Otizmli çocuk sayısı artıyor

Otizmli çocuk sayısının her geçen gün arttığına dikkat çeken Davranış Analisti Prof. Dr. Binyamin Birkan, 'Bundan 10-15 yıl önce 3-5 bin çocukta bir görüyorduk ama bugün yaklaşık olarak 54 çocuktan birinde görüyoruz. Çok hızlı yaygınlaşıyor ama buna neyin neden olduğunu bilmiyoruz. Zaten bilseydik önlem alabilirdik. Önlem alamadığımız için otizmli çocuklar doğmaya devam ediyor. Bugün otizmin tedavisinde bildiğimiz en etkili yöntem eğitim' dedi.

PAYLAŞ
TAKİP ET Google News ile Takip Et
Otizmli çocuk sayısı artıyor
Otizmli çocuk sayısının her geçen gün arttığına dikkat çeken Davranış Analisti Prof. Dr. Binyamin Birkan, ‘Bundan 10-15 yıl önce 3-5 bin çocukta bir görüyorduk ama bugün yaklaşık olarak 54 çocuktan birinde görüyoruz. Çok hızlı yaygınlaşıyor ama buna neyin neden olduğunu bilmiyoruz. Zaten bilseydik önlem alabilirdik. Önlem alamadığımız için otizmli çocuklar doğmaya devam ediyor. Bugün otizmin tedavisinde bildiğimiz en etkili yöntem eğitim’ dedi.
Malatya Net Haber - Yusuf Cici

Davranış Analisti Prof. Dr. Binyamin Birkan, Malatya'da katıldığı bir programda, otizmli çocuk sayısının gün geçtikçe artığına dikkat çekti. Birkan, davranış bozukluğu ve iletişim sorunlarıyla tanılanan otizmli çocukların, aileleriyle çevresindeki insanlarla iletiş kurmada zorlandığını belirterek, otizmi aşmanın en büyük önleminin iyi bir eğitimden geçtiğini söyledi. 

Davranışlarına bakarak tanı koyabiliyorsunuz

Otizmli bireylerin gözlemlenerek tanılanabileceğini ifade eden Prof. Birkan, "Otizm, gözleme dayalı anlaşılabiliyor. Çocuğun davranışlarına bakarak tanı koyabiliyorsunuz. Bir kan tahlili ve testle anlayamıyorsunuz. Çocuğu gözlemleyebilmeniz lazım, bir kitap var, tüm dünya bu kitaptaki tanı kriterlerini baz alır. Bu tanı kriterleri otizmde iki gruba ayrılıyor. Sosyal iletişimde yetersizlik, yanı adına seslendiğinizde bakmıyorsa, sizinle bir bağ kurma çabası yoksa, iletişim kurma gayreti yoksa, konuşması geciktiyse, akranlarına ilgi göstermiyorsa, nesnelere yeteri kadar ilgi göstermiyorsa, etrafında olup biten olaylarla ilgilenmiyor, kendi iç dünyasında kalıyorsa, kendi bildiğince davranıyorsa bunun dışında ilgi alanları sınırlıysa, takıntılı davranışları varsa otizmden şüphe ediyoruz. Yani otizmi, ilgi alanları sınırlı ve davranış sorunu diye ikiye ayırıyoruz. Eğer bu özellikler varsa mutlaka bir çocuk nöroloğuna veya çocuk psikiyatrına başvurmak gerekiyor" diye konuştu. 

Otizm her yıl artıyor

Otizm'in her yıl arttığına dikkat çeken Birkan, "Bundan 10-15 yıl önce 3-5 bin çocukta bir görüyorduk ama bugün yaklaşık olarak 54 çocuktan birinde görüyoruz. Çok hızlı yaygınlaşıyor ama buna neyin neden olduğunu bilmiyoruz. Zaten bilseydik önlem alabilirdik. Önlem alamadığımız için otizmli çocuklar doğmaya devam ediyor. Bugün otizmin tedavisinde bildiğimiz en etkili yöntem eğitim, bu eğitim biraz farklı tedavi yöntemi olarak ele alınabilir. Peki, biz bu eğitimi yeteri kadar verebiliyor muyuz? Maalesef çeşitli sebeplerden dolayı otizmli çocuklara hak ettikleri nitelikli eğitimi veremiyoruz. Çünkü üniversitelerde yeteri kadar eğitim verebilecek nitelikte öğretim üyesi yok, açılan bölümlerde öğretim üyesi var. Bizim bu konuda daha çok öğretim üyesi yetiştirmemiz lazım.  Neden öğretim üyesi yetiştirmemiz gerekecek, çünkü bu eğitimler özel eğitim öğretmenleri aracılığıyla yapıyoruz" şeklinde konuştu. 

Erken yaşlarda eğitim çok önemli

Birkan, gerekli eğitimle otizmli bireylerin topluma kazandırılabileceğini vurgulayarak, "Otizmli çocuklarda 0-8 yaş çok önemli, eğer bu yaş aralığında nitelikli eğitimi verebilirsek, bu çocuklar diğer akranları gibi aynı okullara gidebiliyorlar. İleride bir doktor, bir mühendis olabiliyor. Yani yüzde 50’si bir meslek sahibi olup hayatını bizler gibi yaşayabiliyorlar. Diğer yüzde50’si ise iyi ve nitelikli özel eğitimle toplumun içinde yer alabiliyor. Dolayısıyla erken yaşta tanılama, doğru eğitim verme ileriki yaşlarda onları topluma kazandırmada çok yardımcı olacaktır. O nedenle nitelikli eğitim konusunda bizim almamız gereken çok yolumuz var. Devlet her çocuğa hafta da 2 saat özel eğitimini karşılıyor. Daha önce bu böyle değildi. Sadece emekli sandığına tabi çocuklar yararlanabiliyordu. Ama şimdi her çocuk haftada 2 seans destek alabiliyor. Ama bu çocukların ihtiyaç duydukları ders saati 40 saat olmalıdır. Şimdi 40 nerde 2 saat nerede. Hak etmiş oldukları bu nitelikli eğitimi maalesef istenilen yoğunlukta veremiyoruz. Tabii ki bir iyileşme ve gelişme var, gem okul hem de personel anlamında ama erken yaşlarda gerekli eğitimi almak çok önemli" dedi.

Pandemi döneminde birçok aile doktora gidemedi

Pandemi döneminde eğitim alamayan çocukların eğitimlerinden geri kaldıklarını ifade eden Birkan, "Pandemi döneminde birçok aile doktora gidemedi. Çocuklar tanı alamadı. Tanı alamayan çocuklar zamanında eğitime başlayamadı. Bunun ileride sonuçlarını göreceğiz. Tanı almış, eğitim hizmetine kavuşmuş çocukların ise bu eğitimleri yarım kaldı. Evde kazanmış oldukları birçok becerilerini unuttular ve çocuklar sosyal hayattan uzak kaldı. Zaten bu çocuklar sosyal alanda beceri sorunları olan çocuklar, bu anlamda onların sosyal hayata dâhil olmalarını engelleyen bir sorun ortaya çıktı. Umarım bunu kısa sürede telafi ederiz" ifadesini kullandı.

Haber Merkezi

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN