Bir Alkışlık Hürriyet Lütfen.! - Yasin Övüt

Bir Alkışlık Hürriyet Lütfen.!


Bir avuç Müslümandık
Çamurdandır rengimiz
Çeliktendi bileğimiz. 
Helal süt emmiş, 
Namusuna söz ettirmezdik.

Değişik çatılar altında toplanır ilim öğrenirdik. Öğrendiğimizi de yakınlarınıza öğretirdik. Güzel günlerin hayali ile yaşar, Gözbebeğimizin en nadide köşesinde Kudüs'ü taşırdık.

Farklılıklarımız olsada. Aziz liderlerin peşinden giderdik.

Herkesin kendisine göre bildikleri var... Bi o kadar da yanlış bildikleri. 

Ama her bildiğimizi kimseye dayatmazdık. Ben böyle düşünüyorum der; köşemize çekilirdik...

Biraz taassup olsada beş parmağın beşi bir değil derdik.
...

Cemaatlerimiz vardı.  İyisiyle, kötüsüyle de olsa memlekete tohumları birlikte eker, rengarenk, pırıl pırıl yetişen cıvıl cıvıl neslin kokusunu tüterdik.  Birlikte harcadığımız vakitlerimiz vardı. 

İslami hareketlerin yeşerdiği,  İslamın derdi ile derlenip cem olduğumuz. 

Seyyid kutupların, hasan el Bennaların, Abdullah Azzamların kitaplarını temin eder. Daha sonra başkasına ödünç verirdik. Okuduklarımızı anlatır, 

Anladıklarımızı bir başkasından dinlerdik.  Çay ocaklarımızda kurduğumuz sıcak 

Siyaset meclislerimiz vardı.  Türkiye'yi Afganistan’ı, More’yi, Eritre’yi, Hama'yı konuşurduk. 

Pekiii bugün neyimiz var.!  Ne için ağlıyoruz, ne için gülüyoruz. 

Aynı sokaktayız, Aynı mahallede, Aynı kaldırımda yürüyoruz.  Ne değişti. 

Para ile tanıştık. İyi evlerimiz, şık arabalarımız oldu. Takım elbiselerimiz, makam araçlarımız var. Dünya işleri ağzına kadar dolu. Moda'yı düşünmekten, geçmişi düşünmeye vaktimiz yok. 

Sıla-i rahime o zaten çoktan öldü.  Kısacası o gün böyleydik. Ya dün Müslüman değildik. Ya bugün bu gün din ile alakamız kalmamış. 

Girdik hırs ambarına çıkamadık bir daha...  Koltuk kapma yarışında her değerimizi kaybettik. Zirveye çıktık ama, savunduğumuz davayı aşağıda derede bıraktık.  İdeallerimizi kullana-kullana, basa basa siyasete yem ettik.  Harama battık. Bankalara bulaşıp faiz yedik. Dumanın her çeşidini çektik.  Tel, tel dökülmeye başladık. 
... 

Başörtümüz vardı. Özgürlük diyorduk. Bugün gördük ki bu özgürlük; başı örtülü olarak her şeyi yapma özgürlüğüymüş.  Bu zamanda aileye rastlayan bana söylesin. 

Baba nedir? Ana nedir?  Aile, yuva, nikah, kız istemek, kız boşamak nedir!? Kim ne söyleyebilir. Son kalemiz ailemiz feth edilmiş.  Ezilen bizdik. Mazlum ve masum bizdik. Yetmezmiş gibi başı eğik garip olan yine bizdik.  Şikâyetçiyim ya rabbi bize bunları reva görenlerden. 

"Günah, günah hasat yerinde demet; Merhamet sucumdan aşkın merhamet! 

Olur mu dünyaya indirsem kepenk Gözyaşı döksem Nuh tufanına denk." 

Selam.! 

Canlara erenlere,  Elin, belin, dilin ve temiz telin sadıklarına. 
Sazın ve sözün gardaş olduğu Cemlerin cemal olduğu kırkkar kapısına... 
Yar olan yarenlere, sevgi ekip merhamet biçenlere... 
Yüreğin büyüğüne sahip olan, bileğin hakkı ile lokma yiyenlere... 
Kuruçaydan öte diyara... 
Gelecek yarınların ışığına.. 
Ben Müslüman'ım diyenlere selam olsun.! 

Fi Emanillah.!
 

yasinovut@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
27Kas

Kendim yazdım, kendim okudum.!

13Kas

Reçete.!

06Kas

Karadenız'in incisi Artvin.!

09Ekm

Adem Özköse ile hasbıhal.!

18Eyl