Dengeler değişti


Süper ligimiz saha içinde başlayan ve saha dışına kadar devam eden olaylarla devam ediyor. Oynanan her maç haftası sonunda başta hakemler olmak üzere kulüp başkanlarının ve TV yorumcularının final değerlendirmeleriyle futbolumuzun ilerleme şansı gittikçe azalıyor.

Bundan en karlı çıkan taraf ise sahada mücadele eden futbolcular oluyor. Diğer ülke liglerini takip ettiklerini biliyorum. Avrupa’daki meslektaşlarıyla aralarında oluşan farkın bilinci içindeler. Arada oluşan farkın önemli faktörleri arasında yer almanın kendilerinde bir suçluluk duygusunu oluşturduğunu düşünmüyorum.

Transfer sezonlarında iyi bir mukaveleye imza atmanın verdiği rahatlığın kendilerine maddi ve manevi anlamda sunduğu artıları futbol kalitesine bağlamalarında gerek yok.

Türk futbolunun geriye vurmaları karşısında ortaya çıkan tablonun başrol oyuncuları olmalarına rağmen ortaya koymaları gereken tepkinin ne olduğunu ben biliyorum da acaba kendileri de biliyorlar mı?

İşin en ilginç tarafı, konunun esas kahramanları masumane şekilde ortada dururken hesapta oylana kişi ve kurumların hedef tahtasında yer almaları…

Oynanan maç sonrasında maçın kalitesi fazla sorgulanmaz, buna paralel maçın hakemi, teknik direktörleri ve sanki sahada maçı kendisi oynamış gibi kulüp başkanları eleştirilerden nasibini alıyorlar.

Maçın bitiş düğüyle birlikte spor yorumcularını izlemek için kanallar arasında mekik okuyan futbolseverler, maçı televizyondan takip eden spor yorumcuların yayıncı kuruluşun kameramanına sallamayı marifet sanıyorlar. Sadece kameramanı değil üzere maçın hakemi, teknik direktörü ve sıcağı sıcağına açıklamalarda bulunan kulüp başkanlarının yaptığı maç değerlendirmelerinde bir açığını bulup bunu ilerleyen saatlere yaymanın hesabını yaparlarken bunu izleyen futbolseverlerin bu konuları takip etmesi tabi ki futbolcuları masum hale getirecektir.

Bu aralar temsil noktasında maçlar oynanmıyor. Önümüzdeki hafta Avrupa’nın en büyük futbol organizasyonu olan şampiyonlar ligi maçları oynanacak. Gruptan çıkamayan lig şampiyonumuzun olmadığı bu maçların oynandığı haftada iki gündür yazdığım konular gündeme gelecektir.

Avrupa’nın en elit takımlarının kendi aralarında yaptığı maçları izleyen başta duayen! Spor yorumcuları olmak üzere futbolseverler onlarla aramızda oluşan futbol kalitesini konuşmaya başlayacaklardır.

Zaten yıllardır konuşuyorlar

Sonuç ortada “Kocaman bir fiyasko”

Ligimizde yer alan futbolcularda onlarla aramızda oluşan farkın ne kadar büyük olduğunu biliyorlar.

Son yıllarda Avrupa’ya transfer olan genç futbolcularımızın ülkemize geldikleri zamanlarda verdikleri demeçler bunu özetliyor.

Türkiye’de görev yaptıkları dönemlerde gerek kulüp yönetimi gerekse çalışma koşulları bakımından arada oluşan farkın kendilerine büyük bir tecrübe kazandırdıkları belirtirken, ülkemizin futbola bakış açının ne aşamada olduğu gerçeğini de ortaya çıkartıyor.

Avrupa kulüpleri, yetenekli gençlerimizi transfer ederek bir şekilde milli takımıza da katkı yapıyor.

Yıllarca Emre, Gökhan, Caner, Arda, Burak, Mehmet Topal’a bağlı milli takım günlerini unutmak mümkün mü?

Mehmet Topal’ın stoper olmamasından dolayı bu gölgede görev yapması karşısında nerdeyse futbol savaşı çıkacaktı.

Bugün Avrupa’da mücadele eden genç oyuncular Şenol Güneş’in işini de kolay hale getirdiler.

Zaten bu oyuncular olmasaydı Avrupa macerası başlamadan bitecekti.

Bugünkü konumun ana temasını “futbolcular” oluşturuyor.

Her maç haftası sonunda en son konuşulanlar olan futbolcuların lig kalitesizliğinin başrol oyuncuları olduğunu unutanlar, futbolumuzun ekran tarafını kendilerine baz alarak lig kalitesizliğimize bilmeden katkı yaptıklarını bilmeleri gerekiyor.
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
26Şub

Devam kararı doğru mu?

25Şub

En zayıf halka

24Şub

Tükeniş!..

21Şub

Tek Farklı Mağlubiyetler

20Şub

Statlardan salona göç başladı