NEFRET VE TEHDİT DİLİ, DERİN GÜÇLERİ HAREKETE GEÇİRDİ!


Bir önceki yazımda, Cumhurbaşkanı’nın kabinede ve AKP merkezinde bir kıyım yaparak yerelde Selahattin Gürkan gibi birini örnek alarak millete, ders aldığını göstermesi gerektiğinden bahsetmiştim. Orada ki en büyük kastım; sözleri ve çıkışları ile milleti tehdit eden, milleti kutuplaştıran ve ayrıştıran Soylu isimli bakanı ve bürokratlarını görevden alarak başlaması idi. Maalesef bu olmadı. Bu tehdit ve kutuplaştırma dilinin toplumda yarattığı gerginliği fırsat bilen içteki hain, satılık kişi ve gruplar ile dışarıda ki satılık ve Siyonist güçler hemen harekete geçmiştir.

Kılıçdaroğlu’nun HDP ile birlikte hareket etmesi yanlış olmakla beraber bunların bir araya gelmesine nedenlerinden olan dil de bu nefret ve tehdit dilidir. Seçimlerin AKP mağlubiyeti ile sonuçlanması da bu dildir. Bu dili Erdoğan kısmen kullandı ise de kat kat fazlasını Soylu kullanmıştır. Genel seçimlerde asla CHP ya da MHP gibi partilerin iktidar olmalarını istemem. Allah bu ülkenin başına bu mezhepçi yada ırkçı partileri iktidara getirmesin. Fakat yine de muhalefet partileri, iktidarın bu kadar despotça ve tehditkâr eylem ve sözlerine rağmen sağduyulu hareket etmişlerdir. Herkesi kucaklayan bir milli görüş zihniyetini bile PKK ile ittifak olmakla suçlayan bir AKP siyaseti ve AKP medyası karşısında sergilenen sağduyulu tavır memnuniyet vericidir. Düşünsenize, genel başkanları saldırıya uğrayan 20 milyonluk CHP, 6 milyonluk HDP… Nüfusunun isyana kalkıştığını. Allah korusun! Rabbim bu güzel ülkemizi ve insanımızı kim olursa olsun hangi parti olursa olsun şerrinden, fitnesinden ve kötülüğünden korusun.

Bu taşkınlıkları ve kalkışmaları çıkaranların ve özellikle de arka planda ki iç ve dış güçlerin ortaya çıkarılarak Yargı önüne çıkarılmaları ve cezalandırılmaları Hükümetin namus borcudur, Millete olan beka borcudur.  Beka deyip durdular ya Belediye seçimlerinde. Asıl Beka sorunu bu yaşananlardır. Bu ülkenin tek beka tehdidi: milleti sağ-sol, alevi-sünni, kürt-Türk diye ayrıştırmak ve birbirine düşman etmek, birlik ve beraberliği bozmaktır. Bu ülke insanı başka da hiçbir tehdit yada saldırı karşısında yenilmez inançlı bir millettir. Bunu bilip ona göre siyaset yapmak vatan borcudur, namus borcudur. Hele de islami hassasiyeti yüksek olan kesimler arasında ki tefrikanın boyutunu da görünce bu birlik ve beraberlik ihtiyacı şu dönemde olmazsa olmazımızdır. Başkanıyla, Hükümeti ile meclisi ile tüm kurum ve kuruluşlarımızın birlik ve beraberliğimizin tesisi ve ülkemizin bekası için gerekeni yapması ve insanımızı ayırt etmeden kucaklaması Suriye ve Mısır örneklerine bakılarak şu zaman için ivedilik ve büyük hassasiyet arz eden bir durumdur.

İktidarın artık seçim sonuçlarını kabullenmesi, nefret ve tehdit ile kutuplaştırıcı dili terk etmesi aciliyet gerektirmektedir. Cumhurbaşkanının bir an önce her zaman ki gibi sözde değil milleti özde kucaklaması ve birlik ve beraberliği sağlamak için kesin adımlar atması gerekmektedir.Takriben  Rabbim ülkemizi , insanımızı ve ümmeti muhafaza buyursun….

av.zekitaskiran@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
10Eyl
03Eyl
22Ağs
26Tem

Halkın dilini iyi bilmek

06Tem

Ders Almama=Sonun Sonu