Hiçbir şey değişmeyecek - Abdullah Ergün

Hiçbir şey değişmeyecek


Süper ligimizde sezonunun sonlarına doğru devam eden heyecanın kendine özgü gelişmeleri ışığında teknik direktör değişiklikleri yaşanmaya devam ediyor.

Son olarak Erzurumspor’da Teknik Direktör Mehmet Özdilek ile yolların ayrıldığına dair kulüp sitesinden yapılan açıklama kendimize özgü geleneğin son halkası oldu.

Saha içinde işler iyi gitmediği zaman ilk müracaat edilen kişi teknik direktör oluyor. Kulübün idari ve mali yapısından sorumlu kişilerin görevine son verildiğini duydunuz mu?

Ülkemizde bu iş asla olmaz ve olmayacakta.

Oysa Avrupa liglerinde kulübün genel yapısına uygun hareket etmeyen başkanlar ve yöneticiler kendilerini kenarda bulabiliyor.

Bayern Münih gibi futbol istikrarı noktasında sürekli olarak zirvede yer alan bir kulübün yıllardan beri aynı istikrarı devam ettirmesinin başında kulübün her yönüyle mükemmel şekilde yönetilmesi yatıyor.

1970’li yıllarda Avrupa’da kupa noktasında büyük başarılar kazanan Alman kulübünün bugün idari yapısının en tepesinde o yıllarda kulübün başarısında büyük pay sahibi olan futbolcular yer alıyor.

İşte başarı ve istikrarın ana temasını oluşturan da bu düşünce oluyor.

Bugün süper lige Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ın önünde liderliğini devam ettiren Başakşehir takımı büyük kulüplere yaşanan olumsuzlukların aksine doğru yönetim ve istikrarın getirisini belki sezon sonunda şampiyonluk tacıyla onurlandıracak.

Son beş yılda yapılanma noktasında üstüne koyarak bugünlere gelen Başakşehir takımın saha içinde ve dışında işlerin iyi gitmesinin nedenlerini büyük kulüplerin yönetim kadroları da çok iyi biliyor.

Özellikle transfer dönemlerinde değerinin çok üstünde futbolcuları bünyelerine katarak başarıyı yakalama düşüncesini yıllardan beri devam ettiren bu kulüplerimiz bu konuda hatalarına devam ediyorlar.

Bu kafayla gittikleri sürece bugün Başakşehir, yarın bir başka Anadolu takımlarının gerisinde kalacaklarını düşünüyorum.

“Bu işler parayla oluyor” düşüncesinin gerçeği bugün futbolun içinde olan herkes tarafından kabul görülüyor.

Paranın iyi idare edilmesi noktasında eğer beceriniz varsa hiçbir sıkıntı yaşanmaz.

Büyük kulüpler yıllarca bankalardan aldıkları yüksek faizli paralarla kulübü idare etmenin belli bir sonra yerinin UEFA’nın görüşme odalarında sonlanacağını artık kabul etmiş durumdalar.

İşin en ilginç tarafı ise bu işlere çanak tutan futbol federasyonun bu konularda caydırıcı önlemler alma nokrasında bekleneni yapamamalı oluyor.

UEFA iyi ve doğru yönetilmeyen kulüplerin artık kendilerine çeki düzen vermeleri noktasında gerekli uyarıları yaparken, futbol federasyonumuz kulüplerin içinde bulundukları borç batağından kurtulmak için hükümet kanadından yardım isteme yönünü seçerek bu işi doğru yapan kulüplere ihanet ediyor.

Başakşehir gibi bu konuda iyi bir yönetim gösteren bazı kulüplerin bu konu hakkında neler düşündüklerini biliniyor.

Yapılandırma adı altında ortada bulunan borcun bitmesine yönelik çalışmalara imza atanlar büyük bir yanlışa da imza atıyorlar

Borç yapılanması bile büyük kulüplerin savurganlığını asla bitirmeyecek hatta iştahlarını daha da arttıracaktır.

Doğru yönetilme noktasında futbol federasyonunun gerekli çalışmaları yapmaları lazım.

Borç yapılmaması gibi pansuman hamleleriyle bu kulüplerin sıkıntıları asla bitmeyecektir.

Borç azaldıkça yeni borçlar ortaya çıkacaktır.

Çünkü büyük kulüplerin hedefinde hiçbir zaman Avrupa olmayacaktır.

Onlar için varsa yoksa Türkiye ligi şampiyonluğuna ulaşmak.

Zaten bu kafayla devam ettikleri için Başakşehirspor haklı olarak zirvede yer alıyor.

Lider takım büyük kulüplerin hayatında yaşadıkları en büyük acıyı her hafta yaşatmaya devam ediyor.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Ekm

Hayata dönüş

15Ekm

Yeni bir başlangıç

14Ekm

Stefan Kuntz’un gözyaşları

13Ekm

Sisteme bağlı kalmak

12Ekm

Sistemin yabancısı değiller