İnsan olmak, insan kalmak!


Algılamak, düşünmek, yorumlamak ve tasarlayarak bir çözüm yolu bulmak sadece bize has olgulardır. Kendimizi güvende hissedersek sağlıklı ilişkiler kurar, olayları çok daha iyi algılarız. Bilgi ve tecrübelerimizle yaşadığımız sorunlara karşı doğru tepkiler veririz. Sağlam duruşunla hayatımıza kalite katarız. 

Bizler algı ve duygularımızla hayata bakarız. Aceleci ve sabırsız olan tarafımızı bastıramazsak hemen sonuca ulaşmak için fevri hareketler yapabiliriz.

Ağzımızdan çıkan sözlerin, yaptığımız büyük yanlışların farkında olursak büyük hatalar yapmayız. Hele de bizi gözetenin, her yaptığımızı konuştuğumuzu hatta düşündüğümüzü kayıt altına alanın olduğunu unutursak kendi kendimize yeteceğimizi sanabiliriz.

Elbette bu unutmalar her zaman değildir. Yalnız başımıza ya da büyük bir zorlukla karşı karşıya kaldığımızda ilk aklımıza gelen Allah’tır. Ellerimiz ilk O’na açılır. Dört duvar arasında kalındığımızda sadece O’ndan yardım isteriz.

Bizler çok iyi biliriz ki; zor zamanımızda bize O’ndan başka yardım edecek kimse yoktur. Bunun yanında hayatın boşluk kabul etmediği gibi zihnin belirsizliği kabul etmediği de bir gerçektir. 

Hayatı anlamlandırmak, yaşananlar karşısında konum tayin etmek ve çevremizdeki insanlarla sağlıklı ilişkiler kurmak için bir haritaya ihtiyacımız vardır. 

Bizler adeta çölde yolunu kaybetmiş kervanlar gibiyiz. Çölde yolunu kaybedenin yanında kutup yıldızının anlamı ne ise bu keşfedeceğimiz haritanın anlamı da odur. 

“Olgun ve anlamlı hayat ancak din sayesinde mümkündür.” diyen C.G.Jung’a kulak vermemiz gerekir. 

Batı düşünürlerinden A. Maslow da bu ihtiyacını şu şekilde dile getirmiştir; “İnsanın tam olarak kendini gerçekleştirmesi, olgun bir kişilik haline gelmesi doğal ihtiyaçlarını aşarak daha yüksek içsel değerlere kendisini adamasına bağlıdır.” 

Bu söylem sanki batının yol haritası arayışına girdiğini, adeta duyulmayan anlam çığlıklarını ve içinde barındırdığı sonsuzluk duygusunu ortaya çıkardığının kanıtı gibidir. 

Bu durumu Cenabi Hak Resulünün diliyle gelecekten haber veren Ayet-i Kerimede acı durumuzu tasvir etmiştir;

“Eğer biz, söz dinleyen ve aklını kullanan kimseler olsaydık (bu) çılgın ateşin içinde olmazdık’ derler. İşte günahlarını itiraf ettiler. O halde kahrolsun (O) çılgın ateşin içindekiler.” Mülk 67/10-11    

Söz dinlemek ve aklımızı kullanmak bizim vasfımızdır. 

Herkes insan doğar lakin insan olarak devam etmez. İnsan kalmak kolay değildir. İnsan kalmak bir emeğin, bilginin ve gayretin ürünüdür. Yaşanan bütün olgular insan kalma yarışı içindir. Hayattaki en büyük yarış ise insan kalma yarışıdır. 

İnsan kalmak ancak yaratıcıyla kurulan bağ ile mümkündür. Kurdukları bağ ile mutlu olan, huzur içinde yaşayanlar olmuştur. Örneklik arz eden bu yaşanmışlıklar bizim insan kalma mücadelemiz için önemlidir. Bu düşünce de bizi vahye yönelterek elimize harita vermelidir.

İnandığımız doğrularda yalnız kalsak da, toplumumuz tarafından terk edilsek de, mal-makam-şan-şöhret kaybetsek de, itibarsızlaştırılıp itilsek de, istenmeyen ilan edilsek de vazgeçilmez görevimiz elimizdeki haritaya uymak olmalıdır. Zira insan olmak ve kalmak ancak vahye tabi olmakladır.

Ves-Selam

info@asiyeturkan.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Oca
12Oca

Yeni bir yıl ve 2021

05Oca
30Ara

Hedefe giden yol!

22Ara

Nokta!