Hedefe giden yol!


İkinci şansı olmayan bir dünyanın içindeyiz. Ne girişi istekli yaptık ne de çıkışı istekli olmayacağız. İtemeyerek de ölümün acısını tek tek tadacağız. 

Ailesinde, oturduğu meskeninde, yaşadığı topraklarda saygı ve sevgi çemberinde mutlu olmak, huzur ve güvenlik ortamında olmak her birimizin ortak hedefimiz. 

Bizler isteklerimizi, düşüncelerimizi, beklentilerimizi başka insanlara kısa yollarla anlatırız. 

Allah ile ilişkimizi ellerimizi açarak dua ederek dile getiririz. Diğer insanlarla ilişkilerimizde ise mimiklerimiz, hal ve hareketlerimiz, saygılı hareketlerimiz ve bunun yanında bazı semboller kullanarak en kısa yoldan isteklerimizi anlatırız.

Trafiğe lambalarındaki renklerin ne işe yaradığını, kırmızı ışık yandığında durulmazsa olası bir kaza ile karşı karşıya kalacağımızı biliriz. Kurala uyarak hareket etmemizin sonucunda oluşan olumsuzluklarda kurala uymayanın ceza alacağı da biliriz. 

Şüphesiz bütün sembollerin anlatmak istedikleri vardır. Tanınmak bu sembollerle olur. Kıyafetler, isimler bir inancın ve kültürün etkisiyledir. Hedefimiz ise anlaşılmamız. 

Her hayat tarzının, inancın, kültürün belli bir kıyafeti vardır. Erkeği ve kadını kapsayan tesettür de dini algının sembolüdür. Maksat tanınmamız ve zararlardan korunmamız. 

Semboller birer araçtır. Araç olmaktan çıkarırsak amaç haline getiririz. Müslümanım ismi de bir araçtır. Amaç olarak görürsek cennete gideceğimizi düşünürüz. 

Halbuki cennetin sahibi “İman ettik demekle bırakılıp, imtihana çekilmeyeceğinizi mi sanırsınız?” diye Ankebut suresinin ilk ayetlerinde bizi uyarmaktadır. 

Cennetlikler bellidir. Sorumluğunun bilincinde olan, Allah’a karşı sevgisinden dolayı hata yapmaktan korkan, dengeli, kötü huy ve davranışlardan uzak duran, hata yaptığı zaman kabul eden, hata yaptığı kişiye özrünü beyan eden.

Cehennemliklerde bellidir. Sorumluluğunu terk eden, olumsuz, yüz çeviren, hayasız, iyilik ve nimetler karşısında inkarcı olan, cimri, müsrif, asla özür dilemeyen, Allah’ı ikinci sıraya koyup kendi isteklerini önceleyen.

İnancımızı hayatımız ile ispat edersek cennete layık oluruz. Hakkın üzerini örterek kendine göre bir hayat tarzı seçersek hem bu dünya da hem de ahirette sıkıntıdan kurtulamayız.

O zaman amaç ve araç iyi tespit edilmelidir. Hedefini bilmeyen menzile ulaşamaz. Hedefimiz için yanlış araçlara binersek, yanlış rota çizersek hedefe giden yolda yaya kalırız. 

Allah’a ve ahirete iman hayata anlam katar. Allah ve ahiret mefhumu yoksa adil bir hayattan söz etmek mümkün değildir. Aksi takdirde zalimin yaptığının yanına kar kalacağını sanırız. 

Allah’a ve adil bir hayat olan cennete ulaştıracak bütün eylemler, bütün ritüeller birer araçtır. Namaz, hac, oruç, zekat, iyilik yaparak, hakkı anlatıp yaşayarak örnek olan peygamberler Allah’a ulaştıran birer araçtır. 

Gömleğin ilk düğmesi olan peygamberleri araç halinden çıkarsak örneğimiz olamayacak ve hedef haline geleceğini bilmeliyiz.  

Eğer örneğimiz olmadığın olmazsa hedefimiz, sevdamız, coşkumuz, ruhumuz olmaz. Kendimizi tanıyamayız. İçimizdeki gücün farkına varamayız. Zira Montaigne’nin dediği gibi “hedefi belli olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez.”

Ves- Selam

info@asiyeturkan.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
04Ağs

Medeniyet ve kader ilişkisi

21Tem

Bayramınız Mübarek Olsun!

07Tem
22Haz

Eğer iftiraya uğradıysak!

08Haz