Beynine format attın mı?


İnsan dışı mahluklar durumuna düşmemek için acilen fabrika ayarlarımıza dönmeliyiz.   

Bizler can, beden ve ruhtan oluşuruz. İnsanlığa geçişimiz de bize yüklenen ruhladır. 

Ruh; bilgisayara yüklenen yazılım programı gibidir. Yazılım programımız fıtrattır. Bizler İslam fıtratı üzerine yaratıldık.

Fıtrat; evrensel olan bütün doğruları içine alır. Allah’ın yaratan olduğunu yaratılan hiçbir insan inkar etmemiştir. 

Kullanılan bilgisayara virüs bulaşması ihtimali her zaman vardır. Virüs bulaşmaması için programın her zaman güncellenmesi gerekmektedir.

Güncellemesinin yapılmadığı bilgisayarın virüs kaptığı gibi, devamlı bilgi akımına uğrayan aklımız da virüs kapar. Lakin İslam yazılımının tamamını yani fıtratı hiçbir bilgi örtemez.

Her doğan akıl baliğ oluncaya kadar Müslümandır. Bellerinden nesillerin alınması insanın üreme çağına gelişinin delilidir. Kadın ve erkek, buluğ çağına geldiklerinde gördüklerine şahit olup, bütün sorumluluklarını üstlenmelidir.  

Şahit olabilecek her birey yaratılan hiçbir şeyin kendiliğinden yaratılmadığını idrak etmektedir. Üst bir gücün yarattığına ve yönettiğine kendisi de kesin inanmıştır. 

Çocukların büyüklerini çıkmaza sokmaları, baliğ sonrası bu şekilde sorularının kalmayışı, büyüyen bireyin kanaatinin tam olmasındandır. Allah vardır ve tek yaratıcı O’dur. 

Ruh: akıl, şuur, vicdan, irade ve fıtrattır. Akıl; bilgi edinmeye yarayan bir güçtür. İnsan bu güç ile bilgi edinir ve uygulamaya geçer. Bu bilgileri devamlı uygulayan bir bedeni akıl bir kale gibi korur. 

Akıl eden bir kalp, faaliyet halindedir. Faaliyet alanını geniş tutan insan, şahit olacak bir çok olayları görür. Bu şahitlik şehadete iter.  

Şehadet: Hayatın imana şahitliğidir. Hayatını imanına şahit kılanlar asla ölmezler. Şahit olmak; örnek olmak ve model olmakla olur. 

Akıl, irade ve vicdan ruhun kaynağıdır. Ruhun sahip olması gereken en önemli donanımlarıdır. Kendilerini bu donanımlardan mahrum edenler bağışıklık sistemlerini zayıf bırakmış olurlar. 

Hayatın asla boşluk kabul etmediğinin farkında olanlar, böylesi bir boşluktan faydalananların çok olacaklarını da bilmelidirler.  Şuur sahibi olunmalıdır.

Şuur; görünen ve bilinen manasındadır. Görünen ve bilinene karşı hangi güç durabilir?

Yapılan işin sonucunun düşünülmemesi, bakırın altın, kömürün elmas zannedilmesi gibidir. Zanlar çoğunlukla aldatıcıdır. 

Kalıcılığı kesin olmayan dünya nimetlerinin, geleceği kesin olan ve borçluların borcunu ödeyip mükafatını göreceği günün olmayacağını zannetmek böyledir. Ondan dolayı vicdandan gelen sese kulak verilmelidir.

Vicdan; İyiyi kötüden ayırabilen, kötülük yaptığı zaman üzülen, iyilik yaptığı zaman sevinen iç bendir. Bilginin kaynağıdır. Vicdan evet derse akıl onu yalanlamaz. Vicdan akıldan daima bir adım öndedir. 

Vicdanın okeylemediğine aklın cevaz vermesi, aklın virüs kaptığının delilidir. Vicdanının sesini kesmeyenler bu sesi muhakkak duyacaklardır. Ondan dolayı vicdana ters düşen bir şey ile amel edilmemelidir. Zira Hak Teala iç bene ilham etmektedir. 

Bir şeyin  yapılıp yapılmaması, yapılacaklar arasında seçim yapılması irade ile olur. Allah iradeli yarattığı insanın kendi iradesi ile kendisine yönelmesini beklemektedir. 

İrade sahibi olması sorumlu tutulmasının gereğidir. Allah Teala; dileyenin inanmasına dilemeyenin de inancını örtmesine izin vermiştir. 

Ves-Selam

info@asiyeturkan.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
04Ağs

Medeniyet ve kader ilişkisi

21Tem

Bayramınız Mübarek Olsun!

07Tem
22Haz

Eğer iftiraya uğradıysak!

08Haz