Yıkın geçmişe dair ne varsa..


Yaşadığınız şehrin hafızası aynı zamanda sizin hatıralarınız ve anılarınızdır..

Acı ve mutlu yaşantılarınızın geride kalan hafızasıdır şehriniz..

Çocukluk döneminiz ise silinmez hatıraların sığınağıdır..

Son günlerde şehrimizin tartışma konusu haline gelen konulardan bir tanesi de Eskimalatya'da bulunan 428 yıllık Miralay Şahinbey Camisinin yıkım kararı..

24 Ocak depreminde hasar gördü diyerek Sivas anıtlar kurulunda tarihi eser tescilinin kaldırılarak yıkımına karar verilmesi..

Yıkılacak olan bir şehrin hafızasıdır..

Bütün imkanlar seferber edilmeliydi..

Yıkacağınız yer  prefabrikten yapılmış gecekondu değildir..

Yıkacağınız yer derme çatma üç beş tuğla veya betondan oluşan bir yer değil..

Yıkacağınız yerin 428 yıllık bir geçmişi var..

Binlerce insanın hatırası ve anısı var..

Beş on kuşağın birbirine anlattığı hatıraları vardır o camide..

Bu acelecilik neden?

Neyse ki; sağduyu sahibi bir avukat kardeşimiz mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı aldırmış..

Hakeza kendi mahallemizdeki Kozkökü camisi de yakın bir zamanda yıkılacak..

1780 yapım tarihi var.. Tarihi özelliği bulunmadığı için tescil ettiremedik..

Mahallemizin imar çalışması yapılırken cami yeri bir başka alana kaydırılmış mevcut cami yeri ise  vatandaşın arsasına dahil edilmiş..

Binlerce mahalle sakinimizin hatırası ve anısı var o camide..

Babam babasıyla, ben babamla oğlum benle   aynı camide aynı safta namaz kıldık..

Yaz ayında başlayan Kur'an kursunda hangimizin anısı ve hatırası yoktu..

Teravih namazlarındaki gülüşmeler..

Hangi camide mevlid okunacaksa oraya koşarak gitmek..

Mahallelerde toplu halde bayram namazlarının kılındığı mehraplıklarda imar adı altında bir bir yok oldu..

Hepsi moderniteye kurban edildi..

Şehrin eminleri şehrin hafızasını korumakla mükellef olmasına rağmen son zamanlarda şehrin hafızalarını yok etmekle gündeme gelmeleri ne  acı?

Şehrimizin bir çok yerinde hafızalar bir bir yok edildi..

Değiştirilen sokak isimleri ile insanlar kendi mahallesine yabancılaştı..

Şehrimizden veya mahallesinden  üç beş yıllığına ayrılan insan geri döndüğünde şöyle bir baktığında, yerli yerinde bulup mutlu olacağınız, kendimize ait hissedeceğimiz hangi anılarımız kaldı..

Şehirler sadece binalar, yollar, meydanlar ve bu yapıların içinde yaşayan insanlardan ibaret değildir. Aynen evlerimizin dört duvardan ibaret olmaması gibi; şehirler de içinde yaşayan bizlerle birlikte soluk alıp verirler. 

Şehir hafızaları aynı zamanda o şehrin gelmiş geçmiş tüm yaşanmışlıklarına dair büyük bilgi kaynaklarıdır. Asla bir taş yığınından ibaret olmayan, bizlerle ve diğer tüm canlılarla birlikte soluk alıp veren şehirler; ana caddelerinden ara sokaklarına, çarşı pazarına, ibadethanelerinden sanat yapılarına uzanan rengarenk yapılarıyla muazzam hazinelerdir.

“Semtlerin eski isimleri unutuluyor, şehir hızla geçmişinden koparılıyor. Oysa şehirler de insanlar gibidir, geçmişlerini unuturlarsa, tarihlerinden koparılırlarsa kişiliklerinden de koparılırlar. Hiçbir özellikleri kalmaz. Birbirine benzeyen, sıradan insanlar gibi olurlar.( Ahmet  ÜMİT)

”Şehirlerin  kimlikleri vardır.

Ve biz farkında olmasak ta yaşadığımız şehir bizlere  kimlik kazandırır.

Oysa biz kendi elimizle şehrimizi kimliksizleştiriyoruz..

Mahalledeki sokak arasında bulunan soku taşları, her yaşanmış  hikayenin ardından verilen mahalle  ve sokak isimleri, çeşmeler, camiler, cumbbalı evler, genelde birbirine bitişik olan evlerin altında hekirgeler vardı..Hekirgelerden akan su evlerin altından, her evin avlusunda bulunan  küçük su havuzlarına dökülürdü..

İmece usulü yapılan tandır ekmekleri için evlerin bir köşesinde bırakılan tandır örtmeliği..

Koca koca binalar yapılıyor, binlerce insan taşınıyor binalara ama biz gittikçe yalnızlaşıyoruz.

Kalabalıklaştıkça yalnızlaşıyoruz..

Hafızalarıyla oynadığımız ve kimliklerini yok ettiğimiz şehirlerimizde yaşarken; bizlerin anılarımızı korumamız, kimliğimize sahip çıkmamız ve kendimizi o şehre ait hissetmemiz ne kadar mümkün olabilir ki? 

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 2

  • Şükrettin Esenlik | 23 Kasım 2020 09:40

    Kentsel dönüşüm adı altında yemyeşil mahallemizin maalesef bizlerinde rızasıyla katledilmesi çok acı. Tecdeye her geldiğimizde gözlerimiz eski şirin mahallemizi arıyor ama ne yazıkki dikey yapının hakim olduğu bir manzarayla karşılaşıyoruz.Eminim 1960-1980 kuşağı doğumlu olan tüm tecdeli kardeşlerimizinde en az benim kadar yürekleri sızlıyordur. Artık yapacak hiçbirşey olmadığına göre hepimize kocaman bir geçmiş olsun demekten başka söz bulamadım. GEÇMİŞ OLSUN.

  • Tahir özdemir | 23 Kasım 2020 09:40

    Emeğine ve kalemine Sağlık Ali kardesim.

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Haz
14Haz

Kibrit kutusuna yazılan notlar

07Haz
02Haz

Ruhsat Ver Ama Alt Yapı Yok

31May

Fetih Aileden Başlar