KUDÜS NOTLARI (2) - Ali Yiğit

KUDÜS NOTLARI (2)


EL Halil kentine doğru yola çıkıyoruz...

El Halil'e doğru giderken yol boyu beton duvarlara rastlıyoruz...Bir şehir düşünün etrafı duvarlarla çevrili ve siz evinize gidip gelirken her gün  kontrol noktasından geçmek zorundasınız.. Yarı açık cezaevi gibi..

El Halil kentine giriş yaptık..Halilurrahman camisine doğru dar sokaklardan geçiyoruz.. Camiye açılan sokağa geldiğimizde sokağın her iki başında demir parmaklıklar ve  İsrail askerlerinin kontrol noktaları vardı.. Rehberimiz burada tek sıra olup elektronik kapı kontrol noktalarından geçtikten sonra ancak camiye girebileceğimizi söyledi. Halk camiye gitmek için her gün bu kontrol noktalarından geçmek zorunda..

Ve rehberimiz Haliurrahman Camisini anlatıyor.. Dinledikçe Müslümanların neden buralara sahip çıkmadıklarına hayıflanmadan edemiyoruz.. Rehberimizin şu uyarısı dikkatimi çekmişti. Halilurrahman cami içerisinde anlatım yaparken konuşmalarımı kayıt ediniz ancak buradayken paylaşmayınız. İsrail istihbaratı biz rehberleri kontrol altında tutuyor. Yahudi aleyhine yaptığımız konuşmalar tespit edilirse bizlere vize yasağı uyguluyor..

Halilurrahman Camii

Hz. İbrahim, oğlu İshak ve torunları Yakup ve Yusuf’un eşlerinin kabirlerinin bulunduğu Halilurrahman Camii, ismini verdiği şehirdeki en ağır zulümlere sahne olmuştur.

1997 yılında el-Halil şehri, ardından da Halilurrahman Camii fiilî olarak ikiye bölünmüştür. Şehir ve caminin ikiye bölünme süreci, 25 Şubat 1994 tarihinde ABD vatandaşı radikal Yahudi Barush Goldstien adındaki bir teröristin Halilurrahman Camii’nde gerçekleştirdiği katliam ile başlamıştır.

Terörist Goldstein, 25 Şubat Cuma günü camide ibadet eden Müslümanların üzerine ateş açmış ve 29 kişinin ölümüne, 300 kişinin de yaralanmasına sebep olmuştur. Bu saldırının ardından cami ibadete kapatılmıştır.

Saldırının üzerinden yedi ay geçtikten sonra cami yeniden ibadete açılmış ancak bu süre zarfında caminin içerisine özel güvenlik sistemleri yerleştirilmiş; mihraba gözetleme noktaları konulmuş ve cami elektronik kapılarla bölümlere ayrılmıştır. İbadet etmek isteyen Müslümanlar mihraba girmeden önce birkaç elektronik kapıdan geçmek zorunda bırakılmıştır.

Hepsinden de önemlisi caminin üçte ikilik kısmı sinagoga çevirmiştir. Müslümanlara tahsis edilen üçte birlik kısmında ise sadece 300 kişi ibadet edebilmektedir. Üstelik tıpkı bugün Mescid-i Aksa’da yaşananlara çok benzer bir şekilde otuz yaşın altındaki Müslümanlara da camiye girme konusunda kısıtlama getirilmiştir.

Caminin minare ve ezan okunan kısmı Yahudilerin kontrolü altında olduğu için ezan okunacağı zaman İsrail görevlisi gelip kapıyı açacak ve siz ezanı ancak öyle okuyacaksınız. İsrail görevlisinin yetkisine kalmış ezanın okunup okunmayacağı. Hani İsrail yetkilisi bu gün ezan okunmayacak dediği zaman ezan okuyamıyorsunuz..

1994 yılındaki cami saldırısı ile başlayan gerginliğin 1997 yılının Ocak ayında taraflar arasında imzalanan el-Halil Anlaşması ile sonlandırılması hedeflenmiştir. El-Halil Anlaşması ile şehir adeta ikiye bölünerek 20’lik kısım İsrail’e 80’lik kısmı ise Filistin yönetimine bırakılmıştır.

Şehir nüfusunun 0,3’ünü teşkil eden Yahudiler, Halilurrahman Camii’ni de içinde barındıran şehrin 20’lik kısmını, hem de şehrin genelinin güvenlik, şehre giriş-çıkış kontrolü ve su kaynakları gibi egemenlik haklarının kontrolünü de ele geçirmiştir.

TİKA'nın çok güzel faaliyetlerine rastlıyoruz, Kudüs'te olduğu gibi El Halil kentinde de Halilurrahman Camisine yakın bir yerde bir aş evi kurulmuş ve sürekli yemek yapılıp ihtiyaç sahiplerine dağıtılıyor. Ayrıca cami ihtiyaçları ve aş evi için burada makbuz karşılığı yardım yapabiliyorsunuz.. Bizlerde arkadaşlarla gerekli yardımı yaptık, oraya gidecek olanlar varsa  bağış yapmalarını tavsiye ederim..

Halilurrahman Cami ziyaretimizin ardından Zeytindağı'na doğru yola çıkıyoruz.

Zeytin Dağı Mescid-i Aksa'yı bir bütün olarak görmek ve fotoğraf çekmek için mükemmel bir nokta.. Ayrıca rivayetlere göre Rabiatül Adeviye ve Selman-ı Farisi hazretlerine ait makamların burada olduğu söyleniyor. Öğle  Namazımızı Selman-ı Farisi hazretleri makamının bulunduğu yerde yapılan camide kılıyoruz.. Burada  yaşayanlar Müslüman Filistin halkı..

Burada bir evin tepesinde büyük bir İsrail bayrağı görünce biz sormadan rehberimiz anlattı. O bayrağın bulunduğu ev bir Yahudi yerleşimciye ait. Evde onlarca kamera var. Ve Yahudi yerleşimci korumalarla ancak dışarı çıkabiliyor dedi. Yahudi yerleşimciler Filistin halkının bulunduğu  mahallelere  planlı bir şekilde yerleştiriliyor.. Filistin halkının ev yapmasına müsaade edilmiyor edilse de çok zorluklarla karşılaşıyorlar..

Zeytin Dağında alabildiğine Yahudi mezarlarına rastlıyoruz. Yahudi inancına göre öldükten sonra diriliş burada olacak Museviler için cennet dağı veya kıyametin kopacağı tepe olarak da biliniyor Cennete ilk gidecek olanlar mezarı burada olanların olacağı inancından dolayı Yahudiler buraya gömülmeyi arzu ederler ancak buraya gömülmek bayağı pahalı 600 bin dolar hatta iki milyon dolara kadar çıktığı söyleniyor. Mezarların üzerinde küçük küçük taşlar var. Mezar ziyaretine gelenler mezarın üzerine küçük taş bırakıyor. Hangi mezarın üzerinde taş çok olursa o mezar en çok ziyaret edilmiş oluyor. Dikkatimi çeken mezarlarda bir el büyüklüğünde pencere  bırakılmış. Sebebi ise ruhlar çağrıldığında rahat çıksınlar diye bırakılıyormuş..

Eriha'ya doğru yola çıkıyoruz...

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
15Ekm

Yerel basına destek

12Ekm

Moderniteye yenildik..

04Ekm

Tencere bilir..

20Eyl

MOTAŞ Üniversite Hattı

13Eyl

Aklıma takılanlar