Ce Ha Pe ve YUMRUK SİYASETİ - Enes Tarım

Ce Ha Pe ve YUMRUK SİYASETİ


Aslında siyasetle, partilerle ilgili konuşmayı sevmem. Ama yaklaşık bir aydır yani 31 Mart yerel seçimlerinden beri gündemin çoğunu siyaset ve özellikle yerel seçimler oluşturuyor.

Neden mi?

Özellikle İzmir, Ankara, Adana, Mersin gibi büyük şehirlerin millet ittifakına ait adaylar tarafından alınması beraberinde, son olarak İstanbul’un da yaklaşık çeyrek yüzyıllık bir aradan sonra millet ittifakına geçmesi gündemimizi CHP’lileştirdi.

Üstüne üstlük bir de Ankara’nın Çubuk ilçesinde CHP lideri Kılıçdaroğlu’na yumruklu saldırı ve linç girişimi, her şeyi allak bullak etti.

***

CHP beğenin ya da beğenmeyin ülke geçmişinde derin izleri olan önemli bir parti. Uzun yıllar iktidar olup ülkeyi yönetti ve hâlihazırda da ana muhalefeti temsil ediyor. Ve kabul edelim ki özelikle İstanbul başarısı muhalefetin tekrar iktidar olma ümitlerini yeşertti.

Ankara neyse de özellikle İstanbul da Binali Yıldırım yenilgisi hiç ama hiç beklenmiyordu. O yüzden Ak Parti çevrelerinin hayal kırıklığı dolu hırçınlıklarını biraz doğal karşılamak lazım. Çünkü İstanbul önemli bir şehir.

Burada asıl önemli olan bu düş kırıklığın erken atlatabilmek.

Büyükşehir belediyelerinin elden çıkmasını bir hayat memat meselesi haline getirmeden kabullenmek ve hatta bu yeni başkanlara yardımcı olmak...

Çünkü siyasetin üst kısmında yer alan siyasetçilerin düşmanca davranış ve tutumları daha alt kesimlerde birer öfke patlamasına dönüşüyor ve ülkeyi geriyor.

***

Aslında en büyük marazlarımızdan biri kendimizi onulmaz bir vatansever görüp; dışımızdakileri hain olarak damgalamak.

Oysa bu bilmemiz gereken yegâne şey bu ülkenin hiç kimsenin babasının malı olmadığı.

Bu topraklar Alevisinden Sünnisine, Türkünden Kürdüne, Dindarından Dinsizine tüm kesimlerin ortak vatanı ve yaşam alanı.

Bir kesimin mutsuzluk ve acısı üzerinden güç devşirmek, bir kesimin gözyaşları üzerinden imparatorluklar inşa etmek kumdan yapılan kaleler misalidir. Bu kadim topraklarda kardeşlik içerisinde barış temennileri ile dolu bir yaşamı düşlemedikçe hangi cenahtan, partiden ya da mezhepten olursak olalım hiçbirimiz rahat olamayız.

***

Geçmişte muktedir olan, iktidarda uzun yıllar kalan laik Kemalist kesim onlarca yıl kendilerini bu toprakların gerçek sahibi görerek mütedeyyin halk yığınlarını üçüncü sınıf insan görerek nasıl dışladı, yok saydı ise yaşadığımız son dönemlerde de aynı aymaz tavırları muhafazakar kesimde görüyoruz.

Şunu artık anladık ki iktidarda kim olursa olsun kendi dışında olanlar için empati yeteneğini yitiriyor ve kendinden önceki muktedirlerin rolüne soyunuyor.

Geçmiş CHP iktidarlarında koyu bir laiklik taassubu vardı ve bu taassup dine ve dindarlara karşı temerküz ederken son dönem muhafakar İslamcı iktidarda da benzer şekilde muhalefeti dışlayarak kamusal alanlarından uzaklaştırmaya, başka düşünceden, meşrepten olanların da özgürce yaşama hakkı olduğunu görmez davranmaya itti.

Partizanlık gözleri kör eden bir hastalık.

Fanatizm, kibri de beraberinde getiriyor ve kendinden olmayana hayat hakkı tanımıyor.   

Eğer bu ülkede bir beka sorunu gerçekten var ise ve bunu konuşacaksak bilmeliyiz ki asıl beka sorunu içimizdeki kin nefret ve hasetlikten müteşekkil.

Öyle olmasaydı bu ülkenin ana muhalefet partisi liderine yapılan bir saldırıyı ülkenin her ferdi lanetlerdi.

Hangi partiden ya da ideolojiden olursa olsun, linç kültürünü savunmak ve böylesi bir saldırıyı alkışlamak olsa olsa cehaletten öte bir şey değil.

Bu topraklarda ortak yaşam sürdüren herkes, kimden gelirse gelsin, gerekçesi ne olursa olsun; zorbalığı, şiddeti, bağnazlığı lanetlemedikçe eminim daha çok uzun yıllar beka sorunu üzerinden edebiyat yapıp konuşacak ve birbirimizi yiyerek ömür tüketeceğiz…

Selam ve dua ile…

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Ekm

Yeni muhafazakar islamcılık

11Ekm
04Ekm

Fıtrat

27Eyl

Hanif olmak

20Eyl

Allah’ım konuş benimle