Şehrin Sporu - Abdullah Ergün

Şehrin Sporu


Hafta sonu Malatya Büyükşehir Belediye Voleybol takımı ligdeki ilk maçında kendi sahasında Şanlıurfa Büyükşehir Belediyespor ile karşılaşacak.

Süper ligde mücadele eden Yeni Malatyaspor ve birazda Malatya Yeşilyurt Belediyespor ’un gölgesinde kalan takımın ligde başarılı olması şehrin sporu için büyük önem taşıyor.

Her yerde olduğu gibi futbolun gerisinde kalan Basketbol ve Voleybol ’un başarılı olma yüzdesi futbola göre fazla olmasına rağmen her anlamda geride kalmasına alıştık.

Geçtiğimi günlerde Avrupa şampiyonu olan bayan genç voleybol takımına ait haberler spor sayfalarının en altlarında yer almıştı.

Konun Avrupa’daki tablosuna baktığımız zaman gösterilen ilgi, takip edilme ve sahiplenme noktasında bizden çok daha ilerideler.

Peki, bizde durum neden böyle değil?

Çok basit bir cevap verebilirim. Futbolla yatan ve kalkan toplum olmamıza en büyük etken olan ulusal medya, yıllar öncesinin seviyeli ortamını fanatizm ve kavga ortamına çekerek en büyük hatayı yapanlar listesinin en tepesinde yer alıyor.

Gazete arşivlerinde gezinti yaptığım zaman büyük takımların kendi aralarında oynadıkları maça hep birlikte gittikleri maçta kavgaların olmadığını maçtan sonra yine hep beraber döndüklerine dair fotoğrafları görünce gelinen noktada taraftarları birbirlerine düşürecek açıklamalar yapanların vicdanlarının sızlamaları lazım.

Galatasaray’ın Efsane Futbolcusu Metin Oktay’ın jübilesinde bir başka efsane futbolcu olan Fenerbahçeli Can Bartu ile formalarını değiştirmeleri ve bir süre maç yapmaları karşısında tribünleri dolduran binlerce taraftar yaşananları ayakta alkışlayarak rekabetin ev güzel yanını ortaya koymuşlardı.

Hafta sonları futbolu yeni bırakmış futbolcularında aralarında bulunduğu futbol yorumcuları maçları yorumlarken birbirlerine hakaret etmeleri karşısında gönül verdikleri takımları destekleyenler bir sonraki maç için yorumcuların verdiği gazla en yakın arkadaşının kalbini kırmaktan çekinmiyorlar.

Futbolumuzun kalite noktasında geldiği noktayı hiç konuşmayan yorumcuların işi gücü amigo ağzıyla konuşmak ve maç sonrasında mağlup olan büyük takımın yorumcusunun suratının kırmızılık halinin zirve yapmasını karşısında diğer tarafın “yüzün kızardı” gibi aşağılayacağı söylemde bulunmalarını da gördük.

Devler kanalı TRT’nin spor programlarında da benzer görüntülerin yaşanması karşısında “ Bari TRT sen bu işi yapma diyenler” oldukça fazla.

Bu ülkenin sporuna yazık oluyor.

Dünya şampiyonu Almanya’da maçlar tamamlandıktan sonra bütün maçların özet görüntüleri kısa bir zaman diliminde gösterildikten sonra program bitiyor.

Bizde ise;

“İleri al, geriye sar” bu görüntü net değil, “biraz daha öne al”  geyikleri orada hiç yaşanmıyor.

Bizde maç bittikten sonra sabah namazına kadar süren programlarda masa altında bazen susadıkları zaman meyve suyu(!) İçtikleri dahi gazetelerin magazin bölümlerinde yer alıyor.

Dünyada futbolun en çok konuşulduğu, en ince ayrıntısına kadar sallamanın yapıldığı ve buna karşın kalite olarak dibe vurmuş başka bir ülke yok.

Bu böyle devam eder.

Peki, bu işten nasıl kurtuluruz?

Spor programları Avrupa’daki gibi olursa en azından ölümlere kadar giden fanatizm biraz aşağıya çekilir.

Yok, bu böyle devam ederse aynı senaryo farklı yazanlarıyla devam eder.

Malatya Büyükşehir Belediyespor‘un iç sahadaki maçlarını yerel medyadan en fazla iki arkadaş gelip yerinde izleyecek ve haber yapacak.

Diğer arkadaşlar Yeni Malatyaspor’un bir sonraki iç saha maçına hazırlık yapacaklar. Dünde böyleydi. Bugünde böyle, yarında böyle olacak.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
15Ekm

Yeni bir başlangıç

14Ekm

Stefan Kuntz’un gözyaşları

13Ekm

Sisteme bağlı kalmak

12Ekm

Sistemin yabancısı değiller

11Ekm

Fazla olmaya başladılar!