Yazı Detayı
10 Mart 2019 - Pazar 19:26
 
DEĞER BİLEREK YAŞAMAK
Necip Cengil
 
 

Din insana hem değerli olduğunu, hem değerleri öğretir.

Umutsuzluğa kapılmamak, hayatın ve sonrasının bir sahibi olduğunu bilmek bu değerlerden biridir.

Hep en güzelini aramak, bunu ararken mücadelesini küçümsememek, yapılan her iyiliğin bir değer olduğunu bilmek, mücadelesini küçük düşürmemek, fıtrata aykırı yaşayınca aşağılık bir anlayışa müptela olunacağını bilmek, en güzeli söylemek ve yaşamaya çabalamak, aldatmamak, hiçbir canlıyı değersizleştirmemek, yaratılan her şeyin değerinin yaratandan geldiğini bilmek, cehennem treninin makinisti gibi davranmamak, yaratıldığı gibi insan kalmak, zamanı, suyu, toprağı, havayı, hiçbir nimeti israf etmemek kıyamete kadar geçerli bir değerler çizgisidir…

Din insana öğrettiği değerleriyle hayata dokunur ve bu değerleri hayata taşıyacak olan da insandır. Din insanı hayattan koparmaz, daha faydalı olmanın yollarını öğretir. Hayatı hesaba taşır, hesap bilincini kazandırır. Bu bilinci veren din, bilinci kazanacak olan insandır ve hesap bilincini kazanamamış insan atması gereken asıl adımı atmamış olur.

“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” diye anlam verilen ayeti “işlerini sana öğretilen değerler bütünüyle yap” diye farklı bir okuyuşla da okuyabiliriz. Böyle okursak, hayatı değerler bütünü ile yaşamanın yollarını ararız, kendimizi gözden geçiririz. Hangi değeri veya değerleri ihmal ettiğimizi anlamaya çalışırız. Bilinci;  bir bütün olarak değerler üzerinde tahlil ederiz.

İnsan ne kadar özgür olursa olsun bir toplum içinde yaşar, tek başına yol yürümek zor olduğu için arkadaşlıklar kurar, birliktelikler yaşar. Haliyle her fert dinin öğrettiği değerleri o arkadaşlıklara, birlikteliklere taşımalıdır. Kişi değerleri yaşadığı ve yaşattığı oranda değerlidir, kurduğu birlikteliklerle değil… Bir cemiyete, sosyal veya kültürel gruba, derneğe gittiği için kimse değerli olmaz, dinin öğrettiği değerleri oralara taşıdığı ve bu değerleri orada yaşadığı, yaşanmasına vesile olduğu oranda değerli olur. O yapının ruhunu güzelleştirir, canlandırır. Bunu yapmazsa, kendisiyle birlikte, zaman içinde katıldığı birliktelikleri de değersizleştirir. Değersizleştirdiği yapıların, birlikteliklerin hesabını sarar boynuna ve hesap gününe öyle gider.

Bu bakış, bir bütün olarak insani duruşu geliştirir ve insani duruş geliştirilmeden din hayata yeterince dokunamaz. Mesela havanın, suyun, toprağın, zamanın israfını anlayamayan, dini hayata taşıyamaz. “Bir nehir kenarında abdest alıyor olsanız bile suyu israf etmeyin” diyen peygamberi anlayamaz.

Değer bilerek yaşama meselesine bu şekilde bakmaya çalışalım.

Değerler bütünü içinde birliktelikler oluşturmak gerekir. Birlikteliklerden nemalanmak çıkarcılığı yerine, oralara değer taşıyan hayatlar yaşamak gerekir.  Bunu başaramayınca değer geliştiren birliktelikler kurulamaz. Sadece bazı ibadetleri önemser görünen, bir bütün olarak değerleri düşünmeyen birliktelikler, birbirini yok eden kalabalıklara sahne olur, değer üretemeyen kalabalıklar çoğalır ama sahne çöker ve bütün emekler o çöken sahnenin altında kalır. Yapılan doğrular, harcanan “Allah rızasına matuf emekler” bile yıkılan sahnenin altında ezilen fedakâr insanların yarasını iyileştirmez olur, umutsuzluklarla birlikte her şeyden uzaklaşmalar başlar.

Yaşanan uzaklaşmaları anlayıp, sebep olunan faciaları fark etmek ve özür dileyerek yeniden başlamak yerine, hiçbir şey olmamış gibi davranmak tedavi edici olmaz. Kim kimden özür dileyecek diyenler çıkabilir. Birliktelikleri istişareye kapatıp, kapalı bir belirleyici ekip oluşturarak, birliktelikleri taşıyanlar her kimseler, onlar harcanan emeklerden özür dilemeli ve yeni bir ruh oluşmasına zemin ve fırsat hazırlamalıdır. Aksi halde çöken sahnelerin altında ezilenlerin güveni yeniden tesis edilemez ve taptaze fedakârlıklar oluşturulamaz. Bir de, sahnenin çökmesi için dışarıdan çaba harcayanlar vardır. Bunları da düşünerek, yeni bir ruh oluşturmanın zorlukları üzerinde durulmalıdır. Dışarıda gözlemleyerek, sizin kabul görüp görmeyeceğinizi bekleyen ve ikna olunca sahneye çıkan herkes aslında kendi kirleriyle birlikte gelir. Bu kirli tutunuşlara, sizin değerler üzerinden aksayan birlikteliğinize eklemlenir ve sahne giderek kirlenir. Bunlar önemli zorluklardır. Doğru bir istişare olmadan bu zorlukları görebilmek, çözüm bulabilmek mümkün değildir. Mesela kimse, gerektiğinde özür dileyemeyen, teşekkür etmesini bilmeyen biriyle arkadaş olmak istemez.

Gün gelir, sahnedekilerin çokluğuyla övünülür, kirler görünmez olur. “Çokluğunuzla övünmek sizi yoldan çıkardı” uyarısı, okunan ve üzerinde düşünülmeyen bir nakarata dönüşür. Sonra sahne çöker. Cemiyet içinde, eski fedakârlıklarınızla değil, size bulaştırılan kirlerle anılır ve çare olarak görülmez olursunuz.

Elbette oynanan oyunlara karşı ataklarınız olur ama her zaman ihmal etmemeniz gereken şey değerler bütünüyle insan biriktirmektir. Bu ihmal, en ustalıklı karşı ataklarınızı bile etkisiz bırakır. Değerler üzerinde birliktelikler kurup insan biriktirmeyi ihmal ederseniz sadece geçmişin ruhuyla övünürsünüz.

Mesele değer bilerek yaşamaktır; değer bilmezseniz değer de göremezsiniz.

 
Etiketler: DEĞER, BİLEREK, YAŞAMAK,
Yorumlar
Haber Yazılımı