Evlerimizi mescitlere çevirelim

Kovid-19 salgını nedeniyle camilerin ibadete kapalı olduğu için ilk defa farklı bir duyguyla mübarek Ramazan ayının idrak edileceğini belirten, Malatya İl Müftüsü Veysel Işıldar, evleri mescitlere çevirme çağrısında bulundu. Ramazan ayının Kur'an-ı Kerim'in indirildiği ay olduğunu hatırlatan Müftü Işıldar, 'Kur'an-ı Kerimi çokça okumamız gerekir. Sadece okumakla yetmez, anlamını da okumamız, hayatımızda tatbik etmemiz gerekir' dedi.

PAYLAŞ
TAKİP ET Google News ile Takip Et
Youtube Kanalı VİDEO
Malatya Net Haber - Yusuf Cici

'Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennem azabından kurtulma' olan bu gece kılınacak teravih namazının ardından yarın tutulacak ilk oruç ile Ramazan ayına girilecek. Malatya Müftüsü Veysel Işıldar, Ramazan ayının önemi, bu ayda yapılacak ibadetler hakkında açıklamalarda bulundu. Işıldar, Türkiye'nin ve insanlığın zor bir süreçten geçtiği bu günlerde, ülke, millet ve insanlık olarak koronavirüs felaketinden bir an önce kurtulmayı diledi.

Mukabeleler devam edecek

Işıldar, Ramazan ayının Koronavirüs salgınının gölgesinde idrak edileceğini dile getirerek, "Bu yıl Ramazan ayına farklı bir duygularla giriyoruz. Şöyle ki, camilerimiz toplu ibadete kapalı. Bütün kardeşlerimizin, vatandaşlarımızı evlerinde ibadet etmeye teşvik ediyoruz. Teravihlerimizi, eğer bir kısıtlama yoksa hastalıkla alakalı sosyal mesafeyi korumak suretiyle evlerimizi, aile fertleriyle küçük cemaat grupları oluşturmak suretiyle, evlerimizi mescide çevirelim. Her bir evimiz mescit gibi olsun. Ramazan ayı boyunca yine salalar, dualar inşallah devam edecek. Mukabeleler devam edecek. Yerel bir TV kanalında mukabele çekimleri devam ediyor. Burada en güzel okuyan arkadaşlarımız, mukabele okuyorlar, kaydediliyor. Malatya insanımızın istifadesine sunulacak. Bunun dışında her gün Diyanet TV de kuran öğreniyorum programı, yarışmalar ve dinimizle alakalı aklımıza gelebilecek soruyu Diyanet İşleri Başkanlığı, tasarladı, planladı. Sosyal medya üzerinde kuran kursu ve hafızlık eğitimlerimiz devam ediyor. Her bir hafızımızı hocası uzaktan takip ediyor" diye konuştu.

Kur’an-ı hayatımıza tatbik etmeliyiz

Cami görevlilerinin kendi cemaatleriyle mümkün mertebe irtibat içerisinde olacağını ifade eden Işıldar, birçok cami görevlisinin sosyal vefa destek grubunda faaliyet gösterdiklerini, bu durumun vatandaşlarla bire bir iletişim kurma açısından sevindirici olduğunu vurguladı.  Ramazan ayının, Kur’an ayı olduğunu anımsatan Işıldar, "Kur’an-ı Kerimin indirildiği aydır. Kur’an kelime anlamı çok okunan demek. Tamda bu ayda kadir gecesinde indirilen Kur’an-ı Kerimi çokça okumamız gerekir. Sadece okumakla yetmez, anlamını da okumamız hayatımızda tatbik etmemiz gerekir. Allah’u Tealanın (Celle Celaluhu) bize gönderdiği açık mektubu olan Kur’an-ı Kerimi çokça okuyup anlamını öğrenip ve onunla amel edilmesi gerekir. Kur’an-ı Kerimin hükmü kıyamete kadar dipdiri canlı ve geçerli olacaktır. Onu en iyi şekilde anlamak, aile efradımıza anlatmak ve yaşamak tamda bu mevsim bir fırsattır. Bunun dışında aile bağlarımızı güçlendirmemiz gerekiyor. Uzaktan da olsa akrabalarımızla görüntülü görüşmek suretiyle görüşmemiz gerekir" şeklinde konuştu. 

Çokça dua edelim 

Işıldar, Mübarek Ramazan ayında duanın büyük bir öneme sahip olduğunu dile getirerek, "Bu ay dua ayı, çokça dua etmemiz gerekiyor. Ayrıca sadaka, fitre ve zekât ayıdır. Bu ayda verilen zekâtın sevabı çok fazladır. Hazreti Osman (Radıyallahu Enhu) Ramazan ayı geldiği zaman ‘Ey müminler, Ramazan ayı geldi zekâtlarınızı verdiniz mi?’ diye hutbe de hatırlatırdı. Zekâtın illa Ramazan ayında verme şartı yok. Zekâtın nisabı zamanı bellidir. Ne zaman vakti dolmuş ise o zaman verilir. Ramazan ayında zekâtın verilmesinin nedeni sevabının daha çok fazla olmasından dolayıdır" diye konuştu.

Mutlaka oruçlarımızı tutalım

'Oruç tutmaya güçleri yeten kardeşlerimiz mutlaka oruçlarını tutsunlar' diyen Işıldar, "Kendi duygu ve hislerine kapılarak (oruç tutamıyorum)  değil, bu konuda onun manevi hislerini paylaşan uzman bir doktor oruç tutman sakıncalı diyorsa o zaman tutulmamasına ruhsat vardır. Kronik rahatsızlığı olan kardeşlerimiz mesul değillerdir. Orucu tutmaya güçleri yetmeyenlerin bir fakiri doyuracak miktarda fidye vermeleri gerekir. Bir fidye bir fitre miktarıdır" dedi.

Bu sene fitre miktarı 27 TL

Işıldar, bu sene Diyanet İşleri Başkanlığının fitre miktarı en alt taban seviyesinin 27 TL olarak belirlediğini anımsatarak, "Şunu yapmayalım. 27 TL belirlendi diye herkes 27 TL’den değil, herkes sosyal yaşantısına göre nasıl bir hayat yaşıyorsa o standarda göre vermesi lazım. 27 TL en fakirin vereceği fitre miktarıdır. En taban sınır budur ama üstte sınır yok. Kim ne kadar verebiliyorsa onu verebilir.  İnşallah Allah’a Teâlâ (Celle Celaluhu)  yaptığımız ve yapacağımız ibadetlerimizi, dualarımızı kabul eylesin. Cenabı Hak içerisinde bulunduğumuz bu sıkıntı durumdan en kısa zamanda ülkemizi ve tüm İslam âlemini kurtarsın inşallah" ifadesini kullandı. 
 

Haber Merkezi

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN