Fay yasasını destekliyoruz

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından gündeme getirilen ve çalışmalarına başlanan çok yakında Meclis'e sunulması planlanan 'Fay Yasası' kapsamında fay hatları üzerine yapılan binaların dönüştürülmesi ve daha güvenli bölgelere taşınması gündemde. Malatya Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Eren Kuş, aktif fay hatları üzerine yapılaşmaların yıkımlara, ölümlere davetiye çıkardığını belirterek, çıkarılacak olan fay yasasına desteklediklerini açıkladı.

PAYLAŞ
TAKİP ET Google News ile Takip Et

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun "önümüzdeki dönem bir fay yasasının çıkarılması için çalışmalara başlandığı yönünde açıklamaları üzerine, hangi kanunlarda nasıl değişiklikler yapılması gerektiğine dair önerilerini paylaştı. Çıkarılması planlanan ve kısaca "fay yasası" olarak tanımlanan kanun, deprem, heyelan, çığ düşmesi ve sel gibi doğa kaynaklı olayların afete dönüşmemesi için yapılaşmaya getirilecek kısıtlamaları kapsıyor.

Kuş önerilerde bulundu

Konuyla ilgili gazetemize konuşan TMMOB Malatya Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Eren Kuş, 24 Ocak depreminden sonra aktif fay hatları üzerindeki yapılaşmaların, yıkımlara ve ölümlere davetiye çıkardığını bir kez daha görüldüğünü vurguladı. Pütürge, Doğanyol ve Kale ilçelerimizde birebir bu duruma şahit olunduğunun altını çizen Kuş, çıkarılacak olan fay yasasına destek verdiklerini belirtti. Kuş, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası'nın önerilerini şu şekilde sıraladı: 

Mutlaka vurgulanmalı 

7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlere Dair Kanun, afet öncesi, sırası ve sonrası yapılacak iş ve işlemlere açıklık getirecek şekilde yeniden düzenlenmeli. Kanunun 2. maddesi yapılacak özel jeolojik araştırmalar sonucunda, aktif olduğu tespit edilen fay hatları ve zonları üstüne yapı yapılamayacağı mutlaka vurgulanmalı. Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanacak taşkın tehlike ve risk haritalarına göre taşkın riski yüksek olan alanlar ile heyelan, çığ ve kaya düşmesi tehlikesi ile karşı karşıya bulunan alanların yapılaşmaya açılmayacağı şeklinde düzenlenmeli.

İmar planlarına işlenmeli 

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 5. Maddesindeki; mekansal strateji planı tanımı içine, sağlık ve afet politikaları kavramı da alınarak madde ekonomik, sosyal, sağlık, çevre ve afet politikaları şeklinde yeniden düzenlenmeli. 8. maddeye ek fıkra düzenlemesi yapılarak, 7269 sayılı yasaya göre afet riski bulunan alanlar, imar planlarına işlenmeli ve imar planları kapsamı içinde yapılaşmaya açılmayacağı vurgulanmalı. 22. maddesine yapılacak revizyonla ruhsat vermeye yetkili belediye ve valiliklerin” 7269 sayılı yasaya göre afet riskli alanlar içinde bulunan parsellere yapı ruhsatı verilmez şeklinde bir düzenlemeye gidilmeli.

Caydırıcı düzenleme yapılmalı

4708 sayılı Yapı Denetimi Kanunun 3. Maddesinde düzenleme yapılarak, binaların oturduğu zeminler için yapılacak jeolojik araştırmaların, yerinde denetimi esas alacak şekilde kontrol ve denetim hizmetlerinin yürütüleceği açıkça belirtilmeli. Ayrıca söz konusu kanuna ek madde ilavesi ile aktif fay zonları, dere yatakları, taşkın, heyelan,  kaya ve çığ düşmesi sınırları içinde yer alan alanlar içinde yapılacak olası yapıların proje müellifliğini veya fenni mesuliyetini üstelenen mühendis ve mimarlara yönelik, caydırıcı işlemlerin tesis edileceğini belirtir düzenleme yapılmalı.

Dönüşüm çalışmaları hızlandırılmalı 

Aktif fay zonlarının üstü, dere yatakları, taşkın, heyelan, çığ ve kaya düşmesi tehlikesi alan sınırları içinde kalan yapılar öncelikle 6306 sayılı; Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun kapsamına alınarak kamusal bir anlayışla kentsel dönüşüm çalışmaları hızlandırılmalı, ancak afet riskli alanlar içinde bina veya konutu bulunan vatandaşların mağdur edilmemesi için uygun alanlarda barınma ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılanacağı çözüm önerileri geliştirilmelidir. Dere yataklarının doğal akışının değiştirilmesine, kesitlerinin daraltılmasına, moloz ve çöp döküm alanı, yol ve altyapı tesisi amaçlı kullanımına son verilmeli, bu kapsamda DSİ Genel Müdürlüğünce yasal düzenlemeler yapılmalıdır. 

Belediye kanunlarında değişiklik yapılmalı

5393 sayılı Belediye Kanunu ile 5213 sayılı Büyükşehir Belediyeleri Kanununda değişiklik yapılarak, aktif fay hatlarının üstü, dere yatakları, taşkın alanları, heyelan çığ veya kaya düşmesi tehlikesi yaşanacak alanların yeşil alan kullanımı dışında, hiçbir amaçla kullanılmayacağı, bu alanları farklı amaçla kullanıma açanlara yönelik idari ve cezai yaptırımların uygulanacağına yönelik düzenlemeler yapılmalı. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, 2644 sayılı Tapu Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda değişiklik yapılarak, kanunun yürürlük tarihinden sonra aktif fay hatlarının üstü, dere yatakları, taşkın alanları, heyelan, çığ veya kaya düşmesi tehlikesi bulunan alanlarda yapılacak yapıların alım, satım ve devir işlemlerinin yapılamayacağına ilişkin kısıtlayıcı düzenlemeler gerçekleştirilmeli.

Cezai işlem düzenlemeleri yapılmalı

Türk Ceza Kanunda değişiklik yapılarak aktif fay hatlarının üstü, dere yatakları, taşkın alanları, heyelan ve kaya düşmesi tehlikesi bulunmasına rağmen bu alanlarda yapı yapılmasına müsamaha gösteren veya izinsiz yapı yapmak suretiyle can kayıplarına neden olanlar hakkında cezai işlemler yürütülmesini sağlayacak düzenlemeler yapılmalı.

8 aylık afet bilançosu

Kuş, Jeoloji Mühendisleri Odası tarafından açıklanan Ocak 2020’den bu yana yaşanan afetlerin bilançosunu şu şekilde paylaştı; "Ocak 2020’den bu yana geçen yaklaşık 8 aylık zaman dilimi içinde; Elazığ-Sivrice, Malatya-Pütürge, Van-Başkale, Bingöl-Karlıova, Manisa-Akhisar’da yaşanan depremler, Van-Bahçesaray’da yaşanan çığ düşmesi ile Adana, Mersin, Antalya, Bursa, İstanbul, Rize, Artvin, Trabzon ve en son Giresun’da yaşanan taşkınlar sonucunda 120’yi aşkın vatandaşımız yaşamını yitirmiş, 25 bini aşkın konut veya işyeri hasar görmüş, 8-9 milyar lirayı aşan maddi kayıplar ortaya çıkmıştır." 
 

Haber Merkezi

Yusuf Cici

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN