Şehrin en güzel günleri - Abdullah Ergün

Şehrin en güzel günleri


Kayısının vitrine futbolunda sahaya indiği ay olan Temmuz ayında Malatya bir başka güzel...

Şehrin hareketliliğin ana temasını yıl boyuncu her ortamda gündeme gelen ve sorunsuz şekilde vitrine çıkması için mücadele verilen kayısı oluşturuyor.

Malatya dışında yaşayan ve Malatya özlemi çekenlere gönderilen paket paket kayısılar temmuz ayında Malatya'ya gelemeyen gurbetçiler için çok şeyler ifade ediyor.

Geçtiğimiz hafta yapılan Kiraz festivali ve bizler için uzun sayılacak bir aradan sonra kayısı festivalinin yapılacak olması hatta tarih ve konser gelecek sanatçıların belirlenmesi Malatya için yılın sürprizi oldu.

Yeni Malatyaspor'un Malatya'da yaptığı kısa çalışma programından sonra Bolu kampına gitmesi ve transfer döneminde yönetimin izlediği yol haritasının beklenen seviyede olması şehrin futbolunun bu sene daha iyi konuma geleceğini gösteriyor.

Haber sitelerine düşen "Hanek" grubu olarak Malatya'ya gelen Malatyalıların fotoğraf karelerine yansıyan görüntüleri bizler ve onlar için çok şeyler ifade ediyor.

Malatyalı gazeteciler Orhan Apaydın, Muzaffer Bal ve diğer misafirlerin kalplerinde yaşattıkları Malatya özlemini şehirde bulundukları süre içinde yakın akrabalarına daha zaman ayırmadan gidermelerini normal karşılamak lazım.

Gurbetteki Malatyalıların Malatya'ya bakış açılarını ve Malatya olan özlemelerini çok iyi biliyorum.

Malatya'nın değerlerinden Rahmetli Hayrettin Abacı'nın Kocaeli'nde hayata veda ettiği ana kadar içindeki Malatya özleminin nasıl olduğunu biliyorum..

Kocaeli oto garına giderek peronda bulunan Malatya otobüslerine gözleri yaşlı bir şekilde el sallaması ancak gerçek Malatyalıların yaşayacağı bir duygu.

Aynı şekilde Bursa'da yaşayan Harut Resulkal gibi ...

Çevre yolunda arabasıyla trafikte seyir halindeyken yanından geçen Malatya otobüsüne" bakarak acaba tanıdık bir Malatyalı varmı?"derken kaza yapmasının başka bir izahı olabilir mi?

Yurt dışındaki Malatyalıların özellikle Temmuz ayında Malatya'ya gelmelerinin ana neden kaysının vitrine çıkması ve Malatyaspor'u yakından görmek ve hasret gidermek olduğu biliniyor.

Avusturya'nın Salzburg kendinde gezerken ikinci katta bulunan ve balkonda asılı biberleri görünce" işte bu ev bir Malatyalıya ait "diye yanındaki Alman arkadaşa söylemiştim. Oda bunu nereden anladın? diye sorunca bende balkana asılan yaş biberlerden olduğunu söylemiştim.

Evin hemen yakınında bulunan Türk bakkalındaki görevliye" ikinci katta kim oturuyor? "diye sorunca Orada Malatyalı bir aile oturuyor cevabı benim için yeterliydi...

Alman arkadaş sen nereye gitsen mutlaka bir Malatyalıyla karşılaşıyorsun demişti.

Bizler birbirimizi iyi biliyoruz.

Malatya'da artık gerçek Malatyalı sayısı azaldı.

60 ve 70’li yıllarda Malatya'nın gerek kültürü ve gerekse sosyal yaşam şeklini doya doya yaşayanların büyük çoğunluğu bugün Malatya dışında ikamet ediyorlar.

Onların yaşadıkları güzellikleri bir yerlerden okumak, kendilerinden dinlemek bizler için ayrı bir güzellik.

Fakat bu güzellikleri yaşayanların Malatya'yı terk etmek yerine Malatya'da kalmaları şehrin daha iyi yerlere gelmesi için çok iyi olabilirdi.

Bizler de bu şehrin unutulmaz güzelliklerini bir kenarından tutmayı başardık.

Başta futbol, sinema, müzik, gir gır ve şamata konu başlıkları içinde kimselerin kalbini kırmadan, saygı ve sevgi çerçevesinde bir dönemi yaşadık.

Malatya'yı sindire sindire yaşadık. Büyüklerimiz yaşadıklarını devam ettirmek ve onların bıraktığı bayrağı alıp bizden sonraki kuşağa bırakmak gibi bir hedefimizi vardı.

Malatya dışındaki Malatyalıların Malatya'ya her gelişlerinde yaşadıkları heyecanı normal karşılayın.

Kolay değil Malatya sevgisine gem vurmak.

Onların şehrin içindeki heyecanlarına ortak olun. Tekrar geldikleri yere dönerken Beylerderesini geçtikten sonra geride kocaman bir Malatya sevgisini bıraktıklarını ama en büyük sevgiyi beraberinde götürdüklerini asla unutmayın.  ‘
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Ekm
19Ekm

Korku tüneli

18Ekm

Hayata dönüş

15Ekm

Yeni bir başlangıç

14Ekm

Stefan Kuntz’un gözyaşları