Rakip mi ekip mi olalım?


İnsan imanla hayat bulur, hayayla gelişir, aile ile huzur bulur. Evlilik ise aile olabilmenin yoludur. Evlenmeyen aile olamaz, lâkin her evlenen de aile olamıyor.

Peki biz neden aile olamıyoruz?

Rahman kendisine güvenip teslim olup evlenmeye niyet eden inananlara, Rum suresinin 21. ayetini düşünüp akıl etlerini ve ibret almalarını istemiştir. Nasıl olacağı sunulmadan önce de müminlerin muhakkak kazanacağı müjdesini verilmiştir. Devamında dünya hayatının görünen yüzüne kanmamalarını, kendilerinden önce refah içinde yaşayanların akıbetlerini görmek için gezip dolaşmalarını, dönüşün Rahman’a olacağı vahyin içinde birçok yerde geçmiştir.

Kıyamet anında imanına kötülük bulaştırmayanlarla kötülük yapanların ayrılacağı, beş vakit namazla Rahman’ın hatırda tutulması gerekliliği, salâhın kendilerini iyiliklerde yarıştırmasını, yeryüzünün ölümünden sonra canlanması örneği ile tekrar dirilişin olacağını anlayışlarımıza sunmuştur. 

Hayatta her oluşum karşılıklı anlayış üzerine oluşur. Anlayışın olmadığı her birliktelikte muhatabın yaptıkları üzerinden “niyet okumalar” vardır. İnsanı yönlendiren bilgi olmalıdır. Bilgiler algılar ile anlam dünyalarında yer bulur. Algılar ise çoğunlukla duyguların kurbanıdır. Duygular anlayışlar üzerine oturur. Anlayışlar ise kavramlara verilen doğru manalar ile olur.

Hal böyle olunca, konuşulan kavramların ne olduğunu çok iyi bilmeli ve hayatta karşılığını görmeliyiz. Aksi takdire ne ibret alabilecek, ne de Rahman’ın Nahl suresi 80. Ayetinde “evlerin huzur ve sükûn yeri kılındığı” söylenilen kitaba tam manasıyla iman etmiş olacağız. 

Eşler arasındaki insana huzur veren meveddet; merakla, ilgiyle, gayretle, tanımayla, muhabbetle oluşan, sevginin kalpte yerleşerek eylem haline geçmesi halidir. 

Sevginin kalpte yer etmesinden dolayı, eşi vermese bile verme özelliğine sahiptir. Çünkü o gönüllere mutluluğu verecek olan Rahman’a güvenir. Bilir ki, seven ve sevilen arasında merhamet oluşumuna sebep meveddetledir. 

Vedûd ismi ile tanıdığımız Hak Teala karşılıksız, sürekli seven ve merhamet edendir. Meveddet sahibi olmak için öncelikle inanıp güvenmemiz, iyi işler yapmamız ve özü sözü doğru olmamız şart koşulmuştur. Zira meveddet, Vedûd olan Allah’ın seven ve sevdiğini kurallara uyarak ispat edenlere verdiği özel bir lütfudur.

Merhamet ise; katı kalpleri yumuşatan, kini düşmanlığı bitirip sevgileri oluşturan, düşmanlıklara son verdiren, kardeşliği oluşturan, iyilik yapmaya zorlayan, insanlığın temelini oluşturan bütün olgulardır. Her birimizin merhamet edilmeye ihtiyacı vardır. Merhamet etmeyen, af etmeyen de merhamet edilmeye, af edilmeye layık değildir. 

Muhatap olanlardan biri insandır. İnsanı insan bırakan birinci haslet ise merhamet etmesidir. Zira vicdan, merhamet etmeyen insanlarda yok olmaya mahkumdur. Vicdanı ölmüş birinin ne kendine, ne ailesine ne de içinde yaşadığı topluma vereceği bir şey yoktur.

Merhamet edersek yüreğimizde kin, düşmanlık, öfke patlaması, cinnet geçirme olmaz. Çünkü iyilik yapmak ön kabulümüzdür. İyilik ile kötülük asla bir değildir. Zira Rahman, kötülüğe karşı iyilikle karşılık vermemizi tavsiye etmiştir. Devamlı bu hal üzere olursak, düşman olan kişinin zamanla bize dost olacağı müjdesi vardır. 

Batı düşünürü William Shakespeare’de merhametin güzelliğini “Merhamet, her zaman intikamdan daha asildir” diyerek asaletle eşleştirmiştir.

Asil olmamız gerek. Asaletimizin gereği olarak af edip ihsanda bulunmalıyız. Veren el olup üstün olmalıyız. Yeni sayfa açıp eskilerde yaşamamalıyız. Geleceğin telaşıyla geçmişin sıkıntılarıyla meşgul olmamalıyız. Anımızı güzel yaşayıp yaşatmasını bilmeliyiz. Eşlerimizle rakip değil ekip olmalıyız ki aile olabilelim. Zira aile, rakiplikle değil iyi bir ekiple kurulur.

info@asiyeturkan.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI