Bu gidiş nereye? - Asiye Türkan Aile Danışmanı / İlahiyatçı

Bu gidiş nereye?


Algılamak, düşünmek, yorumlamak ve tasarlayarak bir çözüm yolu bulmak sadece insana has olgulardır. Kendini güvende hisseden insan sağlıklı ilişkiler kurarak olayları çok daha iyi algılar. Bilgisi ve tecrübeleri ile yaşadıkları sorunlara karşı doğru tepkiler verir. Verdiği bu tepkiler hayatına kalite katar. 

Aceleci ve sabırsız olan yönünü bastıramayan, henüz kişiliği oluşmamış yada yaşadığı olumsuzluklar sonucu kişiliğini yitirmiş olanlar, hemen sonuca ulaşmak için fevri hareketler yaparlar. Ağızlarından çıkan sözlerin, yaptıkları büyük yanlışların farkında olsalar da, birinin kendilerini gözettiğini hep unuturlar. 

Elbette bu unutmalar her zaman değildir. Yalnız başlarına ya da büyük bir zorlukla karşı karşıya kaldıklarında ilk akıllarına gelen O gözleyendir. Eller ilk O’na açılır. Dört duvar arasında kalındığında sadece O’ndan yardım istenir.

Modern insan çok iyi bilir ki kendisine O’ndan başka yardım edecek kimse yoktur. Zihinler ve hayat boşluk kabul etmediği gibi belirsizliği de kabul etmemektedir. Hayatı anlamlandırmak, yaşananlar karşısında konum tayin etmek ve çevresindeki insanlarla sağlıklı ilişkiler kurmak için bir haritaya ihtiyacı vardır.

Modern insan, adeta çölde yolunu kaybetmiş gibidir. Çölde yolunu kaybedenin yanında kutup yıldızının anlamı ne ise bu keşfedeceği haritanın anlamı da o olacaktır. “Olgun ve anlamlı hayat ancak din sayesinde mümkündür.” diyen C.G.Jung’a kulak vermek gerekir. 

Batı düşünürlerinden A. Maslow da bu ihtiyacını şu şekilde dile getirmiştir; “ İnsanın tam olarak kendini gerçekleştirmesi, olgun bir kişilik haline gelmesi, doğal ihtiyaçlarını aşarak daha yüksek içsel değerlere kendisini adamasına bağlıdır. ” 

Bu söylem batının yol haritası arayışına girdiğinin, adeta duyulmayan anlam çığlıklarının ve içinde barındırdığı sonsuzluk duygusunu ortaya çıkardığının kanıtı gibidir. 

Öncelikle modern insan;  insanın ne olduğunu, neye ve nasıl inanacağını, isteklerinin ve ihtiyaçlarının ne olduğunu, ilgisinin ve yeteneklerinin neler olduğunu keşfetmekle işe başlamak zorundadır. Aksi takdirde mutsuz ve huzursuz olmaya mahkumdur.

Söz dinlemek ve aklını kullanmak insanın vasfıdır. Herkes insan doğar ama insan olarak devam etmez. İnsan kalmak kolay değildir. İnsan kalmak bir emeğin, bilginin ve gayretin ürünüdür. Yaşanan bütün olgular insan kalma yarışı içindir. Hayattaki en büyük yarış insan kalma yarışıdır. 

İnsan kalma yarışını önce kendimizle yaparız. İçimizde gurur, kibir, bencillik ve kendini yeterli gören şeytani olgular vardır. 

İnsanın arzuları ve korkuları, gerçeği görmede engeldir. Düşünmek elbette insana has bir olgudur. 

Psikolojik süreçlerin hepsi kalpte yaşanır. Düşünmek, akıl yürütmek, hidayete ermek, itminan olmak, acımak, esirgemek, temizlenmek, üzülmek, sıkılmak, bunalmak, hasret çekmek, hiddet duymak ve bir çok duygular hep kalpte yaşanır. İman, takva, inkar, nifak, şüphe, korkular da kalpte oluşur. 

Peki modern insan neden düşünmüyor, neden görmüyor? 

Acaba modern insanı engelleyen nelerdir?

info@asiyeturkan.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
30Eyl
02Eyl

Sahipsiz değiliz!

19Ağs

Cumartesi halkı ve biz!

13Ağs

Ahsel el takvim İnsan

04Ağs

Medeniyet ve kader ilişkisi