Küllerini Nemrut'a döktü

Adı Nemrut Dağı'yla özdeşleşen Amerikalı arkeolog Theresa Goell'in Nemrut Dağı'nda yapılan arkeolojik çalışmalar sırasında ABD'ye götürmek istediği 96 yaşındaki Yusuf Aydın, Arkeolog Theresa Goell'in vasiyeti gereği ölümünden sonra cesedinin yakılması, küllerinin Nemrut Dağı'nın tümülüsün tepesine dökülmesini ve bununda Yusuf Aydın'ın yapmasını istediğini belirterek, Theresa Goell'in ölmeden önce yazdığı vasiyeti yerine getirdiğini söyledi.

PAYLAŞ
TAKİP ET Google News ile Takip Et
Youtube Kanalı VİDEO
Malatya Net Haber - Yusuf Cici

Adı Nemrut Dağı ile özdeşleşen ve Nemrut Dağı etrafında yaşayan halkın 'Dağın Kraliçesi' unvanı verdiği Theresa Goell'i en iyi tanıyanlardan biri olan, hatta Goell'in sırdaşı sayılan Malatya'nın Pütürge ilçesine bağlı Nemrut Dağı eteklerinde bulunan Büyüköz Mahallesinde yaşayan 96 yaşındaki Yusuf Aydın'la Nemrut Dağı ve arkeolog Theresa Goell hakkında bilinmeyenler üzerine söyleşi gerçekleştirdik. Aydın, Theresa Goell'in kendisine verdiği fotoğrafı hala sakladığını ve fotoğrafa bakarak, geçmişi adeta yaşadığını söyledi. Theresa Goell'in Nemrut Dağı ile ilgili bazı anılarının anlatıldığı röportajdan kesitler;

NETHABER: Theresa Goell ile nasıl tanıştınız?

Yusuf Aydın: Biz köyde iken Theresa Goell köye geliyordu. Bizlere yanında getirdiği  şekerlemeleri veriyordu. Bizim köye yaptığı sık sık ziyaretlerden sonra Nemrut dağına çalışmaya geldiğini öğrendik. Kahta tarafından bizlere de uğruyordu. Yol yok ve büyük sıkıntılarla Nemrut Dağına çıkar daha sonra bizim köye gelirdi. Theresa Goell, Nemrut Dağı'nda çalışmalara başladıktan sonra bize iş olmadığını söyledi. Bizde Nemrut Dağının Pütürge tarafında olan yayla da yaşıyorduk. Yaylamız Nemrut Dağının hemen altındaydı. Bizde Theresa Goell’e bizim tarafa gelirsen sana su vermeyiz seni burada çalıştırmayız demiştik.

Goell'in hedefi anıt mezarı bulmaktı

Kahta’dan gelen 5 kişiyle Theresa Goell Nemrut dağında çalışmalara başladı. 5 kişiye görevlendirme yaparken bende oradaydım. Herkese görev verdikten sonra bana kısa kollu gömlek giydirdi. Bir saatte koluma taktı. Ve bana “ sende iş başında çalış” dedi. Nemrut dağında görülen heykeller toprağın altındaydı. Heykelleri toprağın altından biz çıkardık. Toprağın altında kalan heykeller fazla yıpranmamıştı. Toprağın üstünde kalan heykeller dikkat ederseniz  fazla yıprandığını göreceksiniz. Theresa Goell’le uzun süre çalıştık.Theresa’nın en büyük isteği tümülüsün altında bulunan mezar odasını bulmaktı.  Devamlı olarak bizlere mezar odasının kapısının nerede olduğunu soruyordu. İki kişi sürekli olarak I.Antiochos’un mezar odasının olduğu kapının yerini arıyordu. Fakat kapı yoktu. Bu iş yıllarca devam etti. Doğu terasında bulunan Kommagene heykeli o zaman yere düşmemişti. Yıldırım çarpması sonunda heykelin kafası yere düşünce heykelin arkasında bulunan yazılar Theresa Goell’i çok heyecanlandırmıştı. Daha sonra doğu terasında mezar odasını bulmak için tünel açmaya karar verdi. İçeriye girmek için tahtalarla tüneli açmaya çalışıyorduk. Tünelin içine girecek kadar delik açıldığı zaman ben dışarıda gözcüydüm. Bir kaç kişi de tünelin içinde çalışıyordu. Belli mesafeye girildikten sonra tümülüsten aşağıya doğru taşlar gelmeye başlayınca ben içeride çalışanlara “ kaçın yukarıdan taşlar geliyor “ dedim. Tünelde çalışanlar dışarıya çıktıktan sonra tünel çalışmaları da bitti. Bu çalışmalar 13 yıl sürdü. Theresa Goell sinirlendiği zaman herkes yanından kaçardı. Sinirli olmadığı zamanlarda ise farklı biri oluyordu. Nemrut dağında bazen küçük heykeller bulunuyordu. Theresa bu heykelleri bulduğumuz zaman bizlere 25 kuruş veriyordu. Biz kendisine haftalık 3 liraya çalışıyorduk.

NETHABER: Theresa Goell, seni Amerika’ya mı götürmek istiyordu?

Yusuf Aydın: Evet, Theresa beni Amerika’ya götürmek istedi. Fakat o zaman köyde ablamın hasta olması ve köydekilerin gavur memlekette ne işin var? Diye söylenince bende gitmeyeceğimi kendisine söyledim. Theresa Goell’in erkek kardeşi Kermit Goell'de beni İngiltere’ye görünmek istiyordu. Bana" bizim orda hayvanları parasız babam ne kadar istersen sana verir "diyordu. Yıllar sonra Theresa Goell’in yeğenleri Nemrut Dağına geldikleri zaman Therase’nın bana yazdığı mektubu getirdiler. Yeğenim Hüseyin mektubu bana okurken Therase Goell’in tekrar beni görmek için geleceğini söyledi. Nemrutta gün batımını izleyen Therase Goell’in yeğenleri beni görmek için köye geldiler. 1985 yılında hayata gözlerini yuman Theresa Goell’in vasiyeti gereği cesedinin yakılmasından sonra küllerinin Nemrut dağının tümülüsünün tepesine dökülmesini ve bunu Yusuf Aydın’ın yapmasını yeğenlere söylemiş. Bende bu görevi yapmak için Nemrut dağına gittim. Yeğenlerine” külleri serpmektense bir kavanoza koyup tümülüsun içine koysak daha iyi olur” dedim. Theresa küllerimin tümülüse serpilmesi istemiş bende külleri tümülüsun tepesinden serptim. Theresa disiplinli çalışıyordu. Malzeme sandığında hiç görmediğimiz malzemeler vardı. Her iki tarafta çalışmalar yaparken sandığın içindeki malzemeler bizlere kolaylık sağlıyordu.

NETHABER: Çalışmalar esnasında yöre halkı ile sıkıntı yaşadı mı?

Yusuf Aydın: Theresa Goell, ara sıra Amerika’ya gittiği zaman Adıyaman üzerinden gidiyordu. Adıyaman’da bulunduğu zamanlarda yaşadığı sıkıntılara şahit olmuştum. Terasa gittiği köylerde sağlık problemi yaşayanlara yanında bulunan ilaçlardan veriyordu. Sürekli olarak yanında taşıdığı sandığı tekmeleyenler oluyordu. Tekme vuranların yakınları hasta olduğu zaman Theresa’dan yardım istiyorlardı. Bende onlara “ilaç sandığını tekmelemeseydiniz daha iyi olurdu. Bak tekme attığın sandık şimdi senin hastan için lazım oldu” demiştim. Nemrut Dağında bulunan küçük heykellerin korunması için bırakılan evde heykellerin bozulmaması için üzerine toprak atılmasını söyledim. Therasa Goell evin sahibine para vererek benim dediklerimi yapmasını söyledi.

Saklanan heykeller yıllar sonra gün yüzüne çıktı

Yıllar sonra Nemrut Dağı'nda araştırma yapan Karl Donner’in Adıyaman’da çalışmalar için kullandığı evden bu küçük heykellerden bazılarının bulunduğu haberi geldi. Theresa Goell zamanında saklanan heykellerden bazıları böylece gün yüzüne çıkmıştı. Theresa, çok genç yaşta buraya geldi.1950’li yıllarda geldiği Nemrut dağındaki çalışmaları 1980’lere kadar devam etti. Theresa ile çadırlarımız yan yanaydı. Akşam olduğu zaman bana dönerek, 'Yusuf ne içeceğiz' derdi. Bende ot çayı içelim derdim. Theresa’ya her türlü yardımı yapıyordum. 

Fotoğrafını hala saklıyorum 

Theresa’nın bana verdiği fotoğrafı hala saklıyorum. Yıllar sonra Nemrut Dağı'ndaki çalışmalar için Alman Arkeolog Karl Donner ile Theresa Goell’in birlikte yaptıkları çalışmalarda da yer aldım. Donner, çok çalışkan ve iyi birisiydi. Donner’in sondaj makinesini Şiro Çayından Nemrut Dağı'na insan sırtında getirmiştik. Doğu terasında suyla çalışan sondaj makinesi Donner’in işini kolaylaştırıyordu. Doğu terasında sunağın olduğu yeri boş sanan Donner, sondajın vurulmasıyla buranın dolu olduğu anlaması işin zorlu geçeceğini gösteriyordu. Çalışmaların olmadığı zamanlarda Theresa eğlenceli yarışmalar yapardı. Kahta tarafında bir gün çalışanlara çuval giydirip ağızlarında kaşık kaşığın ucunda yumurta hızlı yürüme yarışması yaptırıyordu. Bunu da kameraya çekiyordu. Bir gün Theresa Kahta’ya gitmek istediğini kendisinde gelmesini söyledi. Kahta’da otele gidince otelde bulunanlar bana buradan gitmemi söylediler. Bende” ölürüm buradan ayrılmam Theresayla birlikte geldim birlikte giderim dedim” gitmezsem beni döveceklerini söylediler. 'Ölürüm yine gitmem' dedim. Bu konularda sürekli olarak yanında yer alıyordum. Yıllar sonra Donner’in bana gönderdiği sandık beni şaşırtmıştı. İğneden ipliğe kadar birçok parçanın olduğu sandık ve içindeki mektup beni çok mutlu etmişti. Şimdi Büyüköz’de o yılların anılarını ne zaman Nemrut muhabbetleri olsa tekrar yaşıyorum. Theresa Goell ve Karl Donner bu yöreye büyük katkı yaptılar.

En büyük hayali I.Antiochos’un bulunduğu anıt mezarı bulmaktı

NETHABER: Goell'in Nemrut Dağı'ndaki çalışmalarında en çok ne bulmayı arzuluyordu?

Yusuf Aydın: Theresa Goell’in en büyük hayali I.Antiochos’un bulunduğu anıt mezarı bulmaktı. Bunu gerçekleştirmese de Kommagene Krallığı ile ilgili yaptığı çalışmalar kayıtlara geçti. Yaptığı çalışmaların yanı sıra yaşadığı bazı sıkıntılara rağmen bölge halkıyla kurduğu ilişkiler sayesinde tanınan ve sevilen biri oldu. Bölge halkıyla kurduğu iletişinde onların diliyle konuşması ve tercüman kullanmaması iki taraf içinde sınırların ortadan kalkmasını sağlamıştı. Nemrut dağıyla olan heyecanı ve çalışma arzusu kendisine “Dağın Kraliçesi “denmesini sağlamıştı. Nemrut dağındaki çalışmaları sırasında zirvedeki fırtınadan dolayı duyma yeteneğini kaybetmesine rağmen dudak okuma yöntemiyle halkla bağlantı kuracak kadar zeki birisiydi. Yöre insanlarıyla kurduğu samimi ilişikliler sonrasında kendisine sorulan “ Neden evlenmediniz?” Diyenlere “ Ben evliyim, hemde  Nemrutla…” cevabını veriyordu.

Röportaj-Fotoğraf: Nevzat Kanar-Abdullah Ergün
 

Haber Merkezi

HABERİ PAYLAŞ:

Yorumlar / 3

  • Mehmet yiğit | 08 Ekim 2020 21:16

    Haber, nemrut dağı kadar olmasa da, güzel. Ancak yazının sonlarında, malatya ve adıyamanlılara has bir yaklaşımda bulunmuşsunuz. Şöyle ki; Teresa yöre halkıyla tercüman olmadan anlaşabiliyordu, dilini konuşabiliyordu. Şimdi bu cümle kasıtlı değilse, size bazı sorular sorayım. Bu yöre halkı kim? Konuştukları dil nedir? Kavmin adını ve konuştuğu dili yazmanız gerekmezmiydi? Onlara karşı saygısızlık yaptığınızın farkındamısınız? Bu zorlama ve manipilasyonu haberciliğinizin ciddiyetine sığdırabildiniz mi?

  • Adıyaman lı | 29 Eylül 2020 20:34

    Nemrut Adıyaman'a baglı Kahta ilçesi sınırlarında dır dogru haber yapın

  • mehmet göresiye | 29 Eylül 2020 14:37

    emegi geçen arkadaşlar elinize saglık teşekkürler. mehmet göresiye

BUNLARA DA BAKIN