Af ve mağfiret ayları

İslam inancında Recep, Şaban ve Ramazan aylarının mukaddes kabul edildiğini dile getiren Diyanet-Sen Malatya Şube Başkanı Mehmet Engin, üç ayların insanların hayatını gözden geçireceği ve Allah’a (Celle Celaluhu) sığınacağı af ve mağfiret ayları olduğunu söyledi.

Af ve mağfiret ayları
Yaşam
İslam inancında Recep, Şaban ve Ramazan aylarının mukaddes kabul edildiğini dile getiren Diyanet-Sen Malatya Şube Başkanı Mehmet Engin, üç ayların insanların hayatını gözden geçireceği ve Allah’a (Celle Celaluhu) sığınacağı af ve mağfiret ayları olduğunu söyledi.

Haber Editörü: Yusuf Cici

Diyanet-Sen Malatya Şube Başkanı Mehmet Engin, Hazreti Muhammed'in Recep ayı geldiğinde "Ya Rabb, Recep ve Şaban ayını bizim için bereketli kıl, mübarek eyle ve bizi ramazan ayına ulaştır." diye dua ettiğini hatırlattı.

Üç aylar manevi arınma mevsimi 

İslam aleminde Recep, Şaban ve Ramazan aylarını kapsayan manevi yenilenme ve arınma mevsimi üç ayların, başladığını anımsatan Engin," İnsan hayatının her zamanı şüphesiz çok değerlidir. Ancak bazı günler ve geceler vardır ki onlar belki bir ömre veya daha fazlasına denktir. İnsanoğlu dünyevi bir alışverişinde bile daha fazla kazanmayı hesaplarken manevi dünyası için bu kazancı göz ardı edebilir mi? Şüphesiz ki etmemelidir. Hz. Peygamber bir hadis-i şeriflerinde “Allah’ım Recep ve Şaban aylarını hakkımızda bereketli kıl ve bizi ramazana ulaştır.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/129.) duasını yapar. Nebi’nin duasını bizler de hem kavli hem de fiilî olarak gerçekleştirmeliyiz. Bu rahmet rüzgârlarının estiği günlerde, gecelerde her anın kıymetini bilerek ve hakkını vererek geçirmeliyiz. Üç aylar olarak bildiğimiz aylar Recep, Şaban ve Ramazan aylarıdır. Yine bu aylar içinde Regaip, Miraç, Berat ve Kadir Geceleri yer alır. İnsanın hayatını gözden geçireceği bu zamanlar yaradan’a sığınılacak af ve mağfiret zamanlarıdır" diye konuştu.

Üç aylar ve zaman idraki

Bir mekânın veya zamanın kutsal olup olmadığını insanların takdir edemeyeceğini söyleyen Engin, "Bunu bize bildiren Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’dir. Kutsiyeti Rabbimiz tarafından bize bildirilen ve kutsal şehir Ümmü’l-Kura olan Mekke nasıl mukaddes ise zaman dilimlerinden ramazan da işte öyle mukaddestir. İlahi kitabımız Kur’an-ı Kerim mukaddes belde Mekke’de, ramazan ayı içinde yer alan Kadir Gecesi'nde nazil olmaya başladı. Karanlıklar içindeki insanlık, rahmet ışığına muhtaçken o beklenen çağrı tam da bu zaman diliminde insanlığa seslendi. İşte üç aylar böylesine kıymetli bir muştunun habercisi olan bir mevsimdir. Zaman, kitabımız Kur’an-ı Kerim’de üzerine yemin edilen bir kavramdır. Üstelik insanın bunun farkına varmayıp hüsran içinde olduğu da belirtilir. İnsan yaşamından kopup giden her takvim yaprağı onu mutlak sonuna doğru götürür. Akıp giden zamanın kıymetini bilip onu zayi etmeyenler ancak iyi iş yapanlar, hakkı ve sabrı tavsiye edenlerdir. (Asr, 103/1-3.) Üç aylar kişide bu zaman bilincini uyandırma açısından da çok önemlidir. İnsan için en kıymetli sermaye şüphesiz ki ömürdür. Ancak en gaflet içinde olup değerini bilmediğimiz de yine ömürdür. Hiç bitmeyecek gibi harcadığımız ve üstelik çoğu zaman hesabını vereceğimizi de unuttuğumuz bir yaşam sürebiliyoruz maalesef" şeklinde konuştu.

Eksiklik ve kusurlarını fark etmesi için bir fırsat

Engin, üç ayların kişinin eksiklik ve kusurlarını fark etmesi için bir fırsat olduğunu belirterek, "Hayatının değerlendirmesini yapan, kendini özeleştiriye tabi tutan kimseler bu günleri değerlendirmiş olur. Rabbini unutan, kendi varlığına yabancılaşan bireylerin hem ferdi hem de toplumsal anlamda uyumsuzluk içinde olmaları kaçınılmazdır. Bugünün modern insanının en büyük çıkmazlarından biri de budur. Hayatın telaş ve koşturmacası içinde kendi iç sesini bile duymaktan acizdir. “Ben kimim, nerden gelip nereye gidiyorum? ”soruları insan için en temel sorulardır. Henüz küçük bir çocukken bile bu sorulara cevap arayan insanın yetişkin döneminde âdeta bu sorulardan kaçması aslında büyük bir tenakuzdur. Böylesine önemli zaman dilimlerinde insanın kendine soracağı soruların artırmasıdır" dedi.

Üç aylarda şükür ve infak

Üç ayların sadece kişi için değil toplumsal yaşantı için de kıymetli olduğuna değinen Engin, "Yardımlaşmanın ve ihtiyacı olanı daha çok fark etmenin zamanıdır. Sofralara ihtiyaç sahiplerinin daha fazla davet edildiği, zekât ve sadaka ile muhtaçların sevindirildiği mevsimdir. İnsan, diğeri olmadan yaşayamayan bir varlıktır. Mümin kardeşlerimiz dünya hayatı ve ahiretteki hayatımız için şahitlerimizdir. Allah’ın vermiş olduğu nimetleri diğer kardeşleriyle paylaşmayanlar hem nimetlerini azaltır hem de infak etmenin verdiği mutluluğa ulaşamaz aslında. Mümin kardeşlerine karşı sorumluluğunu fark etmek, yoksul ve ihtiyaç sahiplerini görüp gözetmek hem dinî bir vazife hem de toplumda ünsiyet sağlayan davranışlardır. İnfakla birlikte toplumda nifak ortadan kalkar, yüce Rabbimizin bizlerden istediği kardeşlik hukuku gerçekleşmiş olur. Üç aylar kendi nefsimizden başlayarak değişim ve dönüşümü gerçekleştirdiğimiz bir arınma mevsimidir. Bu rahmet mevsimine ulaşmanın şükrü de şüphesiz, bu gecelerin, günlerin hakkını vermekten geçer. Yaptığı hatalardan dönen ve selim bir kalple Yüce Allah’a yönelen bir kulun karşılığı yalnızca cennet olacak müjdesine nail olmak duası ile" ifadelerini kullandı.
 

Bülten Son Güncelleme: 26 Şubat 2020 01:42

HABERİ PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

BUNLARA DA BAKIN