Tam Zamanı - Abdullah Ergün

Tam Zamanı


“Kültür” kelimesi en az telafüz ettiğimiz, mahrum kaldığımız veya ilgilenmediğimiz bir kelime.
Nüfusun %25’i 20 yaşın altındakilerinin oluşturduğu ülkemizde kültür ve sanata verdiğimiz oran çok düşük seviyelerde seyrediyor.

Amerika Birleşik Devletlerinden sonra en çok televizyonun en çok izlendiği ülke Türkiye, buna karşın dünyada en az kitap okuyan ülkeler arasında maalesef ülkemizde yer alıyor.

Çin’in Vuan kentinde çıkan ve dünyayı etkisi altına alan Coronavirüs salgını halkımızın eve kapanmasına neden oldu. “Evde Kal” uyarısına uyan halkımızın bu ortamda kitap okuma alışkanlığını kazanmaları halinde kitap ve gazete istatistiklerdeki olumsuz tablo kısmen daha iyi hale gelecektir

Ülkelere Göre Kitap Okuma İstatistikleri
 
Ülkemizde 50.000 kişiye bir kütüphane düşereken, 122 kişiye bir kahvehane düşmektedir!
Kitap okuma; hava gibi, su gibi, yemek gibi günlük hayatımızın bir parçası olmadıkça kültürel gelişmemizi tamamlamamız ve bilgi çağını yakalamamız mümkün değildir. Ekonomik açıdan kalkınmanın temel yatırımı eğer eğitim ise kitaplar da eğitimin ilk aracıdır. Okumayı öğrenenlere neyi, nerede, nasıl okuyacakları gösterilmez, okunacak yeterli malzeme ve rahat ortamlar sağlanmazsa, kazanılan okuma becerileri yok olur. Bir ömür boyu sürecek öğrenme kesilirse iyi öğrenmiş olmak neye yarar. Okunacak bir şeyin yoksa iyi okuma bilmenin ve yüksek yerlerden diploma almanın ne faydası vardır. Unutmamalıyız ki okulda öğrendiklerimizi, yeni bilgilerle beslemezsek bir süre sonra başlangıca döneriz. 

Kitap okumak hafızayı ve bedeni genç tutar. Hayatları boyunca devamlı kitap okuyan ve bulmaca çözenler, 75-80 yaşlarına gelseler de en karmaşık zihinsel faaliyetleri yapabilirler. Bu bölümde bazı istatistikler vererek, olayı rakamlarla açmak istersek; Milli Eğitim Bakanlığı’nın gençler arasında yaptığı araştırmaya göre; son bir ay içinde kitap okuma oranları şöyledir: % 61 hiç kitap okumamıştır, 
% 13.4 bir kitap okumuştur. Kültür Bakalığınca yapılan istatistiklere göre ise; 

*** 

Bir yılda basılan kitapların çeşidi ülkelere göre şöyledir: 

ABD 85.121 

Japonya 42.217 

İngiltere 64.761 

Almanya 64.761 

Türkiye 6.151 

*** 

Gazete okuyanların nüfusa oranları şöyledir: 

Japonya % 62 

Almanya % 48 

Türkiye % 5 

*** 

Gazete satış ve okunma noktasında dünyada lig olsaydı alt sıralardaki yerimizi kimseye kaptırmazdık.
İşte bunu kanıtlayan bazı rakamlar:

Türkiye’de 1000 kişiye 70 gazete düşüyor. Dünya Gazeteler Birliği verilerine göre 1000 kişi başına 600’den kişi başına en çok gazete atılan ülke Norveç. Japonya’da günlük 12 milyon satan iki gazete bulunuyor. Ülkemizde en çok satılan ve okunan gazetelerin başında spor gazeteleri yer alıyor. At yarışları ve iddia ekleri olmasaydı spor gazetelerin satış rakamları daha da aşağılarda yer alacaktı.

Büyük takımların fanatik taraftarları gazetelerin okunma oranlarına hatırı sayılır katkı yapıyorlar.

Onlarda gazetelerin spor sayfalarında kendine yakın olan takımlarının haberlerine bakıyorlar. Çay ocaklarının aldıkları gazeteler satış rakamını biraz daha yukarıya çekiyor. Çay ocaklarına gittiğimde masalardaki gazetelerin ilk sayfasıyla spor sayfaları arasındaki yıpranma payı spor sayfaları lehine oluyor. Oysa 60 ve 70 li yıllarda ülkemizde gazete satışları nüfusa göre çok daha iyi konumdaydı. Her mahallede birden fazla gazete bayileri mahalle sakinlerine ait abone sistemini hayata geçirmişlerdi. 

Herkesin cebinde veya elinde gazete bulunuyordu. Dergi satışları da çok iyi konumdaydı, Hayat, Ses, Hey dergilerinin yanı sıra Gırgır ve Fırt mizah dergileri bayilerdeki yerini almasıyla tükenmesi çok kısa zamanda gerekleşiyordu.

*** 

Türkiye; deki kahvehane ve kütüphane sayılarının kıyaslaması ise şöyledir: 

Kütüphane sayısı 1412 

Kahvehane sayısı 570.000 

Buna göre: 49.500 kişiye bir kütüphane düşerken, 122 kişiye bir kahvehane düşmektedir. 

*** 

Gallup firmasının yaptığı bir araştırmaya göre bazı ülkelerdeki kitap okuyanların nüfusa ornları şöyledir: 

Japonya % 14 

ABD % 12 

Almanya % 11 

İngiltere % 11 

Türkiye % 0,01 

***

İşte size bir acı tablo...
Gazete ve kitap alma veya okuma oranlarında dibe vururken bazı olumsuzluklarda hep başrolde yer alıyoruz.

Ülkemiz sahillerinde güneşlenen yabancı turistlerin ellerinde kitap görüntülerine sık sık rastlıyoruz.

Buna karşın aynı sahillerde bizimkiler daha değişik pozisyonlarda ve görüntü zenginliği içinde tatilini (!) geçirmeye çalışıyor.

Hızla artan nufüsumuzla birlikte istemediğimiz görüntülerdeki arıtışda beraberinde geliyor.

Başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere bazı büyük şehirlerimizde “ Kitap Fuarları “ açılıyor.

Bu fuarlara ünlü yazarlarımız konuk oluyorlar. Hayranlarına kitaplarını imzaliyorlar.

Oysa imzalanan bu kitapların büyük bir kısmına yakını okunmadan evin bir köşesine bırakılıyor.

O kitapları imzalayan yazarlarımızda yaşadığı ilgi ve sevincine karşılık kitabının ne hallere geldiğini görseler çok üzülürler.

Son yıllarda kitapsever olarak piyasa çıkan ama sadece beraber olduğu sevgilisine kültür ve sanata ne kadar düşkün olduğunu göstermelik yapan bir zümre ortaya çıktı.

Bir gün kitapçıları gezerseniz bu tiplere çok rahat ulaşabilirsiniz.

Her şeyin aslına uygun sahtesini yapmak en büyük marifetmiş gibi kabul görüyor.

Bunu kültür ve sanatta da en iyi şekilde yapıyoruz.

Korsan kitap almak, korsan CD-DVD almak ve hava atmak.

“Evde Kal” çağrısının okuma alışkanlığına olumlu etki yapacağını düşüneler arasında bende yer alıyorum.

NOT: Kitap okuma oranlarına ait rakamlar “Kitap Köşesi”nden alınmıştır.
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
15Ekm

Yeni bir başlangıç

14Ekm

Stefan Kuntz’un gözyaşları

13Ekm

Sisteme bağlı kalmak

12Ekm

Sistemin yabancısı değiller

11Ekm

Fazla olmaya başladılar!