Film başlıyor - Abdullah Ergün

Film başlıyor


Yüzyılı geride bırakan Türk sinemasının her dönem gündemde kalması ve konuşulması ve halen bunun devam etmesi sinemamızın geldiği noktanın muhasebesini yapmak için yeterli nedenlerin başında geliyor.

Sinemamızı Yeşilçam ve sonrası olarak ikiye ayırmak lazım.

60 ve 70’li yıllarda kendi haline bırakılan ve halkımız tarafından hep tutulan ve halen tutulmaya devam eden

“ Jön” ve” “Dört Yapraklı Yonca” ikilisi üstüne kurulan filmlerin günümüzde halen etkisini ve beğeni seviyesini devam ettirmesi gününüz sinemacıların bu konudaki şaşkınlığını devam ettirmesini sağlıyor.

Yılmaz Güney’in Umut, Metin Erksan’ın Susuz Yaz, Ömer Lütfü Akad’ın muhteşem üçlüsü Gelin, Düğün ve Diyet” filmleriyle sinemamızın sosyal içerikli döneme merhaba demesi bile klasik Yeşilçam filmlerinin önüne geçme de zorlandığını görmek sinema izleyicilerinin bu konulara ne kadar hassas olduğunu gösteriyor.

Günümüz sinemacıları geride yaşananlara baktığımız zaman şanslı bir ortamda sinema yaptıklarını söyleyebiliriz.

Son yıllara yapılan film festivallerinde konunun değişik platformlarda konuşulması ve nelerin yapılabilmesi ve sinemanın daha ileriye gitmesi için neler yapılmalı? Soruları cevap bulmada sıkıntı yaşamıyor.

Cuma günü başlayacak olan 8. Malatya Uluslararası Film Festivalinde işlenecek konu başlıklarının belirlenmesiyle birlikte sinema adına ortaya çıkacak soruların cevaplarının net şekilde verileceğini düşünüyorum.

Festivale katılacak olan yönetmenler, film yıldızları, senaristler, konuk sinemalarla bu yıl festivalin daha etkin hale gelmesini bekliyorum.

Malatya’nın başta tanıtım olmak üzere sinema gibi herkesin ilgisin çekecek sanat dalının uluslararası arenalarda hak ettiği yere gelmesi için bu festivallerin büyük önemi olduğu biliniyor.

Festivale gelecek olan Nuri Bilge Ceylan’ın başta Cannes Film Festivali olmak üzere diğer uluslararası festivallerde almış olduğu ödüller Türk Sinemasının artık marka haline geldiğini gösteriyor.

Son yıllarda komedi adına büyük iş çıkaran Cem Yılmaz ve yine Türk sinemasının usta oyuncusu Şener Şen’in festivale katılacak olması Malatya Uluslararası Film Festivalini daha özel hale getirecek.

İstanbul, Antalya, Adana gibi artık bu konuda çok iyi yere sahip olan festivallerin arasında Malatya adının haklı olarak yer aldığını görmek çok güzel bir duygu.

Festivalde çok özel yönetmeler ve iz bırakanlar içinde ayrı bir bölümlerin olması da işin “ vefa” kısmını da ön plana çıkartacak.

Cengiz Aytmatov’un festivalde anılacak olması “Kırmızı Eşarp” adlı romanından sinemaya uyarlanan ve üzerinden 41 yıl geçmesine rağmen hala gerek konusu, gerek oyuncuların performansı gerekse Cahit Berkay’ın filme kattığı müziğiyle “Selvi Boylu – Al Yazmalım ”filmi tekrar gündeme gelecek.

Festival boyunca filmlerin beyazperde ’ye gelme aşamasına kadar işin mutfağından servis edilen ana kadar yaşanan zorluklar ve emeğin sıkça konulacağı 8. Malatya Uluslararası Film Festivali bu yönleriyle de ön plana çıkacaktır.

Festival süresince Malatya’nın her ilçesinde filmlerin gösterilecek olması festivalin halkla bütünleşmesi ve belki de ilk defa beyazperde de film izleyecekler içinde güzel bir sürpriz olacaktır.

Festivale katılacak olan Cem Yılmaz ve Şener Şen’i Malatya’da sürprizler bekliyor.

Malatya’ya sinemanın gelmesine ve gelişimine büyük katkı sunan Hüseyin Yeşil’e de “Onur Ödülü verilecek olması Malatyalar için ayrı bir gurur kaynağı olacaktır.

Sinemanın günümüze kadar gelen süreçte dönemler itibariyle yaşanan sıkıntıların festival boyunca konuşulacak olması bu sektörün ana temasını oluşturuyor.

60 ve 70’li yıllarda zengin-fakir kavramının işlendiği klasik Yeşilçam filmleri daha sonra televizyonların evlere girmesiyle birlikte sıkıntılı bir sürece girmişti.

Yıllar sonra sponsor ve devlet desteğiyle tekrar ayağa kalkan sinemamız son yıllarda az fakat öz filmlerle artık farklı bir noktaya geldi.

Televizyonlarda yaşanan dizi enflasyonu Türk sineması için büyük moral oldu.

“Film Sinemada İzlenir “ düşüncesi bugün hak ettiği yere gelmiş durumda.

Televizyonların uygu kanallarında en çok izlenenler bölümünde 60 ve 70 li yılların klasik Yeşilçam filmlerinin oynaması benim için sürpriz değil.

Başta Kemal Sunal, İlyas Salman, Şener Şen ve kalabalık Ertem Eğilmez kadrolu filmler olmak üzere sinemamızın dört yapraklı yoncaları, Sadrı Alışık, Cüneyt Arkın, Ediz Hun, Tarik Akan, Kadir İnanır, Kartal Tibet filmlerinin oynaması kimseyi rahatsız etmiyor.

Bu tür filmleri izleyerek günümüzde ortaya çıkan özgün eserler arasındaki farkın görülmesi de sinemamızın geleceği açısından büyük önem taşıyor.

Halkımız sinemasına sahip çıkmaya devam ediyor.

Yıllarca Nayır –Nolamaz’ın yıllar sonra gerçek sözcüğünü öğrenmek kadar, sinemaya gidenlerin filmin yönetmenin kimin olduğunu yıllar sonra öğrenmelerini normal karşılamak lazım.

Filmin konusu, yardımcı oyuncuları önemli değildi,

Beyaz perdeye yansıyan İstanbul’un eski güzel hali ve zengin –kız fakir-oğlan konusu ve sevenleri ayırmaya çalışan Erol Taş ve Önder Somer’e duyulan kin kadar filmin sonunda biten mutlu beraberlik her şeyi unutturuyordu.

Cuma günü Malatya’da film başlıyor.

Festival Direktörü Suat Köçer, Genel Koordinatör Mustafa Gürbüz’ün aylar öncesinden festivalin kusursuz hale gelmesi için verdikleri mücadeleyi yaşayan birisi olarak Malatyalıların film festivaline sahip çıkması halinde önümüzdeki yıllarda festival adından daha çok söz ettirecektir.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Ekm

Korku tüneli

18Ekm

Hayata dönüş

15Ekm

Yeni bir başlangıç

14Ekm

Stefan Kuntz’un gözyaşları

13Ekm

Sisteme bağlı kalmak