'Sağlıkta Gelecek'

Malatya Turgut Özal Üniversitesi (MTÜ) tarafından gerçekleştirilen e-konferansta sağlıkta gelecek, dijital sağlık ve akıllı hastaneler konuları bir bütün olarak ele alındı.

PAYLAŞ
TAKİP ET Google News ile Takip Et
'Sağlıkta Gelecek'
Malatya Turgut Özal Üniversitesi (MTÜ) tarafından gerçekleştirilen e-konferansta sağlıkta gelecek, dijital sağlık ve akıllı hastaneler konuları bir bütün olarak ele alındı.
Malatya Net Haber - Yusuf Cici

MTÜ Rektörü Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut’un moderatörlüğünde gerçekleşen “Sağlıkta Gelecek, Dijital Sağlık ve Akıllı Hastanelerin Sağlığa Getirecekleri Vizyon” konulu e-konferansın açılışında konuşan Sağlık Bakanı Yardımcısı Şuayip Birinci, “Malatya Turgut Özal Üniversitesi tarafından düzenlenen sağlıkta gelecek, dijital sağlık, akıllı hastanelerin sağlığa getirecekleri vizyon ana temalı kongrenin sağlığın tüm paydaşlarına da ufuk açıcı izler bırakacağına inanıyorum. Ülkemizin, savunma sanayi ile birlikte en güzide sektörlerinden birisi, dijital sağlık sektörü. Dijitalleşmenin en temel yapı taşlarından birisi standardizasyon, standardize edemediğiniz hiçbir şeyi dijitalleştiremiyorsunuz. Bu hareket noktası ile Türkiye’de dijital sağlığın sorunsuz bir şekilde dijitalleşmesini sağlamak için de tüm dijital altyapımızı güçlü bir standardizasyon sağlayan ulusal sağlık veri sözlüğü sistemine entegre etmiştik” ifadelerini kullandı.

“E-nabız dünyanın en fazla kullanıcısına sahip kişisel sağlık sistemi”

Sağlık Bakanlığı açısından bilgi sistemlerinin değerlendirilmesine temas eden Bakan Yardımcısı Birinci, “Sağlık hizmetini çok daha kolay ve erişilebilir hale getiren ilk kez 2010 yılında uygulamaya giren Merkezi Hekim Randevu Sistemi dünyadaki en büyük portal ve dünyadaki sağlıkla ilgili randevu sayısı en yüksek sistem. Günlük randevusu 600 bine kadar çıkabilen bir sistem. Sağlıkta dijitalleşmede olumlu anlamda kırılmanın olduğu sene 2014’deki atölye çalışmaları. Yapay zeka araçlarına atmosfer oluşturan adım, bizim göz bebeğimiz kişisel sağlık sistemi E-Nabız. 2015’den bu yana 83 Milyon vatandaşımıza hizmet ediyor. Şu an itibarıyla yaklaşık 42 milyon kullanıcısı ile dünyanın en fazla kullanıcısına sahip kişisel sağlık sistemi” şeklinde konuştu.

Birinci, programı tamamen Türk mühendisler ile gerçekleştirdiklerini belirterek, “Bütün bunları yaparken, bir veri güvenliği problemi olmaması için, her türlü veriyi kapalı ve güvenli bir ağın içerisine koyduk. Şu an dünyadaki en büyük kamu net projesi kabul edebileceğimiz şekilde yaptık bunu. Bu kadar büyük bir sağlık verisinin, bu mahremin, dışarıdan sızmalara kapalı olması gerekiyor. Dünyadaki büyük saldırılardan Türkiye’nin etkilenmediğini duymuşsunuzdur. Bunun bir sebebi de biz hiçbir şekilde yabancı veri tabanı kullanmıyoruz, tamamen yerli sistemler ve Türk mühendisler ile çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Bireyler sağlıklı olduğunda toplumlar da sağlıklı olur”

MTÜ Rektörü Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut ise sağlığın öneminin hayatta hiçbir şeyle değiştirilemez veya ölçülemez olduğunu ve sağlık sektörünün öneminin Covid -19 sürecinde daha da gün yüzüne çıktığını vurgulayarak, “Sağlıklı toplumlar için öncelikle toplumun en küçük yapı taşı bireyin sağlıklı olması gerekir. Bireyler sağlıklı olduğunda toplumlarda sağlıklı olur. Bir ülkede hastaları tedavi edici kurumların başarısının yanı sıra halk sağlığı ya da koruyucu sağlık kurumlarının başarısı ve çalışmaları çok önemlidir” dedi.

Prof. Dr. Karabulut, sağlık alanında çalışmaları kalite ile bir bütün olarak ilerlettiklerini belirterek, “Tıp Fakültemiz ve Sağlık Bilimleri Fakültemizin kuruluşu itibari ile sağlık temelli faaliyetlerimizi bu doğrultuda şekillendiriyoruz. Sağlam temeller üzerine inşa edilen birimlerimiz ile ülkemizde sağlık hizmet sunumunda kalitenin sürekli artırılması, sürdürülebilirliğin sağlanması, tanı ve tedavisi ileri uzmanlık, yetişmiş sağlık insan gücü ve yüksek teknoloji gerektiren hastalıklarda, bireylerin, sağlık hizmetine kolay erişimi ile etkin, kaliteli ve çağın gereklerine uygun hizmetleri almasını sağlamak maksadıyla sağlık hizmet alanlarında çalışmalarımızı sürdürüyoruz” ifadelerine yer verdi.

Karabulut,” Dünyanın gelmiş olduğu nokta itibariyle, sağlık sektörü çok hızlı bir şekilde alan değiştirebilme ve teknoloji ile anlık değişimler gösteren bir hal almıştır. Gelişen bu durum nedeniyle dünyayı ve sağlık alt yapısını gençlerimizin yaşayacağı çağa göre hazırlamak zorundayız. Burada en büyük görev biz üniversitelere, eğitimcilere düşüyor. Çünkü sağlık sektöründe dijitalleşme ancak üniversitelerde gerçekleştirilen bilimsel ve akademik çalışmalar ile sağlanabilir. Üniversitemiz bu anlamda bölüm ve programlarımız ile de sağlıkta yenilikçi yaklaşımları teknoloji ile entegre ederek yeni bakış açıları kazandıracaktır” dedi.

“Yeniliklere öncü olmak gayreti içerisindeyiz”

Gerçekleşen teknolojik değişimlerin en büyük yansımalarından birinin akıllı hastanelerin ortaya çıkması olduğuna dikkat çeken Karabulut, “Akıllı hastanelerin faydalarını saymakla bitiremeyiz ama en çok ön plana çıkan ölüm oranlarında azalma, risk bazlı ölüm oranında yüzde 7 azalma, ortalama teşhis oranında yüzde 40 iyileşme, hastanelerdeki yatış süresinde yüzde 22 azalma, verimliliğin yüzde 60’lara varan oranda artışı gibi faydalarının yanı sıra kliniğe ayrılan vaktin ciddi oranda artması ile eğitimlerine sağlanan bilgilerin çok ciddi oranda artmasıdır. Proje ve hedeflerimizi de belirlemiş olduğumuz ihtiyaçlar doğrultusunda şekillendiriyor, yeniliklere ayak uydurmak ve hatta yeniliklere öncü olmanın gayreti içerisindeyiz. Bu anlamda en büyük hedeflerimizden biri de gerçekleştireceğimiz projelerimiz ile sağlık ve teknolojik alt yapımızı güçlendirmek ve sağlık alanında ülkemize katkılar sağlamak olacaktır” ifadelerini kullandı.

Elmas, kalite arayışına teknolojinin katkısını anlattı

“Kalite Arayışına Teknolojinin Katkısı” konusunda sunum yapan Yükseköğretim Kalite Kurulu Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Elmas da, “Bizlere, üniversitelere düşen rol, bu ilerlemelere destek olacak atılımları yapmak, eğitim ve öğretimimizi buna göre dizayn etmek. Bakın şu anda Covid nedeniyle biz bazı şeylerle yüzleştik ama bu yüzleşme işi Covid’den sonra önemli değişimler yapılmazsa daha yıkıcı bir hale gelecek. Teknolojideki bu gelişim; akıllı sistemler, robotlar, yapay zeka, arttırılmış gerçeklik, büyük veri bunların kullanımız bunlara ait araçların bir değişim eğrisi var. Herkesin yetkinlik kazanması çok önemli, bu yetkinlikler, inovasyon, analitik düşünme, dijital yetkinlik, iletişim, değerler ve etik. Bilişim ve teknoloji ilerledikçe etik ve ahlaki değerlerin önemi daha çok ortaya çıkmakta” şeklinde konuştu.

Geleceğin artık hızlı bir değişim içerisinde olduğunu belirten Elmas, “Bu değişimden kim etkilenecek. Alt yapılar etkilenecek, kullanılan araçlar etkilenecek ve bunu kullananlar etkilenecek. Üniversite bağlamında baktığımızda yetiştirdiğimiz kişiler etkilenecek. Dolayısı ile üniversite olarak baktığımızda, öğrencilerimizi bu donanımlarda yetiştirmek zorundayız, değişime adapte olmalılar. Gördüğünüz gibi dünyada her şey çok karmaşık, kompleks hale geliyor. Bu değişimi yönetmek, liderlik yapmak için mutlaka kalite süreçlerinden yararlanmak artık kaçınılmaz hale geldi çünkü statik yapılarla artık hiçbir şey yürümüyor” ifadelerini kullandı.

“Kökleri Türkiye’de olan bir şirket olarak görüyoruz”

Türk Philips CEO’su Haluk Karabatak ise konuşmasında, “Malatya Turgut Özal Üniversitesi yeni bir üniversite ama sunumlarınızdan da gördüğüm kadarı ile son derece genç, dinamik, enerjik bir üniversite. Dolayısı ile tam da geleceğin sağlığını, geleceğin teknolojilerini konuşmak için uygun bir partner diye düşünüyorum. Philips dünyada 130 yıllık bir şirket. Bizim için çok özel anlamı olan bir dönemi paylaşıyoruz, Türkiye’de de 90 yılı geride bıraktık bu anlamda kendimizi bir yabancı şirket olarak değil kökleri Türkiye’de olan bir şirket olarak görüyoruz” ifadelerine yer verdi.

“Kaynaklar azalıyor ihtiyaçlar artıyor”

Şirketin gelişimi ve katkılarından bahseden Karabatak, “Philips aydınlatma ile başlayıp ilk röntgen tüpünü 1920’lerde kullanıma sunması ile beraber sağlık sektörüne girdi. Neredeyse her 20, 30 yılda bir kendini yenileyerek devam etti. Önümüzdeki 30 yıllık süreç kendimizi yeniden inşa ettiğimiz, yeniden tanıladığımız bir dönem olacak. Baktığımızda biz buna Philips 6.0 diyoruz ama bunu sadece biz söylemiyoruz. Dünyanın en önde gelen sağlık şirketlerinden birisiyiz. Sağlık yazılımındaki en büyük şirketiz ve 2020 yılı itibarıyla dünyadaki dünyada ki sağlık teknolojileri şirketleri içerisinde en yenilikçi şirket olarak gösteriliyoruz. Philips dünyada 4 temel etken görüyor. Bunların bir tanesi artan nüfusla birlikte kaynaklarımızın çok ciddi bir şekilde daralıyor, azalıyor olması. Nüfüsun artması ile birlikte yaşlanması da söz konusu. Çok hızlı yaşlanan nüfus ile kronik hastalıklar da gündemimize geliyor. Kaynaklar azalıyor ama ihtiyaçlar artıyor. Bunu etkin bir şekilde yönetmek önemli. Dünyadaki hiçbir sağlık sistemi böylesine büyük bir değişimi ve böyle büyük bir yükü taşıyabilecek yetenek ve kapasitede değil. Dolayısı ile üreteceğimiz çözümlerle sürdürülebilir sağlık hizmetlerini sağlamamız ve bunları destekleyici önlemler almamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

Siemens Healthineers Türkiye In Vivo Dijital Sağlık Müdürü Onur Ağuş, “Türkiye’deki dijitalleşme konusundaki çalışmalara siz de öncülük ettiğiniz için üniversitemize çok teşekkür ediyorum” dedi. Ağuş, “Dijitalleşme ve gelecek trendlerini konuşurken hasta deneyimi boyunca bilinçli karar vermek diyoruz. Çünkü sağlık açısından baktığımızda aslında en önemli şeyin karar vermek olduğunu görüyoruz. Hasta kapıdan girdiği anda daha kaydı yapılırken başlayan bu karar verme süreci; istenen tetkikler, tetkiklerden sonra yapılan yönlendirmeler, tedavi kararının verilmesi ve yönetilmesi daha sonra hastanın takibinin yapılması sürecinde hasta ile birlikte karar verme şeklinde ilerlemeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Ağuş, “Öncelikle dünya nüfusu yaşlanıyor ve bununla birlikte sağlık personeli açığı olması bekleniyor. Biz bu arz talep farkını kapatmalıyız ve bunun için bir çalışma yapmalıyız. Aynı zamanda doktorlar üzerindeki, sağlık profesyonelleri üzerindeki bilişsel yük çok fazla artmış durumda. Komplike bir hastalık grubu ile ilgilenen onkologlar, günde 50 bin hasta verisi içerisinden saatte 60 kritik veri kullanıyorlar. Bizlerde sistemlerimizi bu yönde geliştirmekteyiz” dedi.

“Dijital denetimler yer, zaman ve maliyetten büyük bir avantaj sağlıyor”

YÖKAK Üyesi, TUSKA Başkanı Figen Çizmeci Şenel de konuşmasında dijitallerin denetiminden söz ederek, “Uzaktan denetimlerin hızla kullanılmaya başlanması maliyetlerin çok ciddi anlamda düşmesine neden oldu. Ancak uzaktan denetimin birtakım dezavantajlarının da olması uzun dönemde nasıl bir sonuç getireceğini merak ettiriyor. Şartlar normale döndüğünde maliyetlerin düşmesi ve diğer avantajların denetimlerin tamamen dijitale dönmesine sebep olup olmayacağı, yüz yüze denetimlerin yeniden olup olmayacağını daha doğrusu ne oranda olacağını biz de kurum olarak merak ediyoruz. Dijital denetimler yer, zaman ve maliyetten büyük bir avantaj sağlıyor. Yerinde denetimin yapılamayacağı durumlar için de bir alternatif sunuyor. Dokümanların incelenmesi konusunda özellikle tıbbi kayıt ve bilgisayar ortamında daha çok imkân verdiğini gördük ve bu da çok önemli bir avantaj” ifadelerini kullandı.

“Geleceği dijital liderler belirleyecektir”

MTÜ Tıp Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Gökhan Gökçe, yeni tip korona virüsün etkilerinden söz ederek, “Covid -19 bir çağı bitirmiş yeni bir çağı başlatmıştır. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Yeni Çağın ismi “dijital çağ”dır. Ülkeler için iki seçenek vardır bu yeni çağda ya dijital köle olacaklarıdır, ya da dijital lider. Geleceği dijital liderler belirleyecektir. MTÜ yeni çağın öngörülebilir gerekliliklerini erken algılayarak proaktif bir adım atarak Sağlıkta gelecek, dijital sağlık ve akıllı hastanelerin sağlık sistemine getirecekleri vizyonu ulusal kamuoyunun önüne sunma amacıyla bu uluslararası kongreyi düzenlemiştir. İnovatif bir hedef belirleyerek Türkiye’nin tam dijital akıllı hastane formasyonunu MTÜ Tıp Fakültesi hastanesinde uygulamaya koyma aksiyonunu başlatmıştır” dedi.

Dubai Fakeeh Üniversite Hastanesi CEO’su Dr. Fatih Mehmet Gül de, “Bizim ileriki hedefimiz şu, resepsiyonsuz hastane. Hasta geldiğinde bekleme salonunda oturması lazım, bizim kendi görevlilerimizin ellerinde tablet ile hastanın yanına gidip işlem yapması gerekiyor. Biz kağıt işlemini bitirdik artık. Ameliyathane dahil. Tamamı tablet yönetiminde, her türlü dokümanı ameliyathane ekibi ile de paylaşabiliyoruz. O kağıt orada, bu kağıt burada gibi şeyler bitti artık. Önceden kağıtsız hastane diyorduk ama monitörlere bağlı durumdaydık. Monitör artık ele geldi, aplikasyonlar ile her şeyi yönetebiliyoruz. Evden giriş yapıp hastaneye geliyorsunuz. Sıra beklemiyorsunuz. Hastanemizde her bir hastanın yatağında tablet var. Doktoruyla ilgili bütün detayı görebiliyor, doktorun yazdığı datanın tamamını görebiliyor, bundan sonraki gideceği yerleri ve vitalleri görebiliyor. Bu tablet içerisinde yemek yönetimi, hasta eğitim hizmetleri, oda kontrol sistemleri de var” şeklinde konuştu.

E-konferansa Sağlık Bakanı Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci, Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Elmas, YÖKAK Üyesi , TUSKA Başkanı Figen Çizmeci Şenel, Türk Philips CEO’su Haluk Karabatak, Siemens Healthineers Türkiye In Vivo Dijital Sağlık Müdürü Onur Ağuş, Dubai Fakeeh Üniversite Hastanesi CEO’su Dr. Fatih Mehmet Gül ve MTÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Gökçe katıldı.

İhlas Haber Ajansı

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN