Sorunlar devam ediyor


Futbolun evrensel gelişimi içinde en büyük değişimi teknik direktörler yaşıyor

Yıllar önce futbolcuya dayalı sistemin sahaya yansıyan tarafının olumsuz hale gelmesi halinde tek suçlunun teknik direktörlerin olduğu yıllardan günümüze uzanan süreçte fazla bir değişikliğin olmadığı görülüyor.

Bunun ana temasını oluşturan etkenlerin başında futbolun çok uzağında kulübü idare eden başkan ve yöneticilerin olduğu artık net bir şekilde belli oldu.

60 ve 70’li yıllarda sahada yer alan futbolcuların bireysel yeteneklerine dayalı oyun anlayışının teknik direktörler üzerindeki etkisinin üstünde olduğu yılların görsel güzelliğini özleyenlere hak vermek lazım.

Futbolcuya dayalı sistemde teknik direktörlerin kendilerini gelişime tutacak sahnelerin yaşanmaması teknik direktör kalitesinin yukarına çıkmasına da engel olmuştu.

Oynanan maçlardan sonra ön plana hep futbolcular çıkıyordu. Yerli teknik direktörlerin günümüzde olduğu gibi yabancı meslektaşların gerisinde kaldığı yılların günümüze taşınmasında da düşünce olarak bir farkın olmadığı görülüyor.

Büyük kulüplerin kazandığı şampiyonluklarda takımın başında yabancı teknik direktörlerin olması yazmak istediğim konunun önemini ortaya koyuyor.

Türk futbolunda yetişen futbolcu sayısıyla teknik direktör sayısı arasında oluşan büyük farkın sorumlusu kulüplerin başında yer alan yöneticiler olduğunu belirtmek istiyorum.

Fatih Terim, Mustafa Denizli ve Yılmaz Vural gibi teknik direktörlerin hala takım çalıştırmaları tartışma konusunun daha gür çıkmasını sağlıyor.

Abdullah Avcu,  Aykut Kocaman,  Erol Bulut, Ersun Yanal, Ünal Karaman gibi artık bayrağı teslim alan teknik direktörlerin görev yaptıkları takımlarda isteklerinin tam olarak karşılanmamasına rağmen görev kabul etmeleri konunun sağlıklı halede olmadığını gösteriyor

UEFA Pro Lisans belgesinin olması zorunluluğu Avrupalı meslektaşlarıyla aynı seviyeye gelmesi sevindirici…

Yıllarca yabancı teknik direktörlere teslim edilen kulüplerin başarısızlıklarda dahi göreve devam etmesi için yöneticilerin verdiği desteğin yerli teknik direktörlere geldiği zaman “ hocamızla karşılıklı olarak anlaşarak ayrılma kararı aldık” Gibi klişeleşmiş bir açıklamayla görevine son verilmesini de alıştık

Sen bizim evladımızsın mantığıyla kulüpten alacağının alınması noktasında son noktayı koyanlar konu yabancı teknik direktörlere geldiği zaman son kuruşluna kadar alacağını ödemektense tereddüt etmiyorlar.

Ödemeyi zamanında yapmayan bazı kulüpler alacakları için UEFA’ya başvuran yabancı teknik direktörlerin alacaklarını faiziyle almaları sadece bizim ülkemizde yaşanıyor.

Şu anda futbolun başında olan yönetim” Türk futbolunun marka değerini yukarıya taşıyacağız” söylemelerine inanmak istiyorum.

Futbolumuzun idare şekli ve yönetim noktasında hala büyük problemler yaşaması futbolumuzu geriye atıyor.

Her maç haftası sonunda büyük kulüplerin ortalığı yangın yerine çevirmesi karşısında klasik para cezası vermekle sorunun çözüme kavuşturacağını sanan federasyon son aldığı kararları ile “bu işi ancak bu kadar yapabilirim” düşüncesi yaşanan son gelişmelerden belli olmuyor mu?

Teknik direktör ve futbolcu noktasında diğer ülkelerin gerisinde kalan Türk futbolunun kurtuluş reçetesini yazacak futbolun içinden gelen kişilerden oluşan federasyonunun gelmesini bekleyeceğiz.
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Eyl

İlk maç gibi olmayacak

17Eyl

Beklentilerin altında başladı

16Eyl

Demek Ki Oluyormuş!

15Eyl

Dengeler değişti

14Eyl

Zamana ihtiyaçları var