özlü sözlere itimat edilmemesi, insanı yapılan her iyiliğin karşılığını hemen beklemeye itmiştir. Karşılığı hemen alınmayan bütün iyi girişimler daha başlamadan sonlanmıştır. Halbuki büyükler “sabrın sonu selamettir” de demişlerdir.

Hak Teala Bakara Suresi 153. ayetinde “Mü’minler! Sabırla ve namaz kılarak yardım isteyin. Allah sabredenlerle beraberdir” buyurmuştur.

Namaz günde beş defa dünya meşakkatlerinden kurtularak nefes almaktır. Allah’ın huzuruna çıkıp “lebbeyk” demektir. Rabbe olan biatı tazelemektir. İki namaz arasında yapılan hataları düşünmektir. Yalnız Allah’a ibadet edileceği ve sadece O’nda isteneceği bilgisinin tekrarıdır. Hasılı içten Allah’a (c.c.) bağlılığın, teslimiyetin, güvenin, sağlam ve güçlü dostluğun göstergesidir. 

İçten bağlılığı olmayan, Rabbe güvenmeyen, günde beş defa Hakkın karşısında boyun büküp secdeye kapanmayan herkes bunun farkındadır. Bilen biri daha vardır. O da bize şah damarımızdan yakın olan, her şeyi bilen Allah Teala’dır.

İman güvenmeyi ve teslim olmayı gerekli kılar. Allah’ın doğruları ancak muttakiler yani takva sahipleri içindir. Takva; özü sözü bir olmak, içi dışı farklı olmamak, helal ve haramlara dikkat etmek, gözü bakılmaması gereken yerden çekmek, zinaya yaklaşmayın emrine uymak, iftira atmamak, yalan söylememektir. Alım satın tıpkı faizli işlem gibidir diyenlere kulak vermeyip, apaçık hükme rağmen ihtiyacı olsa da faiz almamaktır. 

Uzun uzun anlatılan boşanma ve miras hükümlerine riayet ederek, mazlumun hakkına gasp etmemektir. Emanetlere ihanet etmemek, sözlerinde durmak, infak etmektir. Hasılı Alemlerin sahibinden çekinmek, korkmak, sevgisini kaybetme korkusu içinde yaşamaktır.

 Teslim olmuş olarak emaneti vermek duası ile…

info@asiyeturkan.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
08Haz
11May

Sabret Ey Filistin!

04May

Rahmet ayı sonlanırken!

20Nis

İyilikle kötülük bir olur mu?

13Nis

Başka bir aile mümkün mü?